Giriş Yap
67 syf.
·
1 günde
·
10/10 puan
Bu Hayata Dayanabilen En İyi Kitaplardan Biri
YouTube kitap kanalımda Tezer Özlü'nün hayatı, bütün kitapları ve okuma sırası hakkında bilgi edinebilirsiniz : youtu.be/4rhsgjdY_SQ Bir insanın anıları kaç puan eder? Anılar puanlanabilir mi? Tezer Özlü bir insanın tozlanmış anılarını dışarıya çıkmaya nasıl ikna edebilir? Keşke böyle bir kitap yazmasaydın Tezer. Anılar ne güzel beynimin kapitoneli koltuklarında rahatça oturuyordu. Annemin, babamın, okul günlerimin anılarının donmuş silüetlerini erittin sen bu satırların sıcaklığıyla. Çocukluğunda belki soğuk geceler geçirdin ama ben senin satırlarının sıcaklığına sarıldım bugün. Anne, hani senle Çeşme'deki Amfi Tiyatro'dan aldığımız ışıklı bir oyuncak vardı, hatırlar mısın? Hani onu yakıp şöyle birkaç kere sallamadan benim uykum gelmezdi. İşte ben o oyuncaktan aldım büyüme tohumlarımı. Sahi Tezer de farklı değil ya bu kitabında. Onun da karşı çıkmak istediği evler, müzikler, öğretmenler ve kurallar var. O ışıklı oyuncak da kendi evrenimde kendi soğuk gecelerimin karanlıkları için bir karşı çıkıştı. Ben de büyüdükçe öğrendim işte Tezer gibi karşı çıkabilmeyi. Bilmem kaç yaşıma kadar o meşhur ahşap dolabın altından çıkarılan Prima bezler size nasıl da bela oldu ama. Aile dostları arasında konuşmak zorunda hissettiğiniz sıkıcı konular bittiği zaman benim bilmem kaç yaşıma kadar bez taktığımı anlatırdınız. Nasıl da eğlenirdiniz ama. İtiraf ediyorum, benim gülüşlerimin hepsi tersineydi, içimde biriktirdim onları. Çocukluğumun soğuk gecelerinde hep okula gittim, hep. Hatta hava daha aydınlanmamışken giderdim. Sırtta külçe gibi çanta. Gidiş yolunda o buz gibi havayı içime çekerdim. Boğazım ağrırdı. Sonra bir doktor ve yazılan ilaçlar, aynı terane. Ama çok iyi hatırlarım, sadece okula gitmekten başka bir hayata sahip olmadığım için babamın bana "Dersten başka hiçbir bok bilmiyorsun." dediğini. Şimdi babama sorsan hatırlamaz bunu Tezer, ama bilinçaltı kayıt tutuyor işte. Futbol takımlarına alınmadım, çünkü kötü bir futbolcuydum, hiçbir zaman da iyi olduğumu iddia etmedim zaten. İyi top oynayarak mı doğmam gerekiyordu? Gözlerimin içinde genetik bir kusur vardı. Onu da oraya ben yerleştirmedim ki! Miyopsun, gözlük takman gerekiyor dedi beyaz kıyafetli birileri. Çocukluğumun soğuk gecelerinde ertesi gün sınıfta bana hep "Dörtgöz! Dörtgöz!" mızraklarını doğrultacak ilkel yaşıtlarımın arasında olacağını bilerek yattım uykulara. Hep çalışmam gerektiği söylendi, ben de çalıştım, inek oldum. Başka da pek bir şey yapmadım çocukluğum için. Ha, tabii birkaç taso oynadım, birkaç da futbolcu kartı köktüm bizim Burki'den. En çok Pokemon'ları severdim, Ninja Kaplumbağalar'dan da Michelangelo favorimdi. Nereden bilecektim ileride esas Michelangelo'nun yaşadığı yerlere gideceğimi. Birilerine yakalanmamak için kendimi hep evin bilinmediğini sandığım bir köşesinde tatmin ettim. Cinselliği hep merak ettim, hep. Dergiler, gazeteler aldım sırf bunun için. Bakalım ünlü biri miymiş bu cinsellik dedikleri. Kimse söylemiyordu bana bunun ne anlama geldiğini, kimse. Benden saklanan bir şeyler vardı, buna emindim. Anneme orgazmın anlamını sordum. Evrenimde ondan başka bir gezegen yoktu bir zamanlar. Sanki ben onun uydusu gibiydim. Önce bir garip karşıladı, "Nereden duydun o kelimeyi?" diye sordu bana. Ben de "Hiiiç" dedim. 