Giriş Yap
Alper Deveci yorumladı.
68 syf.
·
3 günde okudu
·
Beğendi
·
9/10 puan
"Onu sevmek, nefes almak gibidir. Gel de nefes almaktan vazgeç şimdi" demiş Mevlana. Sevmek, şansın yoksa yaşarken ruhen ölmeyi göze almaktır. Stefan Zweig' in Satranç kitabını okudum ve beğenmişle beğenmemiş arasında kaldım. Yalnız iyi olan bir tarafı var bu yazarın; olay örgüsü kuvvetli ve okurken film izliyormuşçasına bir his uyandırıyor. Bu yüzden şansımı Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu kitabında denedim ve bayıldım. Kitabı kesinlikle tavsiye edeceğim için spoiler vermeden yoğunlaştırılmış duyguların kenarlarından kalemle geçmek istiyorum. İnsan bir defa aşık olabilir ve eğer bir çok defa aşık olduğunu idda edebilen varsa hiç aşık olmamıştır çünkü şanslıysan aşk bir defa uğrar ve gider. Karşılıksız aşk, bedenen yaşayıp ruhen hayata veda etme cesaretidir bana göre. Herkes aşkı farklı şekilde yaşayabilir ama bazıları yaşayamaz ve yazmaya çalışır. Bilinmeyen bir kadından bilinen bir adama yazılan bu mektup sevgisiz ve sadakatsiz geçen bir ömrü kaleme almış. Yaş küçük, aşk kapıda ve sevdiğin kişi sadece kapı altından bir ayak sesi... Bir hayatı bir zarfa sığdırmış, halinden memnun, yaşama çocukluğundan ruhen veda etmiş bir kadın kaç kişiye nasip olur bilmiyorum. Seviyorsun, unutluyorsun tanınmayan bir yüz haline geliyorsun ve sevdiğin insanın yüzünü her insanda görüyorken, sevdiğin insan senin yüzünde hep tanımadığı farklı yüzler görüyor. Evine giriyorsun, hayatına dokunuyorsun, şansın varsa bir iki kelime konuşup nefesini hissediyorsun şansın yoksa uzaktan izleyip ölmeye devam ediyorsun. Bir ölümü bir kelime ile anlatabilirsin ama kağıtlara dökülen ölmeyi dinlemek kolay değil. Ellerinde titreme, gözlerinde buğulanma ve vazonda artık gül yoksa her şeyin sonuna geldiğini anlıyorsun. Bir sabah uyanıp o vazoyu boş görmek artık asla dolmayacağının bir belirtisidir. Her gece farklı koku alıp aynı şeyi yapan bir erkek en fazla tanımadığı kadın ölene dek sevilir sonrası yalnızlık ve boş vazo... Karşılıksız sevmek cesaret ister bana göre. Onu başka insanlarla görmek, evinde farklı kokular almak ve bunu sindirmek, bir de her yıl gönderdirğin o güller başka ellere de dokunuyorsa cesaret vazgeçilmez bir hal alıyor. Güzelsin, gençsin, sevdiğin insandan büyük bir hatıra ama tek bir insan aklında... Bunun ne demek olduğunu şuan okuyan bazı arkadaşlar anlamıyor çünkü yaşamadan bazı şeyler anlaşılmıyor. Bilinmeyen kadın bu yüzden sevilmeyi değil sevmeyi tercih etmiş. Fuzuli’ye sormuşlar: “sevmek mi daha güzeldir, sevilmek mi?” “Sevmek” demiş; “çünkü sevildiğinden hiçbir zaman emin olamazsın.” Değil sevilmek asla tanınmayan uzaktan gelip geçen bir araba sesi gibiydi bilinmeyen kadın. Köpeğin en önemli ve belki de tek özelliği sahibine sevenlerine sadık kalabilmesidir. Adam sadakatsiz, sadık kalamayan biriydi. Kadın neyse adam tersiydi. Sevmek, sevdiğinin yürüdüğü yolu, okuduğu kitapları, dinlediği şarkıları, kullandığı kalemi, kitaplarında