Gönderi

Herkesin Okuduğu O Kitap!
8/10
·184 syf.··
2022 73. kitabı
·
24 saatte okudu
·
Okunma: 29 Ekim 2022 12:57
Bu kitap yorumunu Instagram'daki "alintilarlayasiyorum" profilimde de okuyabilirsiniz: instagram.com/p/CkSy3Jstfze "Ne, hâlâ Şeker Portakalı'nı okumadın mı?! Sana inanmıyorum!" diyenler için müjde... Bu zamana kadar okumadığım için utandığım bu kitabı sonunda okudum! Bu incelemenin altına yazılan her yoruma karşılık olarak çocuklar ve gençlerin yaşlarına uygun ve kendilerini geliştirebileceği harika kitaplar önerdim. O yüzden kitap önerisi alabilmek için yorumları inceleyebilirsiniz. Siz ilk olarak okumaya nasıl başladınız? Mesela ben bu kitabın yazarı José Mauro de VasconcelosJosé Mauro de Vasconcelos gibi okumaya kendi kendime başladım. Okumak derken ise alfabe ya da ana dili öğrenmekten bahsetmiyorum. Gerçek anlamda içinden gelerek kitap okumayı ve onları içselleştirebilmeyi kastediyorum. Ailemden kimse kitap okumazdı, hâlâ da okumuyorlar zaten. O yüzden aileleri okuyan insanlardan oluşan çocukları hep kıskanmışımdır. Kitapla büyüyen, hayatı okumak ve sorgulamaktan ibaret olan insanlardı bunlar benim için. Kendi içimde ise her zaman bir yönüm eksik kaldı. Fiziksel ve maddi ihtiyaçlarım bir şekilde karşılanıyordu Zeze gibi, fakat ya duygusal ve manevi ihtiyaçlar? Bence her insanın kendisine özgü ve sürekli olarak konuştuğu bir şeker portakalı fidanı vardır. Şunu da itiraf ediyorum, ben diğer insanlarla yaptığım konuşmalardan çok kendi kendimle konuşuyorum. Esas deliliğin ise insanın kendi kendisiyle konuşmaması olduğunu düşünüyorum. O yüzden her insanın kendi içinde hayali bir Minguinho'sunun olması gerek... Ayrıca hadi kabul edin, büyüdükçe gerçek hayatı öğreniyoruz. Yalnızlaşıyoruz. Bilinçlendikçe Zeze'nin sahip olduğu masumiyeti kaybediyoruz. Zeze'nin yumuşak yüreği ise zamanla bu hayat içerisinde sertleşerek saflığını kaybediyor. Zaten bu büyüme aşamasının sancılarını da serinin 2. kitabı olan Güneşi UyandıralımGüneşi Uyandıralım'da okuyabiliyoruz. O yüzden bu kitabı okurken aklıma başka bir kitapta geçen muhteşem bir pasaj geldi. OblomovOblomov kitabını mutlaka duymuşsunuzdur. O kitabı okurken Oblomov'a sorulan şu soru ve onun verdiği cevap çok dikkatimi çekmişti: "— Ama hayatta sevmediğin şey ne? Onu söyle. — Her şey; durmadan öteye beriye koşmalar, küçük ihtiras oyunları, hele de açgözlülükler, rekabetler, dedikodular, birbirine çelme takmalar, birbirini tepeden tırnağa süzmeler. Konuşmaları dinledikçe insan budalalaşıyor." [s. 214] İşte gerçek dünyanın tanımı tam olarak bu! Oblomov'un yatağından kalkmamasının sebebi de buydu. Bu açgözlülükler, rekabetler, dedikodular ve diğer bütün saçmalıklar arasında Zeze, ağacı Minguinho ve onu arabasıyla gezdiren Portuga o kadar ütopik kalıyor ki... Zaten belki de kitabın sonunda Zeze, işte tam da bu yüzden gerçek hayatın kendisiyle tanışıyor. Aslında bu kitap bize kendi Minguinho ve Portuga'larınızı kendiniz yaratın diyor. Çünkü toplumunuz sizi bir gün mutlaka yalnız bırakacak, hayal kırıklığına uğratacak, anlamayacak ve size şiddet uygulayacak diyor. Bütün bunlardan kaçabilmek için elimizde bulundurduğumuz en büyük sığınak ise kitap okumak. Gerçekliğin bombalarından kaçabileceğimiz en mantıklı mekan bence bu sığınağın ta kendisidir. Kitapta sevmediğim bir yönü de söylemek istiyorum. Çoğunluğu çocuklara hitap eden böyle bir kitapta bu kadar küfür kullanılması pek hoş değildi. Bu noktada Zeze'nin yetiştirilme biçimine, toplumdan izole kalmış olmasına ve küfrü ailesine/toplumuna karşı bir tepki olarak kullanmasına vurgu yapıldığını biliyorum. Ama yine de bir çocuk olsam bir kitapta böyle ağır küfürlerle karşılaşmak istemezdim. Peki, gerçekten de bu kitabı hâlâ okumayan kaldı mı? Bu sorunun cevabını ve diğer yorumlarınızı merak ediyorum. Gerçek hayatta Zeze'nin saf masumiyetine sahip insanlarla karşılaşabilmek dileğimle...
