Gönderi

"Sussam Gönül Razı Değil"
Puan vermedi·269 syf.··
2021 9. kitabı
Her şeyin zıttı ile kaim olduğu şu âlemde, Suskunlar’ı anlatabilmek için konuşması gerekiyordu birilerinin. Bu maksadı hâsıl eylemek niyetiyle aldım sazı elime. Sâkitini, kimi zaman dilsiz şeytan kılan kimi zamansa Hakk’a ulaştıran sade ama çetrefilli ‘susmak’ eylemi üzerine temellendirilmiş olan bu kitabı konuşmak zor olacak. Biliyorum, “söylesem tesiri yok” ama “sussam gönül razı değil.” Kitabın; Yegâh, Dügâh ve Segâh adlı üç bölümden oluştuğunu söylemem, sanırım musikî ile ne kadar hemhal olduğunu anlamamıza kâfi gelir. Fakat bu konuya değinmeden evvel yazarın kitap boyunca ustalıkla kullandığını düşündüğüm iki öğeden bahsetmek isterim: Bunlardan biri betimleme, diğeri ise ironi. Yazarın, kitap boyunca beş duyuya birden hitap eden kuvvetli betimlemeleri hayranlık uyandırıcı. Sözgelimi, anlatılan bir çarşı kalabalığını sadece okumuyor tıpkı oradaymışçasına tüm coşkusuyla yaşıyorsunuz. Kâh kırmızı serpuşlu Yahudi bir tüccarla göz göze geliyor kâh denizden henüz çekilmiş ağlardan alınıp tezgâhlarda teşhir edilen taze balık kokusu karışıyor soluğunuza kâh başındaki tepside rengarenk macun satan sıska oğlanın gül macununun tadını duyumsuyorsunuz. Bir yandan göbeğiyle aranızda sadece birkaç santim olan şerbetçinin belindeki kemere asılmış gümüş tasların 'tın tın' sesleri kulağınıza dolarken beri yandan bozuk mallarını satmaya ant içmişçesine bağıran envai çeşit çığırtkan satıcının sağlı sollu doldurduğu çarşıyı kimseye çarpmama ihtiyadıyla telaş içinde arşınlıyorsunuz. Yazarın ustaca bulduğum bir diğer yönü ise kitaba baştan sona hakim olan İronik yaklaşımı. Yazar bu yaklaşımını bilhassa taklidi imandan tahkiki imana ulaşamamış, dogma inançlara sahip kesim üzerinden sergiliyor. Örneğin, verdiği vaazda okuduğu âyetin etkisiyle döktüğü gözyaşları henüz kurumadan muhaliflerine küfürler savuran vaizleri bu yaklaşımla ele alıyor. Çıkarcıları, ömrü hayatında vaftiz olduğundan bu yana vücudu su yüzü görmeyen pasaklıları, malını başkasına kazara yedirdiği için inme inen cimrileri ve daha birçoklarını... Müziğin insan ruhuna olan etkisinin yadırganamaz bir gerçek olduğu konusunda hemfikiriz sanırım. Kitap da bunu tasdik edercesine musikî bir şölen sunuyor okuruna. Belki de İbrahim dedenin söylediği gibi Adem'e üflenen yaşam nefesini soluyoruz hâlâ hepimiz. Ve hepimizin bir yaşam şarkısı vardır. Zira üflenen nefes değil, nağmelerdir belki de. Yaradanın, yegâh makamından başlayıp heftğah makamında es verdiği terennümlerle yarattığı bu âlemde, birer yaradılan olarak musikiden etkilenmemiz gayet tabii aslında. Yaradılışımızdaki bu musikîye aşinalık sebebiyle kitabı okurken Eflâtun’u sağır ve dilsiz bırakan ney ıslığını biz de işitiyor, Veysel Bey'in armudi kemençesinden dökülen içler acısı hüzzamla hüzünleniyoruz. Kitap dilinde bolca eski kelimeler kullanılmış. Bunun muhtemel sebebinin, kitap içerisinde eski tarihin anlatılması olduğunu düşünüyorum. Şahsen eski lisana olan alâkamdan ötürü yazarın dili beni zorlamadı ve yormadı. Tüm bunların yanı sıra yazarın karakterleri için seçtiği isimlerin de gelişigüzel seçilmediği çok açık. Ayrıca mahkumlar, paşalar, dervişler vb toplumun her kesiminden insanı; zindanlar, konaklar, dergâhlar vb pek çok farklı mekânı harmanlaması kitabı zenginleştiren bir başka unsur bana kalırsa. Ve en nihayetinde kahinden şeyhe, Tağut’tan Lazar'a, Batın’dan Zahir’e, Eflâtun'dan daha birçoklarına herkesin sustuğu bu demde bize de susmak yakışır. Susmak, ne çok konuşmak...
