Çok iyi bir roman/distopya-ütopya kitabıydı. Okurken düşündüren kitaplar her zaman daha güzeldir ve Cesur Yeni Dünya, bir hayli düşündürücüydü. Okunması gereken bir kitap.
Kitabın tarihsel, maddesel açıklamaları gerek ön söz, gerek son sözde yeteri kadar yapılmış. Neye dayandığından tutun, hangi kitaplara gönderme yaptığı dahil yazıyordu bu açıklamalarda. Eh, ben de kitapların bu yönüne pek takılmam bilirsiniz. O yüzden hemen içerikle ilgili kısma geçebiliriz.
Cesur Yeni Dünya, insanların, toplum refahının sağlanması için, gruplar halinde üretilmesi, büyütülmesi ve yetiştirilmesini anlatan bir kitap. Kendi seçimlerinizin olmadığı ama size sunulan hayat şartlarının, sizin için en iyisi olduğu çünkü o şartlara uygun üretilip yetiştirildiğiniz bir dünya... Ve işin korkunç yanı, bu kitap, gerçekleşebilir bir dünya taslağı.
Bana kalırsa, kolaylıkla distopya derdim bu dünyaya. Çünkü insanların, diğer canlılara üstünlüğünü sağlayan, düş gücü ve iradesidir. Bu dünya ise, düş gücünün yönetildiği, iradenin kısıtlandığı bir dünyadır. Düş gücü, insanın döllenmesinden itibaren, gerekli ortam, ses, düzen ve benzeri etkenlerle yönetilir; irade, yalnızca 'toplum refahını' bozmayacak bilgiler dikte edilerek kısıtlanır.
Mankurtlar, Türk, Altay ve Kırgız efsanelerinde bahsedilen bilinçsiz kölelerdir. "Bu köleler, işkenceler sonucunda, sahibi izin verirse konuşur, yer, uyur, yalnızca sahibinin istediğini düşünür," derler. Cesur Yeni Dünya, Mankurtların, işkencesiz yetiştirildiği bir dünyadır.
Sorgulamaya çalışmak, düşünmek sizi aykırı yapar ve insan aykırı olmaya katlanamaz. İnanç, bu dünyada yoktur. Zaten, irade ve düş gücünün olmadığı yerde bulunamaz da. Birey yalnız kalır ve sistemin açığını yakalarsa, belki inanç kırıntılarına kavuşur lakin bu sistemde bireysellik de ayıptır. Toplumsal ve toplumda olmalısınız. Toplum için çalışmalı, toplum için ölmeli ve toplumdan ayrılmamalısınız. Aslında gayet başarılı bir makinedir, Cesur Yeni Dünya.
Ve tüm köleleştirilmiş vücutlar, eylemler ve düşlere rağmen, insanlar mutludur. Çünkü başka bir şey öğrenmemişlerdir. #90551055
İşin hissel yanı ise, duyusal filmlerle ilgili, diye düşünüyorum. Kitapta duyusal denilen bir şey var. Şimdilerde sahip olduğumuz 3D teknolojisinin epeyi gelişmişi diye düşünebiliriz, izliyoruz ve hissediyoruz. Ve bu filmler sanatın yerini almış filmler. Kitaptan bir kısım paylaşarak yorum yapmak istiyorum konuya:
"Mutluluk ile eskiden insanların güzel sanatlar dediği şey arasında seçim yapmak gerekiyor. Biz, güzel sanatlardan fedakârlıkta bulunduk. Onun yerine duyusal filmlerimiz ve kokulu orgumuz var."
"Ama hiçbir şey ifade etmiyorlar."
"Kendilerini ifade ediyorlar. Dinleyicilere hoş duygular ifade ediyorlar.""
Burada birçok defa paylaştığım Şekspir Müzikali'nde geçen bir cümle var. "Her duygunun bir sureti var ama kendisi ortada değil." Şekspir, oluşturduğu trajedi, tragedyalarda, duyguları olabilecek en iyi şekilde anlatır. Olaylar yani yaşantı yani hayatın ta kendisi ise, bu anlatımın özüdür. Sanat, insanı anlamak ve anlatmak içindir veya sadece güzellik,biçim içindir. Duyusal film denilen bu şey ise, sanatın ve tüm duyguların katili olmuştur. İnsanın bir ayı gördüğü zaman yaşadığı korkuyu, insana adrenalin hormonu verilmesi ile bir tutabilir miyiz? Yada insanın bir tabloya karşı hayranlığı nasıl bir hormonla sağlanabilir? Bu durumların hangisinde daha 'insani' bir tepki oluşmuştur?
Aslında Cesur Yeni Dünya'nın ütopik veya distopik oluşuna karar vermede, öncelikli kararımız, insanlığın yitirildiği bir yerde 'iyi yönetim, toplumsal refah, mutluluk' gibi kavramlardan bahsedip bahsedemeyeceğimizden geçmeli.
Beğendiğim birkaç alıntı ile sonlandırıyorum incelemeyi.
#145209903#145536822#145538214
Okuduğunuz için teşekkür eder, iyi günler ve esenlikler dilerim.
dizibox.tv/diziler/brave-n... bence bu link incelemede kalsın Ebrarcığım ulaşmak isteyenler için daha rahat olur benim de çok sevdiğim kitaplar arasındadır 🤗📚✨🌿💞