yazdığı cümleleri, taktığı kravatı, saati, giydiği çekete kadar bilme arzusurdur. Bazılarımız böyle şeylere burun kıvırıp köşeye çekiliriz bazırlarımızsa sevdiğinin giydiğini, evden çıktığı saati gördüğü için kendini şanslı hisseder. Görmeden aşık olan kaç insan vardır acaba? Sadece kullandığı kalemden, kitabına görüp yüzünü görmeden yaşanılan o aşk kaç kişiye nasip olur? Mevlanın sözünü incelememe ekledim çünkü aşkın öldürmesi değil nefes aldırması gerektiğine inanıyorum. Bilinmeyen kadın hiç sevildiğinden emin olamadan nefes aldı. Bu seven bir kadının yapabileceği en güçlü ayakta kalma şekildir. "Okyanusta ölmez de insan gider bir kaşık sevdada boğulur" demiş Cemal Süreya. O mektup bir kaşık sevdada boğulan bir kadının mektubu. O mektubu, o duyguları, o kısa filmi hayalinizde izlemeyi kesinlikle tavsiye ediyorum. Okuduğum en muhteşem kısa bir günlük romandı. Bazı yerleri aynı duyguları farklı şekilde dile getirmiş ve uzun uzadıya bahsedilmiş. Dili akıcı aynı zamanda dediğim gibi bir günde okuyup bitirebileceğiniz bir roman. Romandan keyif alabilirsiniz. İyi okumalar dilerim.
·
Yorum yapabilmeniz için giriş yapmanız gerekmektedir.
Giriş Yap
Öne Çıkanlar
Öne Çıkan Yorum
Çok güzel anlatmışsınız.Ama şu da var cıkardığınız her sonucu birer adam sayesisinde cıkarmışsınız.Yani var olma meselesi belki siz roman hakkında kadın piskolojisine girmişsiniz ama ne yazık ki aşk acısı sevda acısı sadece kadınlara özgü değil,nerden baksak okuyan çizen kültürlü feministler hep sanki keni varmış gibi davranıyorlar malesef belki siz değilsiniz ama yine de içim de ki şuraya yazim.Siz kadınlar sizin içinizde de şeytanlar, pislikler, baykuşlar mevcut bunu anlayın bizde de sevip sevdiğini her saniye düşünen onu hiç görmemesine rağmen kendine bir can gibi zaneden,ne yapar ne eder diyip kendini yiyenler mevcut.Demem o ki bu konu insanlık açısından bakılmalı ve ne kadar kötü insan varsa o kadar iyi insan var Allah herkese iyi insan nasip etsin 🤗.
Güzel bir yorum olmuş. Tam istediğim bir eleştiri. Çok teşekkür ederim. Kesinlikle aşkı ziyan edebilecek tek taraf erkek değil. Asla taraf tutmam. Kitabın konusuna gelince ne yazık ki adam bahsettiğiniz konumda. Bir konuda çok haklısınız kadın olmasa aşk olmaz ve yine erkek olmasa aşk olmaz. Ama normaldeki düşüncemi belirtirsem eğer sevebilen ve sadık kalabilen bir çok erkek gördüm. Aslında şöyle söyleyebilirim, benim genel olarak gördüğüm erkekler aşka olan acısını gizleyemez bu yüzden biraz daha ön planda tutarım eğer hayattan yazsaydım incelememi. Kadınlara gelirsek açıkçası fazlaca erkek arkadaşı yeğlerim nedenini de az çok tahmin edersiniz. Sizinle aynı fikirdeyim. Genel anlamda inceleme dışında yazsaydım kesinlikle objektif yazabilirdim. Ve bu güzel yorumunuz ve fikriniz için teşekkür ederim 😊
Fuzuli’ye sormuşlar: “sevmek mi daha güzeldir, sevilmek mi?” “Sevmek” demiş; “çünkü sevildiğinden hiçbir zaman emin olamazsın.” Fuzuli eminim bugünlerde aynı sözü söylemezdi; kimse artık ne yaptığının farkında değil.
