kader değil prensip
…
şimdi kalk gel desem sana gelmezsin biliyorum
prensiplerin var senin dirayetlisin biliyorum
biraz daha içersem prensibin kaderim olur
olsun sevdiğim ben seni gelmesen de seviyorum.
güzel ve çirkin
kal sen gittiğin yerde geri dönmek dediğin
unutulan bir ağrıyı hatırlamak gibidir
hadi tekrar gir usulca tenin tenime değmesin
her şey değişmiş bak işte her şey değişmiş her şey
değişmemiş bir tek şey, sen güzelsin ben çirkin.
bu sıradan sahneleri biraz parlatabilsem. mesela tezgâha bırakılmış kasımpatı demetini kapıp iki kadın önünde dans ederek bir reverans ile Feride’ye yeniden takdim etsem. o sırada guguklu saatin kumrusu bu eşsiz anı ebedileştirmek üzere yuvasından fırlayıp ötüverse. kapının önünde beyaz atlı bir araba dursa. ben kızı öpüp, Sevim’in faltaşı gibi açılmış gözleri karşısında bir prens olsam.