"Bir zamanlar düşünürdü göğsümde yüreğim..."
(Homeros- İlyada, XIX -330)
Düşünmenin göğüsten bilindiği bir zamandan...
Homeros'un İlyada'sı Akhilleus'un öfkesi "Söyle tanrıça, Peleusoğlu Akhilleus'un öfkesini söyle" ile başlayan ve Hector'un ölüm töreni ile son bulan epik geleneğin kuşkusuz en ünlü eseridir. Troya Savaşı'nın yalnız 51 gününü kapsayan ve 16.000 dizeden oluşan İlyada'ya ne yazık ki Troya Savaşını tam anlamıyla yansıtıyor diyemeyiz. Savaş zaten başlamış ve sürmektedir, Paris ve Helene aynı yatakta uyumakta ve Agamemnon'un Akhilleus ile iktidar yarışı devam etmektedir. İlyada'ya farklı bir isim ararsak, yansttığı önemli olaylar bakımından ve kapsamından dolayı kitabın adına "Akhilleus'un Öfkesi" demek zannımca daha doğrudur. İlyada karakter ve soy tanımlamaları, savaşın nedenleri ve gelgitleri, tanrıça, tanrı ve tanrısoyluların etkileşimleri ile sadece bir sahnedir; başını ve sonunu bilmediğimiz bir sahne. Eğer Hollywood yapımı bir Troya filmi, ya da ilgili Netflix dizisi izlemediyseniz Tahta At savaş taktiğini bile bilemez ve anlam veremediğiniz bu yarım savaşın yanıtını Odysseia'da ararsınız. Odysseia sizi bir nebze aydınlatır ama yine boşluklar olacaktır ve bilme isteği sizi İlkçağ Yunan Trajedileri ile buluşturur çünkü yanıtlar seçkisi Eshilos, Sophokles ve Euripides'in eserlerindedir.
Homeros İlyada ve Odysseia destanlarında başrolleri Akhilleus ve Odysseus'a verir. Bize kadar korunduğunu, belki başkalaştığını varsaysak da onun iki destanda merkeze koyduğu isimler bellidir. Neden Hector'un cesareti ya da Paris'in aşkı değil de Akhilleus'un Öfkesi ile Odysseus'un maceraları diye merak etmek çok doğaldır. Bu durum Homeros'un İonyalı olduğundan ileri gelebilir.
Amerikalı romancı Madeline Miller Akhilleus'un Şarkısı'nı Troya Savaşı kadar bir sürede