Huzur 1949'da yazılan roman, aşk, zaman, hafıza ve iç arayış temalarını araştırıyor. Bir röportaj sırasında Tanpınar'a neden romanın adını huzur koyduğu şeklinde bir soru yöneltiliyor ve kendisi şu cevabı veriyor.
Ahmet Hamdi Tanpınar ''Çünkü huzursuz bir dünyada yaşıyoruz. Çünkü insan kendisi ile barışık değil. Değerler karşısında ve insan karşısında yeniden düşünmeye mecburuz. Çünkü her şeyden şüphedeyiz ve nihayet aramızda eskisi gibi o kadar kuvvetli Allah'ı hissetmiyoruz. Hülasa huzursuzuz, onun için...'' Yani huzursuz bir dünyanın tenkidi olaraktan karşımıza çıkıyor kitap.
Onun sözlerinden de anlaşılacağı üzere roman, aslında iki şeyi öne çıkarıyor ilki ''mesuliyet'' diğeri de romanın bütününe hakim olan kültür ve medeniyetimizi anlamadaki ''ikilik''. Daha doğrusu Tanzimat döneminden bu yana süregelen modernleşme maceramızın meydana getirdiği ve giderek derinleşen medeniyet krizinin nasıl aşılacağı meselesidir. Yani Türk toplumundaki batılılaşma tezahürleri ve mazi ile bağımızdan bahsetmektedir. O zamanlarda bu bazı konu aydınlarımız için bir nevi redd-i mirasa bazıları için ise tam tersine geçmişi kutsama gibi temelde daha pratik çözümlere dayanmakta iken, Yahya Kemal ve Tanpınar'da görülen, mazinin bu günün ışığında yeniden yorumlanıp yaratıcı bir geleceği hazırlamadaki rolü ile ilgilidir. Tanpınar Doğu'nun da Batı'nın da bizim gerçekliğimizin birer parçası olduğunu söyler aynı zamanda bu çifte yaşamın içinde yaşayıp yeni hayat şekilleri kurmanın kolay olmadığını ancak bunun imkansız olmadığını da söylemektedir.
Aynı zamanda Tanpınar huzur romanı hakkında tezli bir roman olmadığını aksine, eserine ''deneme roman'' demesi de benim dikkatimi çekti çünkü benim için bir deneme yazısının üstünde bir roman oldu bu eser. Kendisi eseri hakkındaki bir röportajda şunları dile getirmiştir.
''Huzur'da bu iki şeyin, dünya meseleleri ile kendi zamanımızın münakaşası vardır. İsterseniz buna bir ''deneme roman'' deyin. Huzur'un daha çok münakaşa ettiği meseleler vardır. Bunların başında insanın kainattaki yeri gelir. Bence insan bütün kainattan mesuldür fakat heyhat ki insan bu mesuliyetin çapında değildir... Nihayet birde öteden beri peşinde olduğum kalkınma davamız ve kültürümüz karşısındaki vaziyetimiz var...''
Kendisinin bu sözlerini dayanak alaraktan şunları söyleyebilirim, ''Huzur'' bütün bu meselelerin etrafında gelişen bir kitaptır. Kitap dört başlıktan oluşur.'' İhsan, Nuran, Suat, Mümtaz''. Romanın baş karakteri olan Mümtaz, karmaşık ruh betimlemeleri arsında roman içerisinde hep huzuru arayan bir kahramandır. Diğer karakterler onun benliğinin oluşması için onun çevresindedir. Mümtaz küçük yaşlarda kaybettiği ev ve huzur ortamını bir kadında aramış ve bunun için Nuran ile aşkı kitapta anlatılmıştır ancak bu aşk ele alınırken Tanpınar İstanbul'u bu aşkın yaşandığı bir şehir olmaktan çıkarır. Sembolizmin ustaca kullanımı ile İstanbul, zamanın amansız geçmişi ve karakterlerin hızla değişen bir dünyada istikrar ve anlam bulma mücadelesini temsil eden tekrarlayan bir motif görevi görür. Sembolizmin bu şekilde kullanımı ise romanın tematik derinliğini zenginleştirir ve yorum katmanları ekler.
Romanın, evrensel temaları işlemesi geniş bir okuyucu yelpazesi ile rezonansa girerek onu dünya edebiyatında kayda değer bir katkı haline getirmiştir. Mimarimize ve tarihimize yönelttiği bakış ise edebiyatımız için ufuk açıcı bir mahiyettedir. Roman içe dönük bir anlatımla sürekli olaraktan ruh analizleri yapar, Ahmet Hamdi Tanpınar geçmiş ile bugün arasında gidip gelen, geri dönüşler ve anılar içeren karmaşık bir anlatı yapısı ile hafızanın keşfine derinlik katar. İçe dönük anlatı, okuyucuların kahramanın içsel mücadelesiyle etkileşime girmesine ve kendi deneyimlerini yansıtmasına olanak tanır. Roman batılılaşma ile geleneksel değerler arasındaki çatışmayı araştırıyor ve eski ile yeni arasındaki gerilimi vurguluyor.
Romanda olaylar karmaşık bir anlatım tarzı ile anlatılmıştır, okurken gerçekten zamanı durduran bir kitap. Asla hızlıca atlayarak okunacak bir kitap değil zaten kendisi, bunu yaparken sizi İstanbul'un sokaklarına, atmosferine veyahut kimi zaman bir musiki şöleninin içine alaraktan, çağımızın bayağılığından bizleri kopararak edebi bir zevkin çemberi içerisine alacak bir kitap.
Ben bu kitabı okulda bir hocamın bana önermesi ile okumuştum hatta hocamız ''bu romanı okumadan edebi roman okumuş sayma kendini'' demişti. Roman bitince tavanla bakıştığım o dakikalarda gerçekten de neler demek istediğini gayet iyi anlamış oldum.
Okumak isteyenler için küçük bir uyarım var bu kitap üçleme bir kitap aslında onu okumak istiyorsanız bunun bir sırası var bende araştırma yaptığım esnada görmüş oldum ve o sırayı takip ederekten tekrar okumak isteyeceğim kitaplar arasında kendisi.
Sıralama: 1.Mahur beste Mahur Beste
2.Sahnenin dışındakiler Sahnenin Dışındakiler
3.Huzur Huzur
Son olaraktan ise başarabildiğim kadar spoiler vermeden kitap hakkında inceleme yazmak istedim ama şunu söylemek gerekirse: Kitap içerisinde var olan, aşkın dönüştürücü gücü, zamanı ve mekanı aşma yeteneği ile bence huzuru bulamayanların ölmeden önce okuması gereken bir yapıttır kendisi