Gönderi

Kaybettiğinin İbrahim'e Kattığıdır
9/10
·344 syf.··
Beğendi
·
2018 258. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 11 Kasım 2018 20:19
“ Bir müşkülüm var Kaf dağından getirdim Suyunu verdim, güneşe koydum, büyüttüm Anladım senden uzakta varılırmış sana Âdem'in aklını aşka sattığıdır..” Zaman zaman içinde, ömür ömür içinde, rüya ömür içinde, rüya rüya içinde, bir ömür ki rüya içinde… Süngü, eserinde gerçeği bir materyal, bir enstrüman olarak kullanıyor, asıl işi büyülü olanla, gerçeküstüyle. Gerçeğin ötesinde büyülü engin bir evren inşa ediyor. Sınırı, ötesi olmayan. Gerçeklikse bizim bu evreni ve bu yolu anlamamız için kullanılmış birer argüman sadece. Yani anlatılamayacak olanı basitleştirme çabası, O’nun o sevdiği söylemle “anlamı kelimeye zorlama” çabası. Uzun soluklu, iç içe geçmiş bir macera bu. Tıpkı fantastik bir macera filmi izler gibi.. Dağlara, kulelere tırmanıp, denizler aşma, insansız hayatın durduğu, balkonsuz evlerin olduğu sokaklarda kaybolma, duvarın tabana, tabanın tavana döndüğü bir kulübeden ‘Hayat Kapısı’na uzanma, zamanın zamansızlığa evrildiği, zamanın görecelilik kazandığı uzun soluklu hikâyeye hepsi dahil. İnilen bir bodrumun aynı zamanda o evin tavanına çıkması da, sürekli tekraren yaşananın, yaşandıkça anlam kazanması da öyle. Süngü’nün tarzı değişmiyor, bu romanında aslında O, tarzını pekiştiriyor. Yine labirentin içinde çıkışı bulmaya çalışan, kurguda sıkışıp kalmış, çaresiz bir başkarakter, bir yığın laf kalabalığı, kendi deyimiyle ‘zevzeklik’ yine çok katmanlı sarmal bir kurgu yapısı, döngüsellik, zaman kavramının değişkenliğini görüyoruz. Ama ek olarak burada rüya içinde rüyaların da kullanılmasıyla, anlatım yapısı, daha girift bir nitelik kazanıyor. Yani Süngü, kendini tekrar etmekten öte, özgün üslubunu belirginleştirerek daha da müşahhas bir hâle getiriyor. Bu yüzden daha evvel kurgusal giriftlik, üslup ve hikâye derinliği açısından Süngü’nün zirvesi olarak Düş Kesiği’ni görürken, kendi fikrimce bu romandan sonra artık zirvenin İbrahim’in Kaybettiğini Bulmasıdır olarak değiştiğini söyleyebilirim. Gelelim hikâyeye… Bu da benim İbrahim’le hâlleştiğimdir. (Buradan sonrası hikayeyle alakalı detay içerdiği için bazı okurları merak kaçırma hususunda rahatsız edebilir) Bir sabah İbrahim her gün ezbere yaptığını yapmaya çalıştı. İşe gitmek için evden çıktı ama etrafı görünmez duvarlarla çevriliydi adeta, ilerleyemedi. Ne yapsa çabası boş, bir yere sıkıştı hayatı adeta. Sonrasında yolunu öğrendi bir şekilde ve çok uzaklara gitti. Ne olduğunu anlamaya çalışırken orada ona bir haber verdiler; “İbrahim, sen hayatını kaybettin” Özensizce yaşadığın için kaybettin onu, ezbere yaşadığın için. İbrahim şaşkın ama yolu da yok başladı aramaya hayatını, o uzun yolculuğa. Yolculuk ki ne zaman, ne zemin ne de boyut bildiğimiz kavramlar dahilinde. Çünkü