"Acılar tıkandıkça bende, hep seni seslendirir.”
Puan vermedi·115 syf.··
Beğendi
·
2021 124. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 09 Ekim 2021 10:10
Nasıl söylenirse söylensin, nasıl yaşanırsa yaşansın bugünün dünde, dünün de bugünde hakkı var. Anımsadığımız her an 'şimdi'nin loşluğundan yahut ışıltısından izler taşıyor. Ne kendimizde, ne de bir başkasında yeniyiz, fakât izler bambaşka manzaralara sürüklüyor bizleri... Kim belleğinin üstüste iki nefesinde aynı görüntüyü verdiğini iddia edebilir? Hatırlamaya başladığımız ilk andan, belleğimizin dayandığı son ana kadar, sayısız değişime ve dönüşüme uğrayan anlar, hareketsiz birer külçe gibi ilk anın dehşetini yahut sevincini taşısaydı, buna katlanabilir miydik? Eser, birkaç ay evvel İkincil Parkinson ile birlikte Alzheimer teşhisi konulan annemin (kayın validem), yaşadığı evreleri daha iyi anlayabilmek için okumak istediğim bir eserdi. Draaisma psikolojik anlatımların okuru yer yer sıkıntıya sokabildiğini keşfetmiş olacak ki, 115 sayfayı bir solukta okuyabileceğiniz akıcı ve keyifli bir uslup geliştirmiş. Bunu Demans hastası bir yakınınızın ellerini avuçlarınızın arasına alıp ondan öyküsünü dinliyormuşsunuz gibi, eski bir fotoğraf albümünü karıştırıyormuşsunuz gibi, geçmişinizde ve geleceğinizde yapacağınız yolculuğunuza eşlik ederek yapıyor... Bundan 6 ay evvel bir bayramda kayınvalidem, 40 yaşındaki oğluna durmadan gelenlerin elini öptün mü, hal hatır sordun mu gibi sorular sormaya başladığında, bir şeylerin ters gittiğini anladık. Kendisi sevecenliğiyle ve içtenliğiyle hepimizin gönlünde taht kurmuş bir sultandır.Muayene sonrası endişelerimizin yersiz olmadığını anladık. Zira 40 yaşında ki oğlunu küçük bir çocukmuş gibi telkinlerle yönlendirmeye çalışırken, muhtemelen kendisi de 20'li yaşlarda ki anılarının içinde nefes alıp veriyordu. İlk belirtilerden biri, çok uzak bir anının şimdi yaşanıyormuş gibi bir anda parlayıp bütün belleği bununla meşgul etmesiydi. Ve sonra bu anılar, anıların anısına dönüşecek ve artık sadece belge gibi bir fotoğrafın anımsattıklarına kadar gerileyecekti. Eserde en çok ilgimi çeken iki husustan ilki, esere de ismini veren "Sıla Hasreti Makinesi" ve "Hatırlama Efekti." kavramları... İlk duyulduğunda şiirsel bir tınısı olan "Sıla Hasreti" bir hastalığın adı; Nostaljia hastalığı... Doğup büyüdüğü evden ve topraklardan savaş, açlık ve işsizlik yüzünden göç etmek zorunda kalan, başlarda masum hüzün, uykusuzluk ve iştahsızlıkla kendini belli eden ve zamanla ciddi bir depresyona dönüşen bu hastalık, artan iletişim ve ulaşım imkanlarıyla azalmış olsa da hâlâ insan diline, kültürüne ve inançlarına yabancılık duyduğu bir ülkede Nostaljia hastalığına yakalanabiliyor. Draaisma, etkileyici bir saptama da bulunuyor ve bu hastalığın doğasını Demans'a (unutkanlık hastalığı) benzetiyor ; "Asıl sıla hasreti fabrikası herkesi birer göçmene dönüştüren zamandır.Yaşlılıkta insan hiç başvurmaksızın bir göçmenlik bürosu tarafından uzaklara gönderildiği sonucuna varır haberi bile olmamıştır. Olduğu yerde kalmış, aşina olduğu bir çevrede yetişmiş bile olsa hatıralar artık gençliğinin ülkesinde yaşamadığını kafasına dank ettirir. Kişi yerinden yurdundan hiç ayrılmasa da yabancı bir ülkeye varmıştır. " İlgimi çeken diğer kavram, bellek eğrisinde ortaya çıkan hatırlama tümseği ve bunun yaşamımıza etkileri oldu...Hani dilimizden düşmeyen 'bizim zamanımızda ne müzikler vardı vay gidi, şimdikiler de müzik mi' cümlesi vardır, ya da 'eski filmler bambaşkaydı evladım.' bilmişliği :) Bunlar sevdiğimiz kitaplar ve dergiler için de geçerlidir. Aslında her insanın, benim zamanım dediği, ilgilerinin ve beğenilerinin en yoğun olduğu dönem yirmili yaşlarının ortasına ve hatırlama eğrisinin zirvesine tekabül ediyor. Bir bakıma en iyi anımsayabildiğimiz beğenilerimiz, bizim için tesiri en güçlü olan, unutulmazlar listesini oluşturuyor. Daha sonra bu eğri zamanla düşüşe geçiyor ve yaş ilerledikçe birkaç dakika sonra yapmamız gereken günlük işleri dahi unutabilecek hale geliyoruz. Bellek, doğumdam ihtiyarlığa nasıl bir seyirle çalışıyor? Bu sorunun tıbbi yönlerini de merak ediyorsanız, bu eser ilginizi çekebilir ve aramızda 20 ile 35 yaş arasında okurlar varsa, onlar için torunlarına anlatabilecekleri kadar güçlü bilgiler içeriyor olabilir. :) Keyifle okuyun... *Başlık İsmet Özel'in bir şiirinden alıntıdır. Kederin ve acının belleğimizdeki hegamonyasına atıftır. :)
Psikoloji
Sıla Hasreti FabrikasıDouwe Draaisma · Yapı Kredi Yayınları · 201642 okunma
··
3.506 Gösterim
9 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Burayı değerli kılan güzel bir inceleme daha okuduk Eylül Hocam. Bilinçli seçilmiş bir kitap, sizinle ilgili olan yönüyle içten değerlendirmeler ve okurların payına düşen için açılan kapı. Aradığımız, okumaktan keyif alacağımız ve bize faydası dokunacak, kitapla bağ kurduracak olan da bu değil mi... Benim hisseme düşenden kısaca bahsetmem gerekirse, dedem Alzheimer dı. Şimdi de teyzem aynı hastalığı yaşıyor. Daha doğrusu çevresindekiler yaşıyor. O bir çocuk gibi izliyor sadece. Emeğinize sağlık Eylül hocam. Tanıdık geldi hisleriniz, annenize ve tüm yakınlarınıza sağlık dileklerimle...
