1000Kitap Logosu

Gönderi

C.Oğuz
Yeraltından Notlar'ı inceledi.
140 syf.
·
6 günde
·
8/10 puan
Yeraltından notlar, insanın iç dünyasına ulaşan bir eser. Dostoyevski’nin bundan bir önceki eseri olan “Suç Ve Ceza” insanın ruhen ve davranışsal olarak yansımalarına yer vermesinden sonra bu eserinde yine insanlığı kaleme alarak onlara asla yaranılamayacağını, nankör bir varlık olmaktan kendini geri alamayacağını ve daha da önemlisi bu şekilde davranırken bile kendini hala rahatça insan sayabilecek canlılardan söz etmiş. İki bölümden oluşan bu eser ilk bölümünde insanların davranışlarını ve davranış sonrasında ufak tefek sorular içine saklanmış vefadan, duygulardan ve yapılması gerekenlerden ya da yapılmaması gerekenlerden fark ettirmeden kalem ucu değdirerek şaheser koymuştur ortaya. İnsanlar kendi içlerine çekilerek ruhen kendini iyi hissettirecek düşünceleri eyleme çevirmektedir bunu hepimiz biliyoruz. Bazı insanlara kötülük iyi geliyor ve sonucu da yine kötü doğuruyor. Dostoyevski, cesurca bu insanların iflah olmayacağını ve buna aldanan insanların da hiçbir şekilde kendini insan olarak göremeyeceğini vurguluyor. Aslında felsefi açıdan daha geniş bir pencereden baktığımız zaman vermek istediği mesajı anlayabiliyoruz lakin insanların duygusal yaklaşımı ve vicdani hisleri yazarın dediklerini tersine sergileyecek eylemlere yön verdiğini söyleyebilirim. Kitabı okumaya başladığımda, incelemememi nasıl yazsam diye düşünüyorum aslında okuduğum çoğu kitapta bunu düşünüyorum ama felsefe yorumlaması daha farklı. Okurken, yazarın kendini ve tecrübelerini yıpranmış bir hayat gibi yansıtması insanın içini burkuyor. Çünkü tadını ve tecrübesini almış ve bundan sonra yaşamdan bir şey beklemiyorum der gibi dökülen kelimeleri biraz düşündürüyor. Paylaştığım bir alıntıda, “Ruhumda, cinayet işlenmiş gibi bir ağırlık var”(117) sanki bütün duygularını ve söylemek istediğini tek cümlede bahşetmiş gibiydi. Ruhunda öyle bir ağırlık taşıyordu ki kelimeleri dayanamamış da yerle bir olup notlarını kağıtlara dökmüştü. Sanki insanı anlayan üç varlık; kalem, mürekkep ve kâğıt gibi… Yazar, kendinden nefret eder gibi döktüğü kelimelerini insanlıktan nasibini almış ve artık beklentilerinden bile bir şey beklemeyen insan profilinde görünüm sağlamış. Aslında çok da yanlış bir tavır takınmamış. Düşündüğümüz zaman zaten kimseden bir şey beklememen gerektiğini anlıyorsun. Herkesten her şeyi bekle ama kimseden bir şey bekleme. İşte yeni dönemin felsefi kanunu olarak kabul edebiliriz ya da olması gereken akım. Yaşadıklarını duygusal çekimle kaleme alan yazar, uzaktan, dokunulmaz ve yukarıda belirttiğim gibi kalem, kağıt ve mürekkebiyle kendini toplumdan soyutlar ve yaşamaya başlar. Hatta bu düşünceyi efsane şekilde betimleyen bir alıntısı; Kendi kendinizi aldatarak avunuyorsunuz”(139). Yaşadığınızı varsaymak yaşadığınız anlamına gelmiyor. Kendinizi iyi hissetmek iyi insan olduğunuz anlamına gelmiyor. İçinizdeki iyilik eyleme dönüşmediği sürece iyi insan olmak düşüncede kalıyor bu da yazarın aksetmek istediği düşünceyi ve yakınmayı doğrudan doğruya size aktarıyor. Daha güzel bir değinmeden söz edecek olursak; çok bilmek insanı zeki yapmıyor yazara göre. Çok haklı. Bilmeyi herkes farklı algılamış yaşadığımız toplumda. Çok bilmek aslında sandığınız kadar iyi değil. “her şeyi fazlasıyla anlamak bir hastalıktır” (7)… anlamak ve bilmek birbirini tamamlayan iki kavram. Önce anlarsınız sonra bilirsiniz. İşte yazarın anlatmak istediği. Bir sayfasından bir an için insanların aptal olmadığını farz edelim diyor başka bir noktada fikrini değiştirip aptal olmasa bile dehşetli nankör olduğunu vurguluyor. Yazık ne noksandan eksik toplumuz. Bunu düşünmemek imkânsız. Yeraltında artık yapabileceği en iyi şeyin bir şey yapmamak olduğunu vurgulamış. Yazılarımı nasılsa kimse okumayacak diyor sonrasında ise keşke yazmasaydım gibi hisleri kaleme alıyor. İnsanı bu kadar ikilem içinde bırakan bir toplum için ancak yeraltı örnek verilebilirdi. İkinci bölüme ait spoiler vermek istemediğimden ufak bir bilgi vermek istiyorum. Yeraltı ile bağlantılı düşüncelerini notlara yani yaşanmış anılara dökmüş kısmını oluşturmuş. Okumanızı tavsiye ederim. Kaleminizi, aklınızı ve gözlerini dolduracak eserleri tercih edin. Dostoyevski’ye karşı bir sempatim var. Kafamı açıyor. Yazarın düşünceleri bana sakinleştirici gibi geliyor. Hepsinden ziyade alıntı paylaşmayı seviyorum neyse ki altını çizebileceğim bir çok sözü vardı. Okumanızı şiddetle tavsiye ediyorum. İyi okumalar.
Yeraltından Notlar
8.6/10
· 72bin okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
3
Yorum
3
Paylaşım
469
Beğeni
Yorum yapabilmek için giriş yapmanız gerekmektedir.
En Yeniler 
Erdal ÖZAYDIN
Elinize yüreğinize sağlık, incelemeniz ve analiziniz harikulade bir okuyucu olarak emeginizden ötürü teşekkür ederim
5
2
5 YANITIN TAMAMINI GÖSTER
C.Oğuz
E. Sedrettin Hintbahar teşekkür ederim. Bu güzel düşünceniz ve yorumunuz için. Çok mutlu oldum yazınızı okuduğumda. Sizin gibi okur severlere yazmayı seviyorum. Dilerim diğer incelemelerim hakkında da bu güzel yorumunuz gelir. Okuduğunuz için ben teşekkür ederim 😊😊
2