İbrahim’e çok büyük bir evren gerek, çünkü İbrahim’in bu büyük evrende kaybolurcasına araması gerek. İbrahim, roman boyu sordular sana; “Sahi İbrahim, senin adın neden İbrahim?” diye. Belki de unutursan hatırla diyeydi bu mükerrer soru, yolu daha çabuk bul diye. Önce Kayıp Hayatlar Bahçesi’nden başlatman istendi asıl yolculuğu. Öyle ya, oraya varmak bile meseleydi. Bir de içine düştüğün ilk kuyunu verdiler sana; Ebru Deniz. Bu da hatırla diyeydi aslında, yolu sev diye. O, asıl mesele değildi yoksa, sadece suretlerden bir suretti. “ Düştükse dalımızdan göğe bakarken düştük Yine çıkarız topraktan dalımıza Nasıl girsin cennete bir kalbe giremeyen Allah'ın tutsun diye insana uzattığıdır “ Kapılardan geçmen gerekecek İbrahim. Ömrü bereketlendiren, yaşama anlam ve değer katan kapılardan… Hayat Kapısı’ndan, Bilgi Kapısı’ndan, Hikmet, Akıl ve Kalp Kapısı’ndan. Görüleni daha iyi görmek için, görünmeyene dair olanı duyumsamak için kapıları zorlaman gerekecek. Çünkü, insan olmak varoluşsal bir durumken, insaniyetin bilgisine ve hikmetine sahip olmak kapılar aşmayı gerektiren edimsel bir durum oluyor. “Sahi İbrahim, senin adın neden İbrahim?” artık sen de bilmeye başlıyorsun. O uzun yolculuk bittiğinde, her şeyin nasıl olduğunu ve nasıl olacağını artık sen de biliyordun. Belki de artık soru sormayı iyi bir biçimde öğrendiğin için yazar, cevabını bildiğin soruyu sana sordurup cevabı ise kendi verdi. Çünkü insan, onaylanmak ister. Hele de bu onaylanma Yaradan’ı tarafındansa… Sahi İbrahim, senin adın neden İbrahim? Galiba anladım… ‘Dedi, “bilgeler derler ki, şu kadar yol yürürsen Kaf dağına varırsın.” Ama yürüye yürüye bilge olan bilir ki, o kadar yürüyünce Kaf dağı sen olursun.’ Not: Aralarda bölüm bölüm kullandığım şiir, kitaptan bağımsız, Sait Yavuz’a ait Bir Müşkülüm Var şiirinden olup, kitabın okurken aklıma düşürdüğüdür. Not2: Kitabı bitirdiğinizde İsmet Özel'in Şivekar'ın Yolculuğudur şiirini okumanızı tavsiye ederim. Bu, etki olarak alternatif bir inceleme tadında olacaktır. youtube.com/watch?v=yd1SLQ2...
Edebiyat
İbrahim’in Kaybettiğini BulmasıdırGüray Süngü · İz Yayınları · 2020733 okunma
··
2.188 Gösterim
12 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
İncelemeniz çok özenli ve yerinde olmuş tesekkur ederim ,özellikle öneri şiirler tam isabet dedirtti.
Emin K.
Gönderi Sahibi
Rica ederim. Faydası olmasına, karşılık bulmasına sevindim. Yorumunuz ve zaman ayırdığınız için teşekkürler.
"Kaybettiğinin İbrahim'e kattığıdır" ne güzel bir başlık. Kaleminize sağlık. Harika bir inceleme olmuş 🌼
Emin K.
Gönderi Sahibi
Teşekkür ederim, benim için de özel olan bir kitaptı, tabi incelemesi de öyledir hâlâ.
İncelemeni okumadım ama eminim ki yine kendine özgü üslubunla çok güzel bir iş çıkarmışsındır. Kitabı bitirince ilk yapacağım şey incelemeni okumak olacak inşallah. Emeğine sağlık :)
Emin K.
