Gönderi

Kör Baykuş
10/10
·95 syf.·
Beğendi
·
2022 5. kitabı
"Yaralar vardır hayatta, ruhu cüzam gibi yavaş yavaş ve yalnızlıkta yiyen, kemiren yaralar." Daha ilk cümleyle ön yargımın kurbanı olduğumu anladım. Kısa diye okumayı tercih ettiğim kitap daha ilk cümleden ruhuma dokunmayı başarmış, kalbimin bam teline basmıştı. İşte hayatın en çok bu yaraları bizi hasta eder. Kanser hücresi gibi yayılır ve biz ne yaparsak yapalım acı yok olmaz hatta hafiflemez. 90 sayfayı okumak benim için işkence; bir o kadar da edebiyatın en leziz diliminden bir parça tatmak gibiydi. Kitapta altını çizemedim hiçbir satırın. Çünkü bu kitap için bütün sayfaları çizmem gerekiyordu. Yapamadım. Keşke bir sihirli değneğim olsa da herkese okutturabilsem. Sadıt Hidayet. İnsanın bedeninin et yiyecek şekilde yaratılmadığını belirten Hidayet, bir cinayetle başlar kitaba. "Hayatım bana çok gayritabii, çok silik ve inanılmaz görünüyor, şu anda kullandığım kalemdânı süsleyen resim gibi." Bu resimdeki güzel kadını öldürmüştür, parçalamıştır, gömmüştür ve yok etmiştir. Çünkü o bir ruh ölümüdür, ıstırap çektiren bir acıdır. Yok etmek; dünya üzerinden o duyguyu o kokuyu silmek ister. Onun bu hayatta tek korkusu vardır ve şöyle der: "Lakin tek korkum: Yarın ölebilirim kendimi tanıyamadan. Kendimi daha iyi tanımak istiyorum. Ve şimdi yazmaya karar vermişsem, bunun tek nedeni, kendimi gölgeme tanıtmak isteğidir." Kör bir baykuştur gölgesi. Baykuşuyla tanışmak ve onunla iyi anlaşmak ister. Onun varlığını sadece gaz lambasından duvara yansıyan karaltı olarak düşünür çünkü. Tanıyamaz. Kendine yabancıdır ve kendini kendine tanıtmak ister. Saygılıdır. Nefret ettiği karısından "kahpe" diye ama ona sütannelik yapan "kahpe"nin annesinden daima karımın annesi diye bahseder. Kasabın bahçede hayvan kesmesine dayanamaz. Aldatılır. Hastalanır. "Bir servi çizilmiş, dibinde Hint fakirlerine benzeyen, kambur bir ihtiyar oturuyor, bağdaş kurmuş, bir abaya sarılmış, başında bir sarık ve sol işaret parmağını ağzına götürmüş, bir şaşkınlığı anlatır gibi. İhtiyarın karşısında uzun, siyah entarili bir genç kız raksediyor yadırganan hareketlerle. Kız, bir bayader belki, ihtiyarın karşısında raksediyor. Elinde bir gündüzsefası. İhtiyarla kızın arasında bir dere var." Kambur ihtiyar, siyah entarili kadın, sütanne, kahpe, mezarcı.. Hepsi hayatın bir yapboz parçasıdır. Hem var ama hem yoklardır. Hayatın bir timsalidir. Belki hiçbirini tanımıyoruzdur belki de hepsi aslında bizizdir. Metin her ne kadar kurmaca olsa da Sadık Hidayet bir nevi ölümünün provasını yapmıştır Kör Baykuş’ta yazdıklarıyla. Sadece kendini tanımaya çalışmıştır çünkü. . "Sadık Hidayet’in ölümünü çok yakın arkadaşı şu şekilde anlatır; Paris’te iken günler süren hava gazlı bir ev arayışı oldu. Nihayet aradığı evi bulmuştu. 9 Nisan 1951 tarihinde evine kapandı. Havanın çıkacağı tüm delikleri kapattı ve gaz musluğunu sonuna kadar açtı. Bir gün sonra ziyarete gelen arkadaşı onu mutfakta yerde yatarken buldu. Kafka gibi ölmeden önce eserlerini yakmıştı ve bunlarda kül olmuş şekilde yanı başında duruyordu. Sadık Hidayet bu intiharı için çok güzel giyinmiş ve traş olmuştu. Cebinde de parası vardı." -9 Nisan, Cumartesi
