Gönderi

Düşündürdün, bi kendimi sorgulattırdın.
Okurken bir başka kimse bizim için düşünür: Biz sade­ce onun zihin sürecini takip etmekle yetiniriz. Nasıl ki yazmayı ögrenirken talebe ögretmen tarafından kalemle çi­zilmiş çizgileri takip eder: Okurken de tıpkı bunun gibidir; düşünme işinin büyük bölümü zaten bizim için bitirilmiş­tir. Bunun içindir ki kendi düşüncelerimizle meşgul olduk­tan sonra elimize bir kitap almak her zaman bizi bir parça rahatlatır. fakat okurken zihnimiz aslında başka birisinin düşüncelerinin oyun alanından başka bir şey degildir; ve sonunda onlar bizden ayrılır, geriye kalan nedir? Ve dolayı­sıyla öyle olur ki çok fazla-yani neredeyse bütün gün oku­yan ve arada düşünmeksizin, eglence yahut meşgale ile kendisini eğlendiren kimse, yavaş yavaş kendi kendine dü­şünme yeteneğini kaybeder. tıpkı at üstünden inmeyen bir adamın sonunda yürümeyi unutması gibi. Birçok egitimli insanın durumu bundan pek farklı degildir: Okumak onları ahmaklaştınr.
Sayfa 61 - Say Yayınları
··2 alıntı·
9,8bin Gösterim
4 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Fakat mesele kusurlar olduğunda, insanın hikayesi benzersizdir. Diğer hayvanlara göre daha kusurlu görünmemizin sebebi, çelişkili de olsa aslında ilerleme sağlaması beklenen adaptasyonlardır. Örneğin diğer hayvanlar tek bir besin çeşidiyle yaşayabildiği halde, biz sağlığımızı korumak için çok çeşitli gıdalarla beslenmek zorundayız. Bunun nedeni atalarımızın temel gıdaların tekdüzeliğinden kurtulup, araştırmak, avlanmak, toplamak, kazmak ve farklı habitatlardaki düşünülebilecek her türlü besin kaynağından faydalanabilmek için ileri düzeydeki bilişsel güçlerini kullanabilmiş olmalarıydı. Kulağa hoş geliyor ama sorun şu ki atalarımızın zihinsel gücü arttıkça bedenleri tembelleşti. Zengin diyetlerinin çeşitliliği karşısında, bedenler daha önce ürettikleri birçok besin maddesini üretmekten vazgeçti. Böylece atalarımız zengin bir diyetin tadını çıkarmaktan zengin bir diyete mahkûm olmaya geçiş yaptı. Bu ise talihsiz bir geçişti. Başlangıçta açık bir üstünlük sağlayan özelliğimiz zamanla bir kısıtlama haline geldi. -Nathan H. Lents, İnsanın Kusurları (sayfa 207-208)
Okuma eylemi beyin nöronlarını olumlu yönde geliştirdiği gibi hayal gücümüzü de uyarıyor.Biz farkında olmasak da günlük hayat sorunlarına çözüm odaklı yaklaşmamızı sağlıyor.Kendimize yakın bulduğumuz kitap karakterleriyle çeşit çeşit alemlere akmak bazen kendimize yaklaştırıyor bazen kendimizden uzaklaştıryor...Psikolojik olarak dengeye geldiğimiz gibi dünya edebiyatıyla birlikte diğer ülkelerin tarihi geçmişine göz atmamızı sağlıyor ya da farklılıklarımızı ve ortak yanlarımızı keşfettiriyor kitap okumak...Kelime hazinesini geliştirdiği gibi her yerde ,haklı olduğumuzu bildiğimiz ortamlarda kendimizi daha iyi ifade edebiliyoruz...ve daha sayamayacağım bir sürü faydası var...Sizler de yazın arkadaşlar yukarıdaki iletiye inat:)
Arthur’un bu eleştirisinin pek yerinde olduğunu düşünmüyorum. Bir bakıma haklı olsa da, esasen bir başkasının düşünce eylemimi oluşturan fikir aslında bir başka birinin düşüncesi idi. Hep daha iyi bir düşünce ortaya atıldı. Bilhassa Arthur’un haki hazırdaki yorumu da bir başkasının düşüncesinin oluşumunun etkisidir. Dolaysıyla okunalarımız bizi düşüncelerden uzak tutmaktan veyahut düşünme eyleminin bir başkası tarafından gerçekleştirilmesi ile düşüncenin bizim için zayıf kalmasından çok bizim daha farklı oyunlar oynamamızı sağlayarak düşüncelerimizi derinleştiriyor.