Suskunlarİhsan Oktay Anar · İletişim Yayınları · 202611,8bin okunma
··
5bin Gösterim
9 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Nasıl keyifle okudum incelemeyi. Artık bizim yazmayı bırakma zamanımız gelmiş dedim :) Hem kitabın içinde kaybolmadan, hem de kitabı özümseyip mesajlarını taşıyarak finale kadar getirmek ve bunu bir musiki eşliğinde yapmak... Emeğinize sağlık, elleriniz dert görmesin, son cümle de bize tokat gibi oldu ama olsun:) Böyle bir incelemeden sonra ne yazsanız kabulümüz :))
Sümeyra Özat
Gönderi Sahibi
İki gündür beklediğim beğeni ve yorum geldi nihayet. Vehme kapılıyordum neredeyse Resul Hocam :) Estağfurullah, sizin yazmayı bırakma değil, kulaç atma zamanınız. Konu musiki olunca dikkatinizi çekmeyi başaracağımı biliyordum. Bu konuda pek tevazu gösteremeyeceğim. Son cümlede ufak bir dokundurma olduğu doğrudur, inkar edeni taklaya getirsinler :) Beğeni ve yorumunuzun benim için kıymetli olduğunun farkındasınızdır elbette. Sizin de bu konuda tevazu göstermenize lüzum yok. Güzel düşüncelerinizi paylaştığınız için teşekkür eder, saygılarımı sunarım.
Sümeyra Özat
Gönderi Sahibi
Daha önce pek çok kişiden, İhsan Oktay Anar önerisi almış olsam da yazarı okumama özellikle önayak olan Mustafa A. hocama teşekkür eder ve incelememi kendisine ithaf ederim.
Güzel bir inceleme yazacağını biliyordum ama Anarca tarzında yazacağını bilmiyordum.:) Emeğine sağlık çok güzel olmuş inceleme
Sümeyra Özat
Gönderi Sahibi
Teşekkür ederim hocam. Evet, dili pek yormadı beni :)
Okurken ‘keşke hiç bitmese’ dediğim kitaplardan biridir Suskunlar, tıpkı İ. O. Anar’ın okuduğum diğer eserleri gibi... Kendi alanında, üzerine zor çıkılabilecek bir roman. Zaten böyle bir kurguyu yaratmak için gereken bilgi ve birikimi bir tarafa bıraktım, aynen yazınızda bahsettiğiniz üslup, ironi, gerçekçilik gibi diğer detayları dahi böyle dozunda ve ustalıkla aktarmak çok farklı bir seviye. Ve bana göre bu kitaba inceleme yazmak da gerçekten zor. O atmosferi anlatmak için hangi kelimeler yardımcı olabilir ki? Buna rağmen çok keyif alarak okudum incelemenizi. Kesinlikle çok başarılı. Emeklerinize sağlık Sümeyra hanım...
Sümeyra Özat
Gönderi Sahibi
Kitapla ilgili yazdıklarınıza katılıyorum Necip Bey. Anar'ın, tartışmaya hacet olmayan somut bir ustalığı var. Haliyle kalemine yaraşır bir inceleme yazmak da zor dediğiniz gibi. Benimki de bir çeşit karalama zaten :) Objektifliğine güvendiğim bir okursunuz ve bu benim için değerli. Bu sebeple beğenip yorumlamaya değer bulmanız beni mutlu etti. Teşekkür ederim, kaleminize daha sık tesadüf etmek dileğiyle...
Büyük bir keyifle okudum, ne güzel yazmışsınız. Yazar eğer yabancı bir yazar olsaydı, sanıyorum roman yine keyif verirdi ama bu denli tatlı gelmezdi. Bazı yazarlarımız var ki iyi ki aynı dili konuşuyoruz, aynı dilden okuyabiliyoruz diyoruz. Her ne kadar Türkçe gün geçtikçe sınırları daralan bir dil haline getirilse ve belki her birimiz bunda bir parça sorumlu olsak da, kendi dilimizi sanatlı kullanan birinin karşısında, içimizde oluşan duygu sımsıcak ve aidiyet dolu oluyor. Tabi kitap okumak bu kelimeleri korumayı, anlamayı ve kullanmayı kolaylaştırıyor. Ne kadar çok kelime bilirsek konuşmak da dinlemek de o kadar keyifli oluyor. Yazar da bunu yapan biri olarak size ne güzel hisler bırakmış.
Sümeyra Özat
Gönderi Sahibi
Ortak dilin, dilin kullanılış biçiminin ve kelimelerin önemi büyük gerçekten de Kübra Hanım. Bu üç unsuru mükemmel kullanan yazar, sıcacık hisler bırakıyor dediginiz gibi. Bir de buna ironi, tasvir gücü vb becerilerin ustaca kullanımı eklenince kitap iyice sarıyor. Incelemede de bahsettiğim gibi yalnızca okumuyoruz; görüyor, dinliyor ve yaşıyoruz anlatılanları. Güzel yorumunuz için teşekkür eder, iyi okumalar dilerim :)
Reklam
Kitabı okumadığım yazara da pek aşina olmadığım için mevzuu özünde değerlendirmek benim için oldukça zor olacak, peki öyle ise benim de payıma susmak düşer(Di) lakin susamam, okuduğum inceleme şu aciz eksikliğimle beni bir kaç kelam edip hayranlığımı dile getirmeye mecbur bıraktı. Kalemine yüreğine sağlık cancağızım...
Sümeyra Özat
Gönderi Sahibi
Değerli bir okurun sayfasında tesadüf etmeniz ayrıca mutlu etti beni Fatma Hanım. Selamlar ve sevgiler bizden efendim, var olun... Nejla Hanım, yazarın okuduğum ilk eseri. Belirttiğiniz gibi geri kalan kitaplarının da benzer tatlar vereceğine inanıyorum, keyifli bir kalem. Teşekkür eder, iyi okumalar dilerim. 😊