Çünkü herkes sevgiyi bile çıkarları için kullanıyor. Bir milyon insan tanısam bir günde yüzde 80'i sevmeden seviyorum der. Ne sevilmek kalır geriye ne de sevmek. Sevilmek güzel duygudur ve sevmek daha güzeldir çünkü insanı sıradanlıktan çıkarır ama herkesin kendi tercihi sevgiyi kullanıp zavallı kalmak.
Reklam
·
Reklamlar hakkında
Zweig'dan bir sürü kitap okudum her birinin yeri ayrı diyebilirim ama en en sevmediğim eseri bu olabilir. Siz o kadar derin ve güzel anlatmışsınız ki. Kendimde sorun aradım ve yeniden okuma isteğine düştüm. Kitaplar her insana ne kadar farklı duygular hissettiriyor deseler bu yorumunuzla kendi yorumumu öne çıkarırdim. Bu güzel yorum için emeğinize sağlık 🙏🌸
Şunu eklemek istiyorum; kitaplar bile yaşadığın duygulara göre şekilleniyor. Ya da bir dönemde beğenmediğin bir kitap kendini geliştirdiğin bir dönemde beğendiğin eserler arasına girebiliyor. Bende eskiden aşk romanlarını severdim ama lise dönemimde kaldı. Şimdi olay örgüsü iyi olan eserler arıyorum. Ama bence de bir gözden geçirin belki kaçırdığinız bir şeyler vardır. Bu arada fikrini söylediğin için de bu güzel yorumun için de teşekkür ederim 😇😊😊💜
Affınıza sığınarak bir gözlemim olacak. Karşılıksız aşkın size göre bedenen yaşayıp, ruhen yaşama veda etme cesareti olduğunu ifade etmişsiniz,imkansız aşkta öyle bana göre.. Sevilmeyi değil sevmeyi tercih etmesi, aşkın öldürmesi değil de nefes aldırması gibi ince detayları ele alıp yorumunuzun naifliğine hayran kaldım. Nacizane gözlemim ya gerçekten KARŞILIKSIZ AŞK ı yaşadınız, ya da ruhunuzun inceliğinden dolayı her bir detayı farkettiniz. Emeğinize sağlık..
Yorumunuza bayıldım. Karşılıksız aşk yaşamadım ama her ilişkide olduğu gibi arada bir sorunlar yaşadım. Gözleminize gelmek istiyorum; çok severek okudum. Aynı zamanda ilişkimde zorlayıcı sorunlardan dolayı sanırım biraz sağduylu olmuşum. Bu da okurken bile olmayan bir roman karakterinin duygularını da yakınından geçmeme neden oluyor ve kelimelerin de kendiliğinden dökülüyor. Ama umarım hiç bir insan karşılıksız bir aşkla sınanmaz. Doğrusu karşılıksız aşk bile bazı insanlara çok yakışıyor. Düşünceniz için çok teşekkür ederim 😊
Mektup kadar sarsıcı bir inceleme. Ve bilinmeyen bir kadının edebî anlatımı; bilinen yaşanmışlıkları sineye hapsedip, sonra da kitabı okurken dile gelmiş gibi âdeta. Ayrıca yazarın genel olarak kalemine ve okuyucu üzerindeki etkisinin şekline değinmiş olman da, incelemeye bir bütünlük katmış. 🤗
Teşekkür ederim yorumun ve düşüncen için.
Yorum görüntülenemiyor.
Müthiş bir inceleme, elinize sağlık 😊
Teşekkür ederim güzel yorumun için 😊
Tanrı deyir: Kimi benden çok sevsen,onu senden alaram... ve elave eder; onsuz yaşaya bilmerem deme, seni onsuzda yaşadaram..
Uzak olmayan bir gelecekte, kendi yapıtını ortaya koyacak birikime sahip bir insanın güzel anlatımlarını izleme keyfini yaşatıyorsunuz.
Çok teşekkür ederim. Beğenmenize sevindim. Umarım yazacağım tüm incelemelerde bu fikirde olursunuz 😊😊 iyi okumalar dilerim
21 öğeden 1 ile 10 arasındakiler gösteriliyor.
©2022 · 1000Kitap Web Uygulaması · 2.28.17