Bir Distopik Roman Üzerine Psikolojik Tahlil (uzun ve sürprizbozanlı)
7/10
·208 syf.··
2023 16. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 08 Şubat 2023 10:38
Aslında anlatılmak istenen somut olarak ağaçtan kağıt haline dönüştürülmüş ince selülözün üzerine matbaayı basmak değil. Asıl olay, duygu düşüncelerin paylaşılmasının, insanların birbirleri ile paylaşımlar yapmasının önüne geçmek. İnsanları birbirinden soyutlamak. Uzaklaştırmak. Yapay bir ortamın içinde TV ekranları ile fırlatılmış yalnızlıkların unutmasını sağlanarak bol eğlence ile beyinleri boşaltıp aptala dönüştürmek. Düşünmelerinin önüne geçip üretmelerini engellemek. Hasta insanlar yaratarak, sorunun ne olduğunu dahi çözümlemekten aciz olmalarını sağlamak. Kitapta birçok yerde Mildred karakterinin TV'si ile çok mutlu olduğu, aptalca kimi zaman sinirleri bozan akılsızca tepkilerle, ekrana yoğun şekilde maruz kalmaktan kimi bilişsel fonksiyonlarını (anlama, muhakame etme, yorumlama) kaybettiğini görüyoruz. Eşi ile olduğu kadar, gerçek yaşamdan da bir kopuşun olduğunu, eğlenceden başka bir şeye odaklanamadığını, yapay TV ortamını ailesi bellediğini görüyoruz. Günümüz benzetmesi yapmak klişe gelebilir ama ne yazık ki bu benzerliği görmezden gelmek çok zor. Hele de sanal alemle gerçek yaşantımızı takaslamışsak. Eric From, Freud gibi psikanalistlere göre 'üretebilen insan' sağlıklı insandır. Ürün ortaya koyamayan, neredeyse mağaradan beş dakika önce çıkmış gibi hareket eden, cümle kurma yetisini dahi kaybetmiş, sadece karşısına çıkan programları yutup tüketen kişilerle dolu bir evde yaşadığınızı hayal edin. Partiye gidip birkaç insan yüzü görmeyi umarken deliler ayininin tam ortasında kurban edilmek üzere olan gencin yaşadığı anlamazlıkla kitabın kimi yerlerini takip ettim. İlginç ve de incelenesiydi. İtfaiyecilerin yangın söndürmek yerine yangın çıkardıkları bir düzen aslında bize bir yaşam paradigmasının değiştiğini söylüyor. Başka bir meslek kolu çıkamaz mıydı? Bilemiyorum, o zaman da değişen yaşam koşulunun etkisi sanırım bu kadar akılda kalıcı olmazdı sanırım (Yazının bu kısmı bana ait değil bu arada, fevkalade bir tanıdığımdan aldım bu yorumu). Halkın kendiliğinden kitap okumayı bırakıp ekranlara yönelmesiyle zaten analitik düşünmekten uzak yetişen zihinlerin oluştuğunu gören mevcut hükümet de kitap okumaya yasak getirerek onları bu zorlu analitik-eleştirel düşünme zahmetinden kurtararak iyilik yapıyor. Ne kadar da düşünceliler görüyor musunuz? Canlarım. İtfaiyeci olan Mograd'ın aydınlanması ve akabinde başına gelenler. Kitabın diğer distopik (Cesur Yeni Dünya ve 1984) romanlardan daha iyi bir yere konumlandığını düşünmüyorum. Bu arada Cesur Yeni Dünya 1932'de, 1984 de 1949'da yazılmış. Fahrenheit 451 ise 1952'de. Üzerinde en iyi bilimkurgu yazıyordu, ona ithafen bu veriler de. İnsanlara üzgün olma hakkının tanınmadığı, her daim boş kahkahaların ortalığı sardığı bir gerçekliğin yaratılması, savaş gibi olağanüstü koşullara dahi tepkisiz kalıp, duygulardan azade, boş bir şekilde yaşanan ömürlerin tasarısından korkulmuş kitapta. Kişilerin birbirlerine sevgi bağı ile değil de aynı evi mecburiyetten paylaşan yabancıların samimiyeti ile bağlandıklarını görmek (çocuklarını çamaşır makinasına çamaşır tıkıştırır gibi okuldan eve geldiklerinde TV karşısına oturtan annenin gururlu söylemi) de aile olmanın anlamının ne kadar boşaltılabilirse o kadar boşaltılabileceğini söylüyor. Teknik bağlamda kitaba baktığımda ise, bana göre kimi yerlerde anlamsal kopuklukların olduğunu düşünüyorum. Zaman atlamaları gibi yani. Bazı cümleler de yazılırken gereksiz mecaz yüklemelerinin kurbanı olmuş gibi hissettim ama olsun oluyor öyle şeyler. Son olarak, bunu belki başta yazmam gerekirdi bilmiyorum pek de umursamadım, genel itibari ile kitabı beğendim diyebilirim. Oldukça kapsamlı şekilde anlaşılır bir psikolojik tahlille ele aldım. Teşekkürler.
Psikoloji
Fahrenheit 451Ray Bradbury · İthaki Yayınları · 2022108,4bin okunma
··
166 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.