1 gün sonra yüzünde bir tereddütle cevap verdi. Bana yüklü olarak gelen bir dürtüyü merak ettiğim için özür dilerim anne. İçime kapandım elbette, çok kapandım. Sanki bir kuyunun dibindeydim. Bana bakıp beni aşağılayanlar da yukarıdan suçlayıcı parmaklarıyla beni gösterip gülüyorlardı. Bak Tezer, sanki çok benziyormuş ikimizin çocukluklarının soğuk geceleri. Elbette ben de senin gibi bu ülkeden gitmek istedim, gittim de, hatta yaşadım da 1 yıl. Ama Deniz Tekin'in de dediği gibi sonra tekrar döndüm buraya el mahkum, çünkü "Annem burda, gidemedim." Doğduğundan beri ülkede sağ ve solun kavgasından başka bir şey görmedin. Sabah olup gözünü açtığında bunların hepsi birer kabus olsun istedin. Değilmiş kabus, her şey gerçekmiş. Hala da gerçek. Emin ol hiçbir şey değişmedi bu ülkede Tezer. Zaten en çok bu yüzden gitmek istedin. Gerçeklikten kaçmak için. GİTMEK. Büyük harflerle. Çocukluğuna sığındın bu kitapta, ben de çocukluğuma sığındım işte bu incelemede. Sonra kitaplara, roman kahramanlarına ve onları düşünen yazarlara sığındın. Peki ben ne yaptım? Ben de kitaplara, roman kahramanlarına ve onları düşünen yazarlara sığındım. Biz seninle ruh ikiziyiz Tezer. Sahi Tezer, sen de belki çocukluğunda değil ama sonradan gittin Berlin'e, Prag'a, Viyana'ya, Trieste'ye, Torino'ya; Kafka'nın, Svevo'nun, Pavese'nin adımlarını attığı ve bu yaşama izini bıraktığı yerlere. Ben de gittim bu yerlerin çoğuna. Belki çocukluğumuzun soğuk geceleri bir işe yaramıştır, ne dersin Tezer? Belki de o soğuk gecelerle birlikte içimize derin bir oyuk açmayı öğrenip o oyuğa doldurabileceğimiz kadar sevincin arayışına çıkmışızdır. Tezer gibi fiziksel elektroşoklar yemedim ben. Bunun acısını tahmin bile edemiyorum. Tahmin etmek de istemiyorum. Konfor alanımda kimsenin rahatımı bozmasını istemiyorum aynı sizler gibi. Ben yarın yeni bir dünya savaşı çıksa bile o Beşiktaş'taki kebapçıda ağzıma neyi tıkıştırsam acaba kararsızlığında menüye bakacak umarsızın tekiyim. Benim yediğim elektroşokların hepsi doğuştan. Toplum belki de esas elektroşok. Tezer'in bu kitabında anlattığı gibi ciddi bir intihar girişimim olmadı. Büyük konuşmayayım, bundan sonra da hiçbir zaman olmayacak. O yaşamın ucuna hayatın kendi adımlarıyla gidebilme ihtimalini seviyorum ben. Tezer'in çocukluğunun soğuk geceleri, belki de bu yüzden yetişkinliğinin sıcak gecelerine dönüştü. Hayatta her şey bir denge kurma meselesi. Biz hayat denilen o ipte başkalarını eğlendirmek için ip cambazlığı yapıyoruz, hepsi bu. Sadece orada olmamak için kaçmışız biz Tezer, sadece kaçmanın ihtimali için. Bak o kadar kaçtın da ne oldu. Daha hayatının baharında, 40'lı yaşlarında göçtün gittin bu dünyadan. Cahit Sıtkı'nın yolun yarısı için ölçtüğü mesafeyi biraz daha geçebilmek istedin. Belki dışı sarı, kokuşmuş bir ödül tuttururlardı eline bu başarın için, değil mi: “Bu Hayata En Uzun Süre Dayanabilme Dalında En İyi Kadın Yazar” Ama onlar ne yaptı sana. İstanbul'da gömülmek istememene rağmen ona bile izin vermediler, inadına İstanbul'a gömdüler seni. Önümüzdeki günlerde seni ziyarete geleceğim Tezer, bekle beni. Seni hiç unutmayacağım Tezer, çocukluğumun soğuk gecelerindeki anılar şu an evde değil, Pandora'nın Kutusu gibi dışarı saçıldılar ve hep senin sayende.
Çocukluğun Soğuk Geceleri
7.6/10 · 12,3bin okunma
·
Sırala
tezer özlü'nün yazdığı ve onun hakkında yazılmış bütün kitapları bitiriyorum. yakın zamanda onun kitaplarının okunma sayısının daha çok artabilmesi ve daha bilinçli tezer özlü okurları olabilmemiz açısından videolar hazırlayacağım. çok daha fazla okunmayı hak ediyor
"yaşamın ucuna yolculuk" ettikten sonra senin diğer bütün kitaplarını da okuyacağım tezer. benden kaçamazsın. insanların da seni daha bilinçli okuyabilmesi için videolar çekeceğim. mezarına geleceğim, seni ziyarete. 10 bin okunmalar, 100 bin okunma olana dek.
