“Bu dünyada ne bir insan ne de bir nesne sonsuza dek yaşar. Ama öleceğimiz bilgisi yalnızca bize bahşedilmiştir. Ve bu da dünyadaki en değerli lütuftur.”
(Gorô Miyazaki/Yerdeniz Öyküleri)
Günübirlik Hayatlar, Yalom'un çeşitli terapilerinden derlediği 10 öyküden oluşur. Kitap, adını son öykü olan ‘Günübirlik Hayatlar’ adlı öyküden almıştır. Yazar bu ismi, Marcus Aurelius'un ‘Düşünceler’ adlı eserinde geçen “Hepimizinki günübirlik hayatlar; hatırlayanın hatırlanandan farkı yok. Hepsi geçici. Hem anılar hem de onların nesnesi. Her şeyi unutmuş olacağın günler kapıda, her şeyin seni unutacağı günler yakın. Bil ki çok geçmeden hiç kimse ve hiçbir yerde olacaksın.” alıntısından esinlenerek koymuştur.
Çoğu okur, gerçek terapilerden derlenen bu öykülerin gizlilik ihlaline yol açıp açmadığını merak ediyor. Yalom gibi deneyimli ve özenli bir psikoterapistin etik ihlaller yapmayacağını bilsek de yazar, okuyucuların merakını gidermek için kitabın sonunda bu konuya dair küçük bir açıklama notu düşmüş. Hastalarının tanınmaması adına kimliklerinde yaptığı değişiklikler, ekleme ve çıkartmaların yanı sıra öykülerinin yayımlanabilmesi için kendilerinden yazılı izin de almıştır. Peki bir psikoterapist yahut da benzeri meslek çalışanları, vaka çalışmalarını neden paylaşmak ister? Bunun temel sebebi, meslektaşlarının ve ileride meslektaşları olacak öğrencilerin bu deneyimlerden faydalanmalarını sağlamaktır ki bence bu çok faydalı bir destek kaynaktır. Günümüz ruh sağlığı çalışanlarının bu kaynakları da baz alarak kendilerini revize etmeleri gerektiğini düşünüyorum. "Elf gözlerin neler görüyor Legolas?" dercesine ağzın içine bakan danışanlara, “Meğer ne çok yorulmuşsun, incinmişsin...” benzeri cümleler artık yeterli gelmiyor. Hele ki son dönem psikoloji temelli dizilerden sonra bu tarz cümleler çok klişeleşti ve sağaltıcı etkisini neredeyse yitirdi.
Günübirlik Hayatlar kitabındaki öykülerde: bitirilmemiş işler, ölüm kaygısı, yaşam motivasyonu, yas gibi ortak konular ele alınmıştır. Bilhassa ölüm teması ön plandadır. Bütün varoluşçu psikoterapistler gibi Yalom da ölüm temasını sıklıkla işliyor. Kitaplarının hemen hepsi bu konu merkeze alınarak veya bu konuya değinilerek yazılmıştır. Ayrıca kitaptan öğreniyoruz ki Yalom, kendi ölüm kaygısı ile baş edebilmek için varoluşçu psikolog Rollo May'den terapi almış. Çünkü danışanlarının ölüm kaygısı ile şeffaf bir şekilde çalışabilmesi için öncelikle kendisinin bununla baş edebilmesi gerekmektedir.
Nedir ölüm? Her canlının şüphesiz günün birinde tadacağı bilinen bu mefhum, hariçten gelip dahile ulaşmaktır belki de. Yaşam ise bu ikisi arasında geçen ve nasıl geçeceği kısmen de olsa bizim elimizde olan yolculuktur. Peki ya nasılsa biteceğini bildiğimiz bir yolculuğun niteliği bu kadar çabaya değer mi? Miyazaki’nin ‘Yerdeniz Öyküleri’ adlı animesinde geçen şu diyalogda sorumuzun cevabını bulabiliriz belki:
– "Neden yaşam için mücadele edelim? Nasılsa bir şekilde sonlanacağını biliyoruz."
– "Hayat, öleceğimizin farkında olduğumuz için çok değerlidir. Sen ölümden değil, yaşamaktan korkuyorsun. Sahip olduğun tek hayatı yaşamaktan korkuyorsun!"
Sözün özü, bize bahşedilen tek hayatı (eğer Hinduizm inancını benimsemiyorsak tabii:) yaşamaktan korkmayalım. Bir gün bitecek olan yolculuğumuzu en anlamlı şekilde tamamlayabilmek ve geriye dönüp baktığımızda ardımızda bitirilmemiş işler bırakmamak adına yaşam, tüm çabalara değer bence...