Kitabsever Sen yürüyen bir ruhsun, günahlarımı haznen de büyütüp yola koyulan !
Dilimde ki yara izlerinin merhemini uçurumlara savuran...
Sen benim ruhum !
Sen benim en kuytu uykum !
Sen benim cennete sığdıramadığım tutkumsun !
Darmadağın adımlarımın kasvetini teninden aldım.
Adımlarımın arasın da adını saydım...
Rüzgar esti, bulut serildi de yatağıma ben yağmurlarınla bir olup, hiç ıslanmadım...
Top...rak yuttum, ay tuttum ...
Sen yürüyen bir ruhsun, günahlarımı haznen de büyütüp yola koyulan !
Dilimin yanılması eceldendir...
Geceyi ellerine indirmem seherden...
Ezeldendir kana bulanması gözlerimin.
Sahipsiz, boş gebeliklerle sana tutunmam emelden...
Düşlerimi heveslerinin ucuna düğümlemem ...
Dilek dallarını sen diye giydirmem ehlimden...
Kapanıyor ellerim, yüzümü çepeçevre sarıyor ömrüm.
Seni kanıyor sol kalemim, seni yoruyor içimde ki gece...
Bir daha büyütmemeli miyim seni, düşlerde düşüne düşüne...
Esir et beni şimdi küllerine...
Bilinmez kısrak ülkene.
Şarap kokulu tenine, bitik izmaritten örülü kasvetine.
Zikret şimdi adımı ,
Şükret dinime !
Ölümler adını değiştirmiş olmalı.
Artık benim fikrim de ezanlar kulakların da sabahlıyor.
Musallaya yatır adımı, zikret sen de,
benimle bir her gece tek seferlik sevişmelerimize...
Siz susmanın nedenini anlatmışsınız. Bense sustuğunuzu duyan birinin sizi anlaması vs cümlesinin süslenmesini. Konuşmadan anlaşılan iletişime erebilene ne mutlu. Kısacası süslemeden de anlatabiliriz, derdim o.