sevindim, umarım okursunuzz
Ne yaptın sen Oğuz. Okurken sarsıldım, dağıldım ... Bu kitaba 3 vermiştim ve nedenini şimdi fark ettim. O soğuk geceler bana acı veriyordu ve asla hatırlamak istemiyordum. Bunu okurken ben de o soğuk gecelere döndüm bir an gözlerim doldu. Belki de bu yüzden soğuk geceler kitabından nefret ederken, yaşamın ucuna kitabına aşık olmuştum. Çünkü önce reddettim sonra kabullendim ve çok daha sonra önüme baktım. İki kitap da bana çok farklı etkiler bıraktı ama senin bu incelemen kitabı en baştan okumamı sağladı. Ufkumu genişletiyorsun, var ol.
ne demek, vaktinizden ayırıp okuduğunuz için ben teşekkür ederim. hep kaçmıyor muyuz zaten o soğuk gecelerin varlığından. oysaki bizi biz yapan, şimdiki anımızı oluşturan en değerli şeylerimiz değil mi bunlar. kaçmamalı, barışmalı ve hatta onlara sarılmalıyız. belki bu şekilde iyileşebiliriz...
Koca incelemeyi okuyup bu yorumu yapmam tuhaf kaçabilir ama on beş yaşında 4,75 miyop gözlüğü takan biri olarak söyleyebilirim ki artık genç nüfusun büyük çoğunluğu gözlük taktığı için o kadar alay edilmiyor. Şahsen anne ve babamın rahatsız edici alayları dışında kimse bana ''dört göz'' demedi çok şükür. Ama şu içine kapanıklık ve inek öğrenci meselesi halen aynı. Bir türlü içine kapanık bir yapım olduğunu ve hayatımın ders çalışmaktan ibaret olduğunu anlatamadım aileme ve çevreme. Bir suçmuş, günahmış gibi bakmaya devam ediyorlar. Sırf asosyal bir yapım olduğu için ailemden işittiğim azar sayısını ben bile unuttum artık mesela. Keşke anlasalar artık onlar gülerken onlarla gülmemize rağmen kırıldığımızı...
evet artık öyle olmadığı aşikar. bizim çocukluğumuzda gözlüklü çocuk sayısı çok azdı ve o da ineklikle eşdeğer görülüyordu. muhtemelen o yüzden de öyle bir aşağılanma biçimi oluşmuştu. çalışma ve okuma gibi şeylere de düşman olunması normal sanırım. kitap okumayla bile dalga geçen sosyal medya kullanıcılarından toplum bireylerine kadar insanlar olduğunu düşünürsek ben pek şaşırmıyorum.
Sevgili Oğuz, Öylesine güzel ve içten yazmışsın ki gözyaşlarıma engel olamadım, buğulu gözlerle bitirdim yazını. Lütfen yanlış anlama, seni yeni tanıyorum ama bence yazar kumaşı var sende. Hep yaz, olur mu? Selamlar.
vaktinizden ayırıp okuduğunuz için teşekkür ederim. elbette yazmaya devam edeceğim. bu da insanın düşüncelerini kusma biçimi en nihayetinde. selamlar
Kendi adıma konuşayım benimde çocukluğumun geçtiği soğuk geceleri oldu. Hangi birini anlatayım bilmiyorum. Bu kadını sırf o yüzden seviyorum. Sanırım Gamlı Prenses mi? Deniliyor du yanlış hatırlamıyorsam.Bir tek çocukluğun değil bence gençliğimizin soğuk geceleri de mevcut. Güzel inceleme bu iç dönmelerini okudukça bende kendimi içimi döksem diyorum,Umarım bir gün yaparım... Tezer Özlü 'yü bende sevmiştim. Üç kitabım kalmıştı külliyatını bitirmeye. Hatırlamış oldum. Kitabın hissettirdiklerini...Emeğine sağlık Oğuz. :)
insanın kendisini onunla içselleştirmesi gerçekten çok güzel, bana çok güzel şeyler hissettirdi. umarım sen de yakında bitirebilirsin diğer kitaplarını :)
Keşke elime geçse de okuyabilsem, uzun süredir aradığım kitap.Yazarin da edebiyatımızın gamlı kraliçesi lakabı kitaplarının içeriği hakkında bilgi veriyor...
elinize geçerse kısa ve öz kitaplarını birkaç günde okuma şansınız olur, gerçekten çok güzel
Yazdığın şeyler o kadar içime işledi ki seni okurken aslında yaşadığın birkaç şeyi benim de yaşadığımı fark ettim. Tekrar dönüp dolaşıp okuyacağım bir inceleme olacak. Eline ve ruhuna sağlık
yazdıklarımın içime işlenmesi oldukça sevindirici. çok teşekkür ediyorum okuduğunuz için
Bir kitap bu kadar mı içtendir, bir kitap bu kadar mı insanın buz tuttuğu yerde sımsıcak sarılır... Anladım ki çok daha fazla... 2. Satırı okurken zaten parçalandım. Ve şu an ufkum daha çok açıldı ve bu kitabı da mutlaka okuyacağım. Böyle incelemeler oldukça çok daha fazlasının olacağını düşünüyorum.
Ben de teşekkür ederim, merakla okuyacağım
Yorum görüntülenemiyor
21 öğeden 1 ile 10 arasındakiler gösteriliyor.
©2022 · 1000Kitap Web Uygulaması · 2.26.42