Yalnızca iki tür miras var: Düşlerin mirası, düş kırıklıklarının mirası ve yalnızca ikisi biraz önce karşılaştığımız yerde, mabette karşılaşıyorlar. Kuşkusuz seni oraya ya büyük bir düş götürdü ya da büyük bir düş kırıklığı.
- İnsanın huzuru ve memnuniyeti dışarıda değil içindedir. Sıradan bir insan iyiyi ya da kötüyü dışarıdan, yani bir atlı arabadan ya da bir çalışma odasından bekler. Düşünen bir insan ise kendinde bulur.
- Gidin de bu öğretiyi sıcacık, turunç kokan Yunanistan'dan yayın. Söyledikleriniz bu iklime uygun değil...
Evet! Bir organik doku canlıysa her türlü uyarıya cevap vermelidir. Benim yaptığım da işte budur! Acıya karşı bağırarak, gözyaşlarımla cevap veririm. Yapılan alçaklıklara öfkeyle, iğrençliklere tiksinti duyarak tepki gösteririm. Bana göre bu, hayatın ta kendisidir. Bir canlı ne kadar basitse o kadar az duyarlıdır ve uyarılara karşı daha zayıf karşılık verir. Ne kadar gelişmişse, gerçekliğe karşı o kadar fazla duyarlıdır ve daha enerjik bir biçimde tepki verir. Bunu nasıl bilmezsiniz? Doktorsunuz ama böyle temel şeylerden haberiniz yok! *Acıyı küçümseyebilmek, her daim memnun olmak ve hiçbir şeye şaşırmamak için işte tam da şu aşamaya gelmek ya da her türlü duyarlılığı yitirmek için sonuna kadar acıyla yoğrulmak, başka bir deyişle, artık yaşamamak gerekir.*
Mağdurun ümitsizliği, üzüntüsü ve öfkesi kabul görmeden önce ihanet eden kişi suçu kabulü yüzünden övülmemeliydi. Bu kabulün yokluğunda pişmanlık yere bir taş gibi düşerdi. Doğanın kanunu bu, diyordu, içimize işlemiş, bu sırayla yapılması gerekir.