Okur, yani her gerçek okur (https://1000kitap.com/supersoniq, https://1000kitap.com/1kitap1kahve1ayse, Lina, https://1000kitap.com/unilereozgurluk gibi), eline aldığı kitabın kendisini çarpmasını, şaşırtmasını, sıralı ve düzenli sandığı düşünlerini ve hayatını yerle bir etmesini ister için için. Beklenen bir sarsıntı bir altüst oluştur tam olarak. Ve çok az sayıda olduğunu düşündüğümüz yazar kadar az sayıda olduğu muhakkak olan bu gerçek okur ister istemez hayal kırıklığı yaşar, içindeki okuma tutkusunu adeta bu hayal kırıklıkları tetikler, bir kitaptan ötekine adeta bir ülkeden diğerine bir gezgin bir keşiş gibi savrulup durur.
İşte Canetti'de bu az sayıda gerçek okur tam bir tatmin bulacaktır. Eser içeriğine değil onun üzerimde bıraktığı ize dair bu kısa açıklamadan sonra eser hakkında Prof. J. Isaacs'ın - en ünlü edebiyat uzmanlarından biridir- 1950 yılında verdiği bir konferansta yaptığı değerlendirmeyi kısmen paylaşıp sözlerime son veriyorum. İyi okumalar...
"Yüzyılımızın en büyük romanlarımdan olan Körleşme’nin çekiciliği, ilk okuyuşta ancak Karamazof Kardeşler’de ya da James Joyce’un Ulysses’i ile karşılaştırılabilir. Yapıtın tüm zenginliğinin bilincine varmak ise ancak zamanla üstesinden gelinebilecek bir iştir. Uygarlığın yıkılışıyla insanoğlunun aşağılanması, romanın konusunu oluşturur. Kötülüğün betimlenmesi açısından Canetti ile karşılaştırıldıklarında François Mauriac bir acemi, Graham Greene ise henüz anasının karnındaki bir çocuk kadar saf kalırlar. Ancak tanrıbilimsel anlamda bir kötü’nün canlandırılması değildir burada söz konusu olan; buradaki cehennemin ardında herhangi bir tanrı yoktur... Canetti, ustalığı ancak Dante ya da Kafka ile ölçülebilecek alegorisine konu olarak bir bilginin fildişi kulesini seçmiştir: bu fildişi kule sonundu kaba gücün etkisiyle paramparça olur... Romanın karakterleri,
gerçekte en seçme soyutlamalardan oluşmadır. Bu soyutlamaların en ustacasını, bilgin karakterini ise Canetti, kendine kurban seçmiştir. Gerçekliğin çok uzağında yaşayan bilginin, Prof Kien’in tüm dünyası, kafasının içindedir ama kafasının bir dünyası yoktur. Çökmekte olan bir kültür ortamında bu salt bilim insanı, bilgisizlik, açgözlülük, nefret ve kıskançlık gibi tüm kötü güçlerin saldırısı sonucu paramparça olur. Ama bütün bunlar, bizi duygulandırmaya yeten bir insancı tutumla anlatılmıştır: Kurbanın yazgısında bizim de suçumuz olduğunu duyumsarız elimizde olmaksızın...”
Kitabın hakkını veren bir incelemede benim de ismimin yer alması beni çok onore etti , bana bu mutluluğu bahşettiğiniz için size çok teşekkür ederim 💙 kendimi seçim öncesi aday adayı gibi hissettim 🙈🙈🙈