Hiç başı okşanmamış sokak köpeğine uzanan elin acı vermesi gibi...
'Bak ben bu nedir bilmiyorum, bilmediğim mutluluktan alacağım korkak hazzı verme bana... Acı benim evimdir, kovma beni evimden...' der gibi...
Ece Temelkuran'ın Nilgün Marmara ile ilgili kurduğu cümleler geldi aklıma. Şöyle diyordu "Yağmurda yürürken ıslandığını değil, küçük su taneciklerinin nasıl toprağın göğsünde masumca öldüğünü düşünenlerdendi. "
Benim kumaşım böyleydi, dünyanın daha kötü veya daha farklı olmasına gerek yoktu :)