« Bütün kavgamızda kendimiz için hiçbir şey istemedik. Yalnız ve yalnız, bu yurdun bütün yükünü omuzlarda taşıyan milyonlarca insanın derdine derman olacak yolları araştırmak istedik.
Bu ne affedilmez suçmuş meğer! » Sabahattin Ali
√ Markopaşa Gerçeği; Markopaşa dergisinin çıktığı yıllardaki serüvenini anlatıyor. Yazar Mehmet Saydur, araştırmasında yararlardığı kaynakların aslını, Markopaşa ve soyundan gelen gazete sayılarının bir araya gelmesiyle oluşturmuş. Bunun dışında gazeteyi çıkaran yazarların, Markopaşa ile ilgili kitaplarında yer alan anılarına, röportajlarına ve haklarında çıkan yazılara da yer vererek; okurlarını, hem dünü hem bugünü yansıtan belgesel tadında bir yolculuğa davet ediyor.
√ Siyasi bir halk gazetesi olan Markopaşa; halktan gelen sorulara cevaplarla, bilmeceler, fıkralar, ilanlar, şakalar, şiirler ve şarkılarla toplumu ilgilendiren konuları ve döneminde yaşanılanları mizah masasına yatırmıştır. Muhalefetin olmadığı yerde aydının, işçinin ve halkın sözcüsü olmuşlar; yaşanılanları, halkın dilini kullanarak yüreklice anlatmışlardır. Amaçları, güldürme değil, düşündürme olmuştur!..
" Maksadımız, sadece gülmek için gülmek değildir. Gülerek düşünmek ve faydalı olmaktır. 'Marko Paşa' bu dileğini en mükemmel şekilde yaptığına kani değildir. Fakat her hafta daha güzel ve mükemmel olmağa devam edecektir." (ilk sayı)
√ Gazetenin ismi, Aziz Nesin'in Gerçek adlı gazetede yazdığı fıkralardan biri olan "Markopaşa’ya Şikayet" başlıklı fıkrasından geliyor. Birçok isim arasında Sosyalist Partisi işçi üyeleri bu ismi öneriyor. Aziz Nesin de bu fıkranın hatırasıyla 'Markopaşa' ismini teklif etmiştir. Devamını Rıfat Ilgaz'dan okuyalım:
« Biz partinin [Türkiye Sosyalist Partisi] lokalinde gidip gelmeye başladık. (...) Parti lokaline gidip gelen arkadaşlarımız da bizi habire sıkıştırıyorlar.
'Bir mizah gazetesi çıkarın diyorlar.'
Biz bu konuşmalardan sonra soruyoruz onlara: 'Ne çıkaralım?'
'Mizah dergisi çıkarın.'
'Adı ne olsun?'
'Markopaşa olsun.'» (s.14)
√ Sabahattin Ali, Aziz Nesin, Rıfat Ilgaz, Mustafa Mim Uykusuz (karikatürleriyle).. gibi isimler bir araya gelerek, kaleme aldıkları yazıları ile döneminin siyasi olaylarına, gelişmelerine ışık tutmuşlar ve 'ilk gerçek muhalefetin örnekleri'ni vermişlerdir. Bu isimler ve diğer katkıda bulunan yazarlar; yapılan baskılar, toplatılmalar, soruşturmalar, sürüp giden davalara, para cezalarına, hapis cezalarına, dayak ve işkenceye maruz kalmalarına rağmen halkın sesi olmaya, doğru bildiklerini söylemeye devam ederek ana muhalefet görevini üstlenmişlerdir.
√ Markopaşa, ilk çıktığı 1946 tarihinden 1950'ye kadar, "muharrirleri, nezaret altına alınmadığı ve hapse girmediği zamanlarda", ülkemizde ve dünyada cereyan eden tüm mücadele ve tartışmaları; sözünü esirgemeden, cesur bir tavırla halka aktarmaya devam etmiştir.
• Türkiye II. Dünya Savaşı'na fiilen girmediği halde, olumsuz etkileri sosyal, ekonomik ve siyasal hayata yansımış. Türkiye'nin takip ettiği temel politika savaşı sınırlardan uzak tutmak olsa da savaşı görmeyen halk, açlığı ve yokluğu en şiddetli şekilde yaşamıştır.
