·92 syf.····Okunma: 07 Mart 2017 23:06 Matruşka gibi bir eser! :)
Bir Şule Gürbüz kitabına merhaba dememle hoşçakal demem arasındaki mesafe hangi ara bu kadar kısa sürdü anlayamadım desem isabetli olur. Kitaba geçmeden önce yazar hakkında bir iki kelâm etmek istiyorum. Açıkçası kitabını okuyana dek yazar hakkında herhangi bir bilgiye sahip değildim. Şule Gürbüz Cambridge Üniversitesi'nde Felsefe eğitimi almış ve sonrasında Türkiye'ye dönerek antika saatlerin tamirine merak salmış, hatta bunu kendine meslek edinmiş bir yazar. Kendisi hâlâ Milli Saraylar Müdürlüğü bünyesinde mekanik saat ustası olarak görev yapmaktaymış. Farklı ve güzel bir zanaat olsa gerek zaman denen olguyla uğraşmak.
Esere gelecek olursak; bir kamburun hayatı üzerinden pek çok metaforla karşılaşıyoruz aslında. Gazetede gördüğü cenaze ilânı üzerine cenazeye katılmak için yola çıkan kambur yol boyunca pek çok farklı kapı aralıyor okuyucuya. Kimi zaman okuyucunun zihnine bir çomak sokup bütün fikirleri alt üst ederken, kimi zaman da ayan beyan gözler önüne seriyor gerçekleri.
Yaşamın anlamsızlığı üzerine zaman ve mekân olgularını dikkate almaksızın söylemlerde bulunuyor. Bir bakıyorsunuz kocaman sayfada tek cümle şak diye yüzünüze çarpıyor. Çarpmakla kalsa iyi, diğer sayfaya geçmek için cümleyi iyi hazmetmek gerekiyor. Diğer yandan cümlelerin birbiriyle hem bağımsız hem de bağımlı şekilde nasıl dizilebileceklerini bu kitapta görüyorsunuz. Gözünüzü yormuyor bu durum, zihninizi de karıştırmıyor nedense. Matruşka gibi bir kitap diyesi geliyor insanın. Açıldıkça açılıyor, yeni ufuklar gösteriyor. Zihinde oluşan sorular da cabası. Eminim bu kitapta okundukça karşılaşılabilecek pek çok fikir var. Herkese algı derinliği nispetinde hitap eden bereketli bir eser.
Kamburluk olgusu ve bir kambur üzerinden anlatılan bu metni sevdiğimi söyleyebilirim. Zira hepimiz sırtımızda ya da herhangi bir yerimizde görünmez kamburlar taşımıyor muyuz? Bir alıntıya yer verelim o halde;
"Bana sorulsa bir gün 'Kamburunun düzelmesini mi istersin, yoksa tüm insanların kambur olmasını mı?' diye, herkesi kambur görmek olurdu dileğim. Yerden yüksekliğimin bu gülünç santimleri yüzünden, yaşama da ölüme de sizlerden daha yakınım. Daha sonraları yerimi yadırgamamak için, yükselme isteğini bir türlü anlayamam."