Edebiyat
Kör BaykuşSadık Hidayet · Yapı Kredi Yayınları · 202636,6bin okunma
··5 alıntı·
15,9bin Gösterim
7 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
sena pelin
Gönderi Sahibi
"Sadık Hidayet’in ölümünü çok yakın arkadaşı şu şekilde anlatır; Paris’te iken günler süren hava gazlı bir ev arayışı oldu. Nihayet aradığı evi bulmuştu. 9 Nisan 1951 tarihinde evine kapandı. Havanın çıkacağı tüm delikleri kapattı ve gaz musluğunu sonuna kadar açtı. Bir gün sonra ziyarete gelen arkadaşı onu mutfakta yerde yatarken buldu. Kafka gibi ölmeden önce eserlerini yakmıştı ve bunlarda kül olmuş şekilde yanı başında duruyordu. Sadık Hidayet bu intiharı için çok güzel giyinmiş ve traş olmuştu. Cebinde de parası vardı." -9 Nisan, Cumartesi
Tebrik ederim çok başarılı bir inceleme olmuş.Bende okudum kitabı lakin sizin aldığınız o keyfi alamadım sanırım anlamadım konuyu bana çok fazla bunalımlı ve melankolik geldi .Birinci bölümde Roman kahramanı' nın yatağına yatıp kendiliğinden ölüp doğrayıp gömdüğü kadınla ikinci bölümde doğradığı kadın arasında bir bağlantı kuramadım.
sena pelin
Gönderi Sahibi
Öncelikle çok teşekkür ediyorum. Ben bu kitaba Sadık Hidayet'in hayatını iyice araştırıp öyle başlamıştım. Belki karmaşa yaşamanızın sebebi bu olabilir. Hayatına kendi isteğiyle son veren yazarlarımızdan biridir kendisi ve yaşadığı İran coğrafyasının, kültürünün kitabında çok büyük etkisi vardır. Sizin dediğiniz gibi Kör Baykuş bunalım ve kasvetin tüm kitabı sardığı bir temadadır. Büyülü gerçekçilik akımıyla yazıldığı için bir konusu yok aslına bakarsınız. Bir iç hesaplaşma, melankoli olarak nitelendirebiliriz.
Kurgu spoiler uyarısı aldığım tek tümceyle özetlenebilir belki: Romana; annesine aşık birbirine tıpatıp benzeyen amca ve babasının annesinin isteğiyle bir boğa yılanıyla aynı kafese girip sağ çıkanla annesinin evlenmesi, çıkanın muhtemel amcasının olduğunun bilinmezliği, annesinin ölümüyle halasının yanına yerleşip onu adeta yüceltmesi ve sırf onu çok sevdiği için küçüklüğünden beri arkadaş olduğu iffetsiz kızı ile evlenmesi, sonraları kahpe dediği karısı ve aşıklarının verdiği ızdırap ile bunalıma girip çevresinden ve kendi deyimiyle ayak takımından, her şeyden nefret etmesini, dadısıyla yaşadıkları, afyon içerek rahatlaması ve dünyadaki mezarı olarak nitelediği odasında gözlerini kapadığında kurduğu dünyayı, başlarda hülyasında öldürmüş olduğu kadını hatırlayarak bit gece karısını öldürmesi ve en sonunda karısının aşığı tarafından öldürülmesini bir anda karar verip yazıya döken DEİST bir adamın hazin hikâyesi denilebilir. Anlamlandırma ve tekrar yazım denemeleri için ise, iki İran'lı ve bir Türk edebiyatçının yazdığı Yazarın Gölgesi eseri okunabilir mesela...
mükemmel bir inceleme emeğinize sağlık .
sena pelin
Gönderi Sahibi
Çok teşekkür ederim Latife Hanım.. Sevgilerle..💐
sena pelin
Gönderi Sahibi
Küsme bebişim seni de tekrar paylaşayım... :(
Reklam
Teşekkür ederim 🍀