Yaşar Kemal bu roman için "Edebiyatta görkemli bir söz vardır, büyük kapıdan girmek. Bu, büyük bir eserin yazarı demek.
Zülfü büyük kapıdan bu romanıyla girmiştir." demiştir ve doğru bir yorumda bulunmuştur kanımca.
Son ada, gerek yazım şekli gerek konusu olmak üzere benim çok sevdiğim bir eser oldu. Cennetten bir köşe gibi tasvir edilen Son Ada da yazar; toplumun bir tehdit karşısında zaman zaman içinde bulunduğu durumları, bu güzelim adada 40 dairede unuttugumuz insan iliskilerini yani sevgi içinde yaşayan ada sakinlerini, adanın asıl sahibi olan martıları, ve yüreği kendinden büyük bir çocuğu anlatır.
İnsanlar varlıklarını tehdit eden bir durum olduğunda başlarına kötü bir şey gelmesin diye var olan kötü durumda bile tehdidin sahibini dinlerler çoğu zaman. Konfor alanını bozmak istememekten kaynaklanır bu bir de önlerini göremediklerinden. Ha bir de "Bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın!" mantığından sayfa 52.
Ama hani Celâl Şengör'ün "Senin cahilliğin benim hayatımı etkiliyor." diye bir cümlesi vardır. Bu işte bu durumlar için tam uygundur. Bu konfor alanından çıkmak istemeyen insanlar yüzünden önünü görebilen, farkındalık bilinci yüksek, hatta bu başlarına ne gelirse (gözlerinde büyüttükleri kişiler tarafından) kabul eden kişileri bile uyaran insanlar da zarar görür. Çünkü bilirsiniz ki "Kurunun yanında yaş da yanar."
İşte böyle toplumlarda senin bilinçli olmanın, kendini geliştirmiş olmanın hiçbir önemi kalmaz onlarla birlikte sen de aynı kadere mahkum olursun. Tabi bu kendimizi gelistirmeyecegiz anlamına gelmiyor herkes kendinden sorumludur bireysele baktığımızda benim anlatmak istediğim toplumsal yönüdür meselenin.
Romana tekrar dönecek olursak tavsiye ederim eğer siz de diktatör edasıyla güzelim adanın nasıl günden güne solduğuna şahit olmak isterseniz.
Keyifli okumalar...