2022’nin son iki kitabından biri olan “ Nakkaş”, Nakşibendi Tarikatı’nın aziz pîri Şâh-ı Nakşibend Muhammed Bahauddin (k.s)’i konu alıyor. Onun şahsında birbirleriyle mücadele eden iki kardeşin trajik hadiseler neticesinde Özbekistan’da bir nakkaşla yollarının kesişmesini ve devamını anlatıyor. Akıcı, sürükleyici bir eser…
Hz. Pîr’in doğumundan önce başlayan hayat hikâyesinin, âilesiyle ilgili detayların, hoca ve şeyhlerinin, mânevi tedrisâtının, dervişan ve hulefâsının, sohbet ve kelâmlarının muhtevasının yanında bu iki kardeşin yaşadıkları için de hepimizin hayatında olan yahut olması muhtemel hadiseler, diyebilirim. Çekişmeler, kıskançlıklar, dışlamalar, hayâl kırıklıkları, yanlış anlamalar, psikolojik rahatsızlıklar, bunalımlar ve acı sonlar… Hangimizin hayatında yok ki? Yazar kitaplarında anlattığı büyüğümüzün hayatının haricinde toplumsal temalara da kalemi marifetiyle çuvaldızı batırıyor. Bir önceki kitabı Arzuhâl’de değerlerimizin içinde yetişmesine rağmen zararlı ideolojiler tarafından kıskaca alınarak yuvasına, büyüklerine ihanet eden bir kızın yaşadığı acı tecrübeleri anlatmıştı. Bu eserinde da temiz gıda ve hayatımızdaki belli başlı algıları vs işlemiş.
***
Toparlayayım:
Allah dostlarını çok seviyorum. Hayatlarını, sözlerini, kerametlerini okumayı; Allah’a ve peygamberimize olan sevgi ve ittibâlarını okumayı gerçekten çok seviyorum. Bunu irfan haznesinin bizzat merkezinde olan bir yazardan okumaksa bambaşka bir his.
***
Şunu da ifade etmeden geçmeyeyim:
Yazar Sadiye Erol Aykaç, hayatını anlatacağı büyüklerimizin yaşadığı yerlere gidiyor, havayı teneffüs edip eserine yön veriyor. Bu da #sadiyeerolaykaç’ı, muasırlarından ayıran bir yön diye düşünüyorum. Acizane bir okuru olarak kendisinden Abdülkadir Geylanî (k.s) romanı beklediğimi de buradan ilân ediyorum.
Ve aflarına sığınarak ufak bir eleştiri: Yazım hataları, anlatım bozuklukları, tamamlanmayan cümleler, büyük-küçük harflerin yanlış kullanımı ve yanlış ayrımı gibi teknik hatalar; gerçeği söylemek gerekirse gözlerimi kanattı. Basit bir örnek… Kitabın bir yerinde Molla Câmî (ks)’den bahsederken ‘molla camiye’ diye bir ifade vardı. Dedim acaba sayfa mı atladım; molla, camiye ne zaman gitti diye bir bocalamadım değil. Ya da büyüklerimizin sohbetinden bahsedildikten sonra tırnak işareti marifetiyle ayrım yapılmadan yazarın cümlesine geçiş yapılmış. Bunlar birazcık da ‘eksiksiz’ kitap arayışımdan kaynaklı şahsî yargılar olabilir. Yazarımız ve yayınevimiz lütfen kusuruma bakmasınlar…
***
Ez-cümle Sadiye Erol Aykaç’ın romanlarını okuyun, okutun ve takip edin…