Edebiyat
Şeker PortakalıJosé Mauro de Vasconcelos · Can Yayınları · 2022275bin okunma
··1 alıntı·
2 +1'leme
·
140bin Gösterim
127 Yorum
Ben 11 kişilik kalabalık bir aileye mensuptum ve rahmetli babam çok zor yetişebiliyordu bizi okutmaya.Hiç kitabım olmadı gerçekten. Başkalarından ve kütüphanelerden okuyabildiğim kadar okurdum, yani aslında çok kitap okumadım ama hep okuyana karşı bir saygı ve imrenme vardı içimde. Gerçek okumaya 35 yaşımda başladım ve hiç bırakmayı düşünmüyorum artık.
Oğuz Aktürk
Gönderi Sahibi
geç olsun güç olmasın diyelim, bir yerden başlamak iyidir ne olursa olsun kitap önerim: - balzac, seraphita
Oğuz Aktürk
Gönderi Sahibi
incelememi 1000 beğeniye ulaştıran herkese çok teşekkür ederim! 🤓 yazdıklarım sizde bir karşılığını buldukça burada ben de mutlu oluyorum ve yeni incelemeler için motivasyon kazanıyorum. ❤️
Oğuz Aktürk
Gönderi Sahibi
kitap önerisi makinesi ayağınıza geldi. yorumlarınızın altına kitap önerisi verilir, 5 dakikada yapılır, hemen teslim edilir
Oğuz Aktürk
Gönderi Sahibi
incelemeye düşüncelerini veya yorumunu yazan bütün arkadaşlara gençlerin kolaylıkla okuyabilecekleri harika kitaplar öneriyorum! 🥳
Ben evime hayli uzak bir köy okulunda ilkokulu bitirdim. Sürekli öğretmenler değişiyordu. Mekanı cennet olsun Seyfullah öğretmenim sınıftaki herkese, ailelerinden bizlere okuma kitabı aldırmasını istemişti. Şehri bile hiç görmemişim. Babam ne alırsa onu okuyacaktım. Herkesin ailesi ilçedeki tek kitapçıdan aynı hikayeleri almış tabii (Nasreddin Hoca vs di). Ama benim babam 3 tane hikaye almıştı (başka bir ilçeye yolu düşmüştü). Benim kitaplarım farklı olduğu için çok ağlamış,arkadaşlarımı kıskanmıştım. (Kırk Haramiler’di hikayelerimden biri) Durumu ağlayarak kuzenlerimle, o dönem yakınındaki başkalarıyla paylaşmıştım ve onlar bana sürekli hikayeler getirdi bir süre,hepsini okudum. Sonrasında okumayı hiç bırakmadım. Şeker Portakalı’ nı ise daha 10 yıl önce okudum ilk kez, kardeşim köy evinde unutmuş,okuyacak bir şey ararken tesadüfen buldum,haala her gidişimde tekrar okurum. Bir tane de kendi kitaplığım için aldım. Kitabı sevdiğimi yazmama gerek kalmadı sanırım. Öte yandan zaten çok güzel bir inceleme yazmışsınız üzerine ekleyecek bir şey bulamadım. Ellerinize sağlık. Keyifli okumalar
Oğuz Aktürk
Gönderi Sahibi
sizin hikayeniz de bana zeze’ninkini hatırlattı, bunu benle paylaştığınız için çok teşekkür ederim kitap önerim: - dostoyevski, çocuklarla beraber
Reklam
Annesi-babası kitap okuyan, evinde kütüphanesi olan ve kitaplarla büyümüş o çocuklardan olmak isterdim...Eminim çoğumuz isterdik. İyi yönden bakmak gerekirse içimizde kitaplara dair olan o ışığı kendimiz fark edebildiğimiz için bir yönden de oldukça şanslıyız. Kendi şansımızı kendimiz yaratmış olduk. Sen yorumladıktan sonra yeniden okumak istedim, sıcacık bir kitap. Ağır okumalardan sonra dinlenmek için araya sıkıştırılabilir.
Oğuz Aktürk
Gönderi Sahibi
kendi şansımızı kendimiz yaratmamız gerçekten çok değerli. belki de bu sayede zorunluluktan dolayı değil, içimizden gelerek okuyoruz kitap önerim: - yaşar kemal, filler sultanı ile kırmızı sakallı topal karınca
Oğuz Aktürk
Gönderi Sahibi
harika bir cumhuriyet bayramı gününden sonra kitap önerisi dükkanımızı bugün de açtık. öneri almak ve ilk okuma serüvenini anlatmak isteyenleri yorumlara bekliyorum! 🤓
Yorum yapabilmeniz için giriş yapmanız gerekmektedir.