• Soğuk Savaş dönemine geçiş süreci Türk-Amerikan ilişkilerinin yeniden biçimlenmiş. Truman Doktrini ve Marshall Yardımları ile birlikte gelişen süreçte finansal yardıma başlayan ABD, karşılığında Türkiye'de serbest seçimlere dayanan demokrasi düzeninin yerleştirilmesini ve Millî Şeflik, "5 yıllık kalkınma planları" ve "Köy Enstitüleri" gibi uygulamaların kaldırılmasını talep etmiştir. Markopaşa yazarları, Köy Enstitüleri'nin kapatılmasının -Atatürk Devrimleri- karşıtlarınca başlatılan bir karşı devrim hareketi olduğunu savunmuş yazılarını bu yönde kaleme almışlardır:
"Emparyalizme karşı verilen Kurtuluş Savaşı ve devrimler zinciri anlayışından Atatürk'ün ölümüyle birlikte vazgeçilmiş olması, yeniden emparyalizme hizmet eder duruma geçilmesi Markopaşa'nın ana hedefi olmuştur." (s.27)
√ Türkiye’nin ABD ile yakınlaşmasına bağlı olarak komünizm taraflı yazılar ve daha birçok yazı 'yasaklı' hale gelmişti. 'Basın Kanunu'na dayanarak gazete ve dergi kapatma yetkisini ölçüsüz bir biçimde kullanan sıkıyönetim idaresi, basın üzerinde katı bir denetim mekanizması kurarak gazetecilere yönlendirmede bulunmuştur. "Aydınlar, yavaş yavaş gördükleri haksızlıklardan, eşitsizliklerden, adaletsizliklerden dolayı iktidardan uzaklaşmışlardır." Kısacası; aydınlara baskıların arttığı, karşı devrimci tohumlar ekilmeye başlandığı, Atatürk devrimlerinin dışına çıkıldığı, her şeyin iktidar denetiminde olduğu bir süreç. Gazete çıkarmanın, kitap yayınlamanın, yazı yazmanın imkanı olmayan bir devir. Naylon demokrasi devri.. Sık sık kitap, gazete ve dergi toplatmalarının olduğu bir sansür devri.
√ Hükümetin en çok korktuğu yayın araçları arasında başta mizah geldiği için Markopaşa dergisine bilenen sebelerden dolayı baskılar artmış, dergi 25 Kasım 1946'dan 1950 Temmuz ayına kadar geçen 4 yılda, yedi ayrı isimde çıkmıştır:
• Markopaşa ( 23 sayı + 17 )
• Merhûmpaşa ( 4 sayı )
• Ali Baba ( 4 sayı )
• Malûmpaşa ( 5 sayı )
• Yedi-Sekiz Paşa (4 sayı)
• Hür Markopaşa (19 sayı)
• Medet
Bu süreçte 10 kez yazı işleri müdürü, 9 matbaa, 10 adres değiştirerek 77 sayı çıkabilmiştir. İlk sayısı ile son sayısı arasında 3 yıl, 4 ay, 28 günlük bir süre vardır ve bu 176 hafta demektir. Haftalık Markopaşa ve soyundan gelen gazeteler ancak 77 sayı çıkabilmiştir. Tam 99 hafta çıkmamıştır. 77 sayısı çıkabilen gazeteye 28 dava açılmış, 4 yazar hapse girmiş, toplam 8 yıl, 3 ay, 7 gün ceza almışlardır. İlk sahibi Sabahattin Ali, faili meçhul bir cinayete kurban gitmiştir. (289)
√ Bu kitabı; Sabahattin Ali'nin 'Canım Aliye Ruhum Filiz ile Markopaşa Yazıları ve Ötekiler'i okuduktan sonra kafamda oluşan bazı soru işaretlerine cevap bulmak için https://1000kitap.com/Nordavind önerisiyle okudum. Kitapta aradığım cevapların daha fazlasını buldum. Sabahattin Ali, Aziz Nesin ve Rıfat Ilgaz'ın hikaye ve romancı kimliklerinin dışında düşünür, vatansever kimlikleriyle tanımış oldum. Yazıların çoğu, günümüzde de geçerliliğini koruyor bu nedenle herkesin okuması ve üzerinde düşünmesi gerekiyor. 'Markopaşa Yazıları ve Ötekiler' ile 'Markopaşa Gerçeği' adlı bu iki kitabı da meraklısına tavsiye ediyorum. Yazarın kitabın sonunda yer alan 'Sonsöz Yerine' kısmından aldığım iki alıntı ile incelemeyi bitiriyorum.
" Markopaşa'dan bugüne pek bir şeyin değişmediği, yalnızca kişilerin değiştiği ama aynı rollerin yine oynandığı görülüyor. Dolayısıyla Markopaşacıların yazdıklarının geçerliliği sürüyor." (s.292)
'Kemalizmden kopuşla başlayan süreçte bugünlere neden ve nasıl geldiğimizin yanıtını Markopaşacılardan öğrenmeliyiz. Çözüm için nedenler düşünmeli, yeniden tam bağımsız ulusal bilince dönmeli ve halka inmeliyiz. (s.294)