1000Kitap Logosu
Resim
128 syf.
·
4 günde
·
Beğendi
·
10/10 puan
Kusursuz Öyküler
Zellenbur’un Sıradan Bir Günü
adıyla müstesna, başlıkta belirttiğim gibi içinde yer alan her bir öykünün kusursuz olduğu, 10 numara 5 yıldız bir öykü kitabı. En son söyleyeceğimi en baştan söyleyeyim de kalan kısmı okumanıza gerek kalmasın. Hemen alıp okuyun, okutturun. Hatta öykü sevmeyen biriyseniz bile alıp okuyun. Pişman olma ihtimaliniz mümkün değil. Bundan sonra yazacaklarım da tamamen edebi zırvalıklardır, boşuna vaktinizi tüketmeyin. Kitabı daha elime almadan, yayımlanacağını duyduğum ilk gün harikulade bir eserle karşılacağımı zaten biliyordum, bundandır ki beni şaşırtan herhangi bir durum olmadı. Hatta bu kitabı bana soran, öykü sever bir arkadaşıma "Kötü olabilme ihtimali yok," demiştim. Tahmin ettiğim gibi de çıktı. Peki, hiç okumadan, kitaba karşı böylesine güven duymamın sebebi neydi? Pek tabii ki
Metin T.
'nin şahsıdır. Onunla İshak Edebiyat'taki arkadaşlarımız kadar sohbet imkanım olamasa da bugüne kadar edebi birikiminden çokça faydalandığımı söyleyebilirim. Kendisiyle yaptığımız "sen" anlatıcı konuşmalarından sonra şeytanın bacağını kırıp ikinci şahıs anlatıcılı öyküler kaleme aldım. Hatta bir tanesi "ben" anlatıcıyla birazı yazılmış, tam on yıldır bekleyen bir metindi. Öyküyü görmek için: parsomenfanzin.com/2022/05/24/sip-turh... İşim kuram kısmını yalayıp yutmuş, edebi birikimi arşa çıkmış birinden doğaldır ki kusursuza yakın öyküler bekliyorsunuz. Bu eserdeki öyküler kusursuza yakın değil, hepsi kusursuz. İçlerinden herhangi biri için bir tane, ufacık da olsa negatif eleştiri de bulunamam ki yazdığım incelemelerde koca koca yazarların metinleriyle ilgili nasıl olumsuz eleştiriler getirdiğimi görebilirsiniz. (En yoğunu Marcel Proust içindir) İşin yazarlık yönünde Metin abiyle benzer kaynaklardan besleniyor fakat farklı yollardan gidiyoruz. O daha çok "Aslolan hikayedir," kısmında olup işin biçim yönünü ve teknik kısımlarını doğal olarak hikayenin yani içeriğin kendisine hizmet ettirir. Bunun getirdiği artıları ve işin teknik tarafı da iyi yedirilince ne kadar kusursuz bir iş çıkabileceğini zaten bu harika kitaptan da görebiliyoruz. Bense edebiyatın e'sini daha yeni yeni anladığım günlerde bile işin biçim kısmındaydım. Akrostiş şiirler kaleme alıyor, o da yetmeyince düzyazı şiire geçiyordum. Sonrası da öyküyle buluşmam oldu. Fakat içimdeki o yaramaz, muzip çocuğun sesi zihnimden hiç gitmedi. Benim ayağım daha çok biçimde ve dildedir. Metin abinin tersine benim yazarlığımda anlattığım ne kadar güçlü olursa olsun biçime ve dile hizmet eder. Yani kısacası ne yazarsam yazayım dille oynamayı ister, biçimsel bir şeyler yapma ihtiyacı duyarım. Açıkçası bu çok da elimde değil, zihinimin çalışma prensibi böyle sanırım. Yani en azından çocukluktan beri garip biriydim. Yazdıklarım için de söylebileceklerim ancak "garip" oldukları. Ondandır ki kendi yazdıklarımın hiçbir zaman okur yönünde çok sevilecek, bayılacak metinler olmadığını, olamayacağını çok iyi biliyorum. Son yazdığım öyküyü sesli harfleri eksilterek kaleme alıyorum. Bunu yapan birinin öyküleri ne kadar iyi, güzel vesaire olabilir ki? Neyse kendimle dalga geçişimi bitirip Metin abinin yazarlığına geri dönelim.
