Yazmadım seni daha,
Sevmeye ayırdım tüm zamanları,
Yazmaya bu yüzden vaktim olmadı.
Ben düşünmeye başlayınca seni
-Ki bu bir önceki düşünmenin sonundan çok öncedir-
İnan ki dağlar, taşlar, inan ki bulutlar, yağmur ve kar
Toprakla su ve gökyüzü, güneş ay ve yıldızlar
Onlar da benimle birlikte
Ve onlar da benim kadar seni düşünürler...
Benim kadar diyemem ama
Yemin ederim onlar da seni özler.
Hep dalgınım bu günlerde
Saati cezveye koyup yumurta tutuyorum,
Bir gün takvime bakmasam yılı unutuyorum.
Aklım başıma gelmiyor, başıma çarpmadan dallar
Yolda yürürken dalıp dalıp gidiyorum.
Nisan'a kaç var diyorum saati sorarken.
Hiç böyle olmamıştım.
Bilenlere sordum; "aşk bu" dediler!
Baba annenin yaptigi gibi çocugun bakımına her asamada katiliyor olsa da esas olarak gelişimin ikincil süreçleri için daha önemlidir. İlk hayir, sınırsız oldugu hayal edilen o anne-bebek-yakinligi duygusundan ilk ayrılık, yani gerçeklikle ilk yüzlesme, dış dünyadaki ilk oryantasyon denemeleri gibi. Baba, ilk sınırlar ve hayatta yeni olasılıkların ortaya çıkması anlamına gelir. Bilinmezlerle dolu bu dış dünyadan annenin yakınlığına kaçmak isteyen çocugun risk alması, bu korku duygusuna tahammül edebilmesi babanın sagladigi emniyet duygusu sayesindedir.
Sosyal psikolog Philip Zimbardo'nun dedigi gibi: "Geçmis herkesin hayatini etkiler, ama her seyi belirlemez. Aslinda hayatimizi en güçlü sekilde belirleyen yasadigimiz olaylar degildir. Yasantilarin kendisinden çok bugün o yasantilar karsisinda takindigimiz tutum ve durus daha önemlidir. Geçmisin kendisi ve onun yorumlanmasi arasindaki fark önemlidir, çünkü degisim için bize umut verir. Geçmiste olanlari degistiremeyiz, ama olanlara karşı durusumuzu degistirebiliriz. Bazen çerçeveyi degistirmek bütün resmin degismesine neden olabilir."
Kendi gücümüze inanabilmemiz ancak bir çocuk olarak baska insanlarin bize güvenebilmeleri, yetilerimizi görmeleri ve desteklemeleri ve bize nasilsak öyle dogru oldugumuz duygusunu verebilmeleriyle mümkündür.