Gönderi Sahibi
Kitabı da incelemeyi de beğenmene sevindim :) Bu benim şuana kadarki okuduklarım içinde en iyi Süngü kitabıydı. Önerdiğim şiir de o çağrışımı yapmıştır diye umuyorum, selamlar :)
Tek kelime ile harikulâde bir tahlil yazısı olmuş Emin Hocam. //Süngü, eserinde gerçeği bir materyal, bir enstrüman olarak kullanıyor, asıl işi büyülü olanla, gerçeküstüyle. Gerçeğin ötesinde büyülü engin bir evren inşa ediyor. Sınırı, ötesi olmayan. Gerçeklikse bizim bu evreni ve bu yolu anlamamız için kullanılmış birer argüman sadece. Yani anlatılamayacak olanı basitleştirme çabası, O’nun o sevdiği söylemle “anlamı kelimeye zorlama” çabası. // Şu paragrafı okusaydı Süngü, hikayesinin bir okurda bu denli güçlü bir ifade bulduğunu...Eminim bu ona masa başına oturmanın ilhamını verirdi...Gerçi bugün bir tweeti ile beni çok güldürdü :) "Fenerbahçe kıyıcıydı, kitaplara sığındım:) " ... Said Yavuz benim için de çok kıymetli bir mütefekkir/ şair olmakla beraber, geleceğin Üstad kalemlerindendir... Yüreğiniz varolsun.
Emin K.
Gönderi Sahibi
Kitap, gerçekten de içine girdiğinizde sizi başka evrenlere sürükleyerek o yolculuğu yaşatıyor. Kimi zaman ümitsiz, kimi zamansa sevinç dolu ama hep arayan oluyorsunuz. O güçlü etki üzerinizde oluyor. Yazarın bu yazılanları duyması mevzusuna gelirsek; Süngü'nün bu inceleme ve Düş Kesiği'ne yazdığım incelemeyi (#33043069) okusa acaba ne düşüneceğini merak ettim aslında :) Öyle bir aklımdan geçmedi dersem yalan olur :) İncelemelerin üst düzey olduğunu düşündüğüm için değil, Süngü'nün muzip zekası ve samimi yapısından dolayı. Zaten kendisiyle aynı ıstırabı yaşıyoruz yıllardır, "kalpleri fetheden renklere" gönül vermekten ötürü :) Twitter'ı aktif kullanmasam da zaman zaman bu tarz muzip tweet'ler attığını duyuyorum. Sait Yavuz'a sizin kadar aşina değilimdir muhtemelen. Arada İtibar'daki şiirlerinden okumuşumdur. Bir de bu yukarıdaki gibi bazı dizelerine aşinayımdır. Henüz kitabını okumadım, ama ilerideki planlarımda var. Teşekkürler Eylül Hanım, bu samimi yorumunuz, sözleriniz ve teveccühünüz için. Siz de var olun, inceliklere duyarlı yüreğinizin varlığını hep hissedelim.
Kitap kitap içinde o zaman karakter neyin içinde, kimin içinde.. Sonunda bu incelemeyi okuduğuma göre mutluluğumu da ifade edebilirim heralde malum bu incelemeyi okumam için kitabı da bitirmem gerekiyordu :) galiba üzerine bir de şanslıyım ki bunun bir üst modeli de varmış ben onu da okudum :)) araya bir spoiler notu eklemişsin gözüm takıldı ona, böyle şeyler demek bence Güray Süngü cümle ve kurgularını üzer. Sonuçta sevmiyorsa veya bilmiyorsa bir kişi bu yolları elbet ismi bile sürprizi kaçıracaktır ama yoldan korkmayanlar için kitabın sonu bile bilinse ne yazar ki :) Teşekkür ederim; böylesi benim için değerli ve böylesi bende imzalı bir kitaba böylesi sade kelimelerle güzel bir inceleme yazdığın için... Bana galiba pek de bir söz bırakmadın bir inceleme yazmak için. En iyisi soralım birbirimize: "Neden sen, sensin?" diye :)
Emin K.
Gönderi Sahibi
Karakter, okuru da peşine katarak, zaman algısını değişken bir salınımda yaşayarak, boyutlar arasında sırrın peşinde. Bu yüzden bir adamın kaybolan hayatını araması mecaz aslında, bunu sen de anladın ve incelemede verilen detayın aslında sadeleştirme, bir dış hat belirginleştirmesi olduğunu fark ettin. Kitabı okuyacak olanı, daha girift ve sürükleyici bir yolculuk bekliyor zira :) En sonunda söylediğin o soru da, uzun yolculuğun elimize bıraktığı, ömür boyu geçerliliğini koruyacak kilit sorudur. Ben teşekkür ediyorum, ilgin ve sözlerin için. Bir Süngü hayranının bu incelemeyi böyle görmüş ve nitelemiş olması beni de mutlu etti :)