Burada anlattıklarım, kuşkusuz, çalışmalarımın kısa bir özeti. Çok daha fazlasını anlatmam gerekir ya da belki de çok daha azını. Bu kitapta anlattığım her şey gibi onları da aklıma geldiği gibi aktardım. O anda gelen düşüncelerdir bunlar. Çalışmalarımı bilenler, büyük bir olasılıkla, onlardan yararlanabilir; bilmeyenler de belki düşüncelerimi öğrenmek için bakmak zorunda kalırlar. Yaşamım, ortaya koyabildiğim bilimsel yapıtlardır. İkisi de aynı şey demek. Yapıtlarım, içsel gelişmemi ifade ettikleri için yaşam yolumdaki belli durak noktaları olarak değerlendirilebilirler. Zaten insanı biçimlendiren ve gelişmesini sağlayan, bilinçdışının içeriğine eğilebilmesidir. Yazdığım her şey, içsel bir zorunluluğun sonucuydu. Kaynakları da kaderimde olan bir zorlama. Yazdıklarım bana içimden saldıran şeylerdi... Beni harekete geçiren ruhun konuşmasına izin verdim ve hiçbir zaman yazdıklarıma ne coşkulu bir yanıt ne de büyük bir yankı bekledim. Günümüz dünyasının yitirdiği bir şeyleri yerine oturtmaya çalıştım ve kimsenin duymak istemediklerini söylemek zorunda kaldım. Bu nedenle, özellikle başlangıçta, kendimi bu dünyadan çok kopuk hissettim. Günümüz insanına, bilinç dünyasının karşıtı bir dengeyi kabul etmek zor geliyor. Bu nedenle, söyleyeceklerimin kimsenin hoşuna gitmeyeceğini biliyordum. Bugün artık, gereği kadar, hatta umduğumdan çok daha fazla başarı elde ettiğimi görmenin şaşkınlığı içinde olduğumu söyleyebilirim. Elimden geleni yaptığıma inanıyorum. Bir ömür boyu süren çalışmalarım, kuşkusuz, çok daha geniş kapsamlı ve çok daha iyi olabilirdi ama gücüm ancak bu kadarına yetti. (Sf.215)