Veee nihayet kitap bitti ama ben de bittim. Güzel miydi, evet güzeldi ama okunması bana çok zor geldi. Orlando, Virginia Woolf'un yakın arkadaşı Vita Sackville -West için yazdığı fantastik bir sahte biyografi.
On altıncı yüzyılda soylu bir aileye erkek çocuk olarak doğan Orlando, birkaç yüzyıl sonra İstanbul'da bir gecede kadın olarak hayatına devam eder.
Kitapta bolca eleştiri var. Her dönem için İngiltere'ye, dönemlerin edebiyatına, çağın ruhuna göre toplumun kadına ve erkeğe yapıştırdığı ve belirlediği şablonlara getirilen eleştiriler başlıcası.
Erkek olarak doğan ve çok hareketli bir yaşam süren çapkın Orlando otuz yaşında iken bir gecenin sabahında uykusundan uyandığında artık bir kadındır. Şimdi burada ben kendi yorumumu belirteyim, Orlando bu duruma hiç şaşırmadı, garipsemedi veya dehşete düşmedi. Gayet normal bir durummuş gibi hayatına kaldığı yerden devam etti. Yazar burada cinsiyetsizliği vurgulamak istemiş olabilir. Hayatın anlamını arayan Orlando için cinsiyetin pek önemi yok. Kadın olarak yaşamaya başlaması ile toplumun bize dayattığı kadın erkek kalıplarına getirdiği eleştirileri çok sevdim. Yeri geldiği vakit bir erkek de ağlayabilir, duygusallaşabilir. Evlenmek veya evlenmemek bir kadının tercihi olmalıdır, toplumun değil. Kitapta çağın ruhu kadın Orlando'ya evlilik baskısını yapmakta Orlando'ya "Kime sırtımı dayayabilirim" sorusunu sordurtmakta ve sol elinin üçüncü parmağına evlilik halkasını geçirmeye çalışmaktadır. Herkesin eşi var, benim de olmalı, o halkayı parmağıma takmalıyım düşüncesi Orlando'nun yazmasına engel olmaktadır çünkü vaktinin büyük kısmı bunları düşünmekle geçmektedir. O çağın ruhu günümüzde de kadınlara bu baskıyı hissettirmiyor mu? Şükür ki günümüzde kadınların kendi başlarına bir birey olduklarının farkına varmaları çağın