Büyük usta Yaşar Kemal henüz 21 yaşında kaleme alıp 1955 yılında 29 yaşında iken yayınladığı bu eser ile, Hürriyet Pazar tarafından oluşturulan yüz kişilik jüri tarafından belirlenen "Türk Edebiyatının Gelmiş Geçmiş En İyi 100 Romanı" listesinde bir numara seçilmiştir. Kitap ilk olarak bir edebiyat dergisinde tefrika halinde basılıyor daha sonra Çağlayan kitabevi tarafından da kitaplaştırılıyor. Kitap daha ilk basımında kapış kapış satın alınıp okundukça Yaşar Kemal üç devam kitabı daha yazıyor.
Spoiler vermeden anlatacak olursak; konusu, Cumhuriyet döneminin ilk yıllarında geçer. Anadolu halkının geri kalmışlığı, cahil bırakılmışlığı, köy hayatının sefaleti ve ağaların tüm yöreye tamamen hakim olması üzerine bu duruma karşı bir isyan öyküsüdür. Eğer Rus yazar Mihail Şolohov'un Don Kıyısında Hasat 1 serisini okuduysanız aradaki benzerlikleri hemen fark edeceksinizdir. Ezilen köylülerin nasıl haklarını savunduklarını, toprak ağalarını ve yeni yeni tomurcuklanmaya başlayan kapitalizme nasıl başkaldırdıklarını burada İnce Memed vasıtası ile okuyoruz.
Yapı Kredi yayınları o kadar güzel bir kuşe kağıdına basmış ki kitabı insanın okudukça okuyası geliyor.
İnce Memed, 5 köyün ağası, sahibi Abdi Ağa'nın zulmünden dağa kaçıp eşkiya oluyor ve bu beylik düzene son vermek için onu öldürmeye and içiyor. Kitap Cumhuriyet'in ilk yıllarında geçmesine rağmen alt sınıf ve üst sınıf arasında ki fark günümüzde bile hala dağ kadar büyük. Şöyle anlatayım; Abdi Ağa 5 köyün sahibi ve bütün köylülerin ekip biçtikleri mahsulün dörtte üçünü kendisine pay alıyor ve köylüler kış ayını açlık ile boğuşarak geçirirken Abdi Ağa'nın kilerinde köylülerin binbir emekle topladığı mahsuller çürüyüp gidiyor. İnce Memed yıllar sonra dağdan inip köyüne Abdi ağa'yı öldürmeye gelince bakıyor ki düzen hiç değişmemiş, hala ağa köylülerin kanını emiyor ve bu yüzden Abdi Ağa'yı öldürmek için köylüleri arkasına almaya çalışsada köylülerin yarısı İnce Memed'e arka çıkıyor, diğer yarısı Abdi ağa'nın evine giderek bizim ağamızdır o, biz ona ihanet etmeyiz diye arka çıkıyor. (Ben bu hikayeyi daha öncede bir yerde okudum ancak hatırlamıyorum, nerde, nerde, nerde... ımm, neyse, bir üşüme geldi bunları yazarken, aklıma gelirse daha sonra yazarım)
Kitap da sürekli adı geçen bir eşkiya var ki neredeyse dağdaki bütün eski eşkiyaların dilinde, Gizik Duran. Acaba yazarın uydurduğu hayali bir kahraman mı bu Gizik Duran derken gerçekten de böyle bir eşkiya yaşamış. 1897 yılında Adana'nın Saimbeyli kasabasında doğmuş. Kayseri, Osmaniye, Maraş ve Antep'de Kurtuluş savaşı boyunca Ermenilerle olan mücadelesi, kahramanlıkları nesilden nesile anlatılmış durmuş. Acaba İnce Memed karakterini yazar Gizik duran'ın hayat hikayesinden mi esinlenerek yazdı, bilinmez. Hatta adına bir çok türküler yakılmış, bir tanesini alta yazayım.
arkasını vermiş daşa
al kanları akmış döşe
senin öldüğünü duymuş
ankara'da kemal paşa
fekenin dağları yüce
ünün gitmiş uçtan uca
halep öldüğünü duymuş
düğün eder gündüz gece.
Son olarak kitap da, gerçi o zamanlar Pkk terör örgütü devleti yoktu ancak köylülerin eşkiyaları nasıl baştacı yaptıkları, azılı suçluları jandarmalardan dayak yeme uğruna sakladıkları da bir su götürmez gerçek. Kitabın alt metni her zulüm edenin karşısına İnce Memed gibi bir babayiğit çıkar olsada devletin jandarmasını bu kadar itibarsızlaştırıp dağdaki adam soyan, köylüyü haraca bağlayan eşkiyaları yüceltmek ne kadar doğrudur, bilinmez.
Bir de kitap da gereğinden fazla laf kalabalığı vardı, okurken sıkıldığım yerler oldu bu yüzden. Bazı yerlerde bir sayfada anlatılacak şeyler on sayfaya yaydırılmış, o da alt alta kısa ve sürekli tekrarlardan oluşan dialoglarla. Örnek vermem gerekirse kitap içinden çektiğim bir görsel paylaşayım, ne demek istediğimi anlayacaksınız:
i.hizliresim.com/96ft1ya.jpg
Genel olarak 'bence' Türk Edebiyatı'nda daha güzel yazılmış eserler olsada, bu kişiden kişiye değişir. Ben bu kitabı okurken çok keyif aldım, ancak okuduğum en iyi Türk Edebiyatı değildi.
Özellikle o Adana yöresine has şiveli konuşmalar hikayeye bir doğallık katmış, diğer üç kitabı da bitirmeyi düşünüyorum, bakalım bizi daha hangi maceralar bekliyor.