Zellenbur’un Sıradan Bir Günü
'nde kurmaca metinlerde yazması en zor şey olan diyalogları kusursuz işlenmiş, aynı öyküde farklı gözlerden anlatım kusursuz, birbirinden farklı sesleri olan karakter yaratma kısmı kusursuz, öykülerin dili kusursuz, tek bir tane bile çıkaracağınız ya da ekleyeceğiniz kelime yok, öykülerin başındaki epigraflarla hayat bulan kurmaca Kemal Koton karakteri kusursuz kurgulanmış, kurmaca epigraflarla yapılan metinlerarasılık kusursuz, "Arabacı Meyhanesi" öyküsündeki iki bölümlük kurgu ve biçimsellik kusursuz, "Yanlış Anlaşılan Masumiyet" öyküsünde Orhan Pamuk'un Masumiyet Müzesi romanıyla metinlerarası diyalog halinde bulunma ve üstkurmaca tekniği kusursuz, kitapta en başından beri yapılanı kurgu yönünden de toparlayan tam tamına 21 sayfalık "Hokka Divit" öyküsünün postmodern polisiye ve yine üstkurmaca kısmı kusursuz. Biraz daha uğraşsam daha tonla övülecek şey yazabilirim ama bunlar bile bu kitabı kesinlikle okumanız için yeterli diye düşünüyorum. Metin abiyle ben Fransız Yeni Roman edebiyatı sevgisinde buluşuruz. Benim için o kadar değerlidir ki bu dönemin yazarları, Türkçe basılmış hemen hemen tüm kitapları kütüphanemde bulunmakta ve bir kısmını da okuma şansım oldu. Keza postmodernizm ve Orhan Pamuk edebiyatı noktasında da Metin abiyle kesişiriz. Tabii ki ben onun gibi bir Orhan Pamuk uzmanı değilim ve Orhan Pamuk edebiyatına da o kadar devasa bir sevgim yok belki ama sadece postmodern anlatı özelinde baktığımızda dahi yazdıklarının çok değerli olduğu söylemek elzemdir. Fakat Metin abiyle Oulipo grubu özelinde ayrışırız. Metin abi sağ olsun, onlarla "Lolipopçular" diye dalga geçmeyi sever. Matematiği edebiyat taşımaları ve biçimin sınırlarını sürekli genişletmeleriyle benim için özeldirler. Fakat Metin abinin onların biçimde yaptıklarının hikayenin akışını bozduğu, kimi zaman ruhsuz, duygusuz metinlere yol açtığı düşüncelerini de gayet iyi anlayabiliyorum. Ama dedim ya en baştan, bu biraz da zihnimizin çalışma prensibiyle alakalı. Türk edebiyatında
Sevim Burak
gibi biçimci yakaladığımda yolda altın bulmuş kadar seviniyorum. Keza Oulipo'nun kurucusu
Raymond Queneau
ve bu akımın meşhur yazarları
Georges Perec
ve
Italo Calvino
ile de zihinsel akrabalığımın olduğunu düşünüyorum. Bu arada ya bunlar da kimmiş, bu adam neler zırvalıyor diyorsanız sizleri şuraya alayım: edebiyatburada.com/turhan-yildirim-yaz... Fransız Yeni Roman ve Oulipo grubu videosu: youtu.be/SBU5YChtFFE Antiroman, deneysel roman, postmodern anlatı videosu: youtu.be/ycbUcOVBF1s Öncelikle ilk paragraftan sonra yazdıklarımı okumadığınız için sizlere teşekkür ederim. Dediğim gibi hepsi edebi zırvalıktan itibaretti, okumamakla iyi yaptınız, elleriniz dert görmesin. Yok ben hala okuyorum diye nadirattan arkadaşlar varsa onlar için de bu kitapla birlikte bonus olarak lütfen şu kitapları da okuyun:
Cıs
ve
Kuyruklu Yalan
İstanbul'da olmanın ayrıcalığıyla ben birkaç saat sonra Metin abiyle görüşeceğim. Ama yüzüne söyleyeceğimi buradan da yazmış olayım. Metin abi, pek sevgili, çok sevgili, en sevgili, büyük, yüce, koskocaman İmparator Haydutyus'un Kemal Koton'a selamı var. İmparator Haydutyus'un selamından: "sssz hrflr kllnmy sn bndn snr hlkm sssz hrflr lmdn knsp yzck tbmdn bn ymynlr dm czsn çrptrlck dydk dymdk dmyn klmsn mprtr yc hydtysn ksn dğşmz mrdr sssz hrflr bdyn kldrlmştr çnd sssz hrf blnn yynlr mprtrlk tprklrn sknlr lrs brt lm çn gzlrn ml çklp klklr kslp dl kprlcktr bndn byl sssz hrflr v nktlm şrtlrn kllnn btn mprtrlklr bzm cn dşmnmzdr"
Okuyacaklarıma Ekle
31
Beğeni
9
Paylaşım
Hepimiz edebiyat adına çok şey öğrendik sevgili Metin Nart’tan. Engin bilgisini paylaşmaktan ne sakındı ne yoruldu. Kitap yazsa da okusak diye bekledik hep. Nihayet harika bir eserle buluşturdu sevenlerini. Daha nicelerine... M. Nart kalemi, edebiyatı ve kitabı üzerine söylenecek her şeyi söylemişsin. Eline sağlık Turhan. (
Kara Gergedan
’ın ardından senin de yeni öykülerini hevesle bekliyoruz. Sesli harfleri eksilterek yazdığın öyküyü bilhassa merak ediyorum. Yolun açık olsun.)
7 Beğeni
Yanıtla
Hepimizin, bilmukabele.
4 Beğeni
Edebiyat pencerelerimizden bazen aynı bazen farklı şeyleri görüyoruz, doğru. En önemlisi bunun farkında olup, farklılıklarımızı paylaşıyor olmamız, değil mi? İşte bu en güzeli. Turhancığım kalemine sağlık.
2 Beğeni
Yanıtla
Kalemin sayesinde her satırını zevkle yazdım hocam. Kitabın yolu daima açık olsun.
2 Beğeni