Gecenin yarısı Çakırcalı Efe'yi okuyup bitirdikten sonra sıcağı sıcağına, olayları unutmadan, söyleyeceklerimi söylemek istedim. Öncelikle bu Yaşar Kemal'den okuduğum ilk kitaptı, bir yaşam öyküsü olduğundan mı yoksa başka bir şey mi bilemiyorum, kitap beni çok etkiledi. Sonuyla zaten canım yandı ama nedense o destansı hikâyenin süreci beni üzdü.
Bu kitabı basmaya 1956 yılında değil, on altı yıl sonra ilgisini çekerken yayınlamaya karar vermiş. Yoksa bu bir gazete haberiymiş.
-Spoiler gibi bir kısım-
Kitap boyunca içimden, "Çekirge bir sıçradı, iki sıçradı.." diyip durdum. Zaman zaman beni çok güldürdü, ama üzen kısımları daha çoktu.
Çakırcalı Efe bu öyküye isteyerek başlamayınca zaten kötüleşiyor her şey. Anası Hatçe başlarda bir söz ediyor, "Osmanlıya güven olmaz!" Belki de tüm hayatı boyunca bu sözü duymaktan, Efe fakirin fukaranın yanında bir güneş gibi duruyor. Haksızlıklara karşı yoksulu, hükümete karşı koruyor. Çok da vicdanlı bir yiğitti. Tarihimizde böyle efelerin olduğunu öğrenmek beni çok ama çok mutlu etti.
Bir de ilgimi çeken, internette araştırma yaparken Çakırcalı'nın diğeri adının Çakıcı olduğunu öğrenince şöyle dedim, "Aa, Sabahattin Ali'nin öykü kitabı yok muydu böyle bir şeyle ilgili?" Evet, doğruydu. Pdf kitabı yükledim. O kitap ne zaman basıldı tam olarak bilemiyorum ama göz gezdirdim pdfe, farklılık var gibi. Muhtemelen bu kitap geç çıktı ama aralarında on on beş yıllık bir ara olduğunu sanmıyorum, çünkü Ali'nin kitapları ülkemizde yıllar sonra 1965'ten sonra basılmaya başlamıştı.
O öyküyü okuyunca da inceler, altlarını karıştırırım. Çok severek okudum, okuyun derim. Başlangıç için çok da uygun bence.. Kalemine sağlık Yaşar Kemal. Çakırcalı EfeYaşar KemalSabahattin Ali