Eylül Türk
Gönderi Sahibi
Rabbim yardımcıları olsun Resul Hocam, etrafındakiler bu hastalığı yaşıyorlar, çünkü bu rahatsızlık hastada sadece anlık ruh değişmeleri şeklinde yaşanıyor, yumuşak, yormayan geçişler... Farzedin bir film şeridinin farklı karelerinde konaklıyor zihniniz ve orada yaşamaya başlıyor bir süre... Ayrıntılardan bahsetmedim, çünkü eşim üzülsün istemedim. Çok bilge bir insandır annem, ondan çok kıymetli şeyler öğrendim, kendimce en kıymetlisi şuydu, kendini neyin içinde bulursan bul, o sana verilmiş bir hediyedir, usulunce al, şükret ve her daim kalbinle gülmeyi bil. Bunu ahvaliyle öğreten, çok çileler çekmiş bir kadın olunca, o kadar derin izler bırakıyor ki, tarifi mümkün değil. En çok bundan bir 20-30 yıl (görmek nasip olursa) sonra ki halimizi bize resmediyor bu eser. Hissiyatımızın ne olacağını buradan görünce, bu anın insanın tek varlığı olduğunu daha iyi kavrıyoruz. Çok teşekkür ederim, okuduğunuz her şeye yüreğinizle eşlik ettiğiniz için...
Acılar takındıkça yüreğim, acılı yüreklerde buluyor had bilmekliğini. Tirendez kaleminle her daim tat buluyoruz abla. Gâhi acı, gâhi şeker şerbet tatlar.. Hastalık kaçınılmazlığı oluyor ömrümüzün. Bizlerse üzerimize yakışacak hastalıklar seçiyoruz. Belki de bu yüzden çokça düşünürüm alzaymırı. Alzaymır diyorum çünkü artık veba kadar yerlisidir ülkemin. Ürpertici geliyor olsa da akla geliyor, aklı başından alışı geliyor, bir şekilde geliyor. Rabbim kıymetli büyüğümüzün aklına zeval vermesin. Dünü anımsamak, bugünü unutturmadıkça güzeldir ne olsa. Çok güzel bir incelemeydi ablam, tekrar ve tekrar eline, yüreğine ve kalemine sağlık
Eylül Türk
Gönderi Sahibi
Senin de yüreğine sağlık Oğuzhan, ruhumuza şifa oldu bu cümleler☘️Defaatle okudum, gönlün vefa bulsun kardeşim. Rabbim razı olsun güzel dualarından. :)
Aah Eylülüm omuz verdiği dağların titrediğini görmek kederlendiriyor insanı, ancak hayat bizim için ne sürprizler hazırlıyor bihaberiz. Rabbım sabır ve sevginizi hiç eksiltmesin inşallah. Sevgiyle öpüyorum anneciğinin ellerinden. Duygusallığa kapılıp anlatımının ve o imrenilesi bilincinin de hakkını yemeden kalemine sağlık diyorum. Cümlelerin doğal kaynak suyu gibi lıkır lıkır lezzetli akıyor insanın dimağına. Sevgiler...
Eylül Türk
Gönderi Sahibi
Sevgi de, saygı da bizden Sevgili Fatma, güzel duaların için Rabbim razı olsun.🌹 Huzurlu, enerji dolu, müthiş bir anane olacaksın :)) Gönlüne sağlık.
Siparişler verildi :) heyecanla kargo bekleme vakti şimdi :)
Eylül Türk
Gönderi Sahibi
Sevindim hocam, şimdiden ziyade olsun :) 🌹
Kitap fazlaca ilgimi çekti listeye ekleyelim... tavsiye yaşını az biraz aşmış olsak da :) Alzheimer beni çok etkileyen hastalıklardan biri..size ve ailenize kolaylıklar diliyorum...sanırım sadece ilerlemesi durdurulabilen bir hastalık..Rabbim şifalar ihsan eylesin.. Yüreğinize sağlık teşekkür ederim...
Eylül Türk
Gönderi Sahibi
Mutlaka özel ilgi duyduğunuz bir alan vardır, o alanlarda kendinizi geliştirmenizi tavsiye ederim. Geç kalmışlık duygusu sadece sizi yıpratır, yavaşlatır, zamanla zihninizde yeni alanlar açıldığını farkedeceksiniz. Horney'in, İçsel Çatışmalarımız'ını ve Jung'un Feminen'ini tavsiye ederim, bu iki eser bana çok şey kattı :)