“𝗧𝗮𝗺 𝗼𝗹𝗮𝗿𝗮𝗸 𝗳𝗮𝗿𝗸 𝗻𝗲𝘆𝗱𝗶? 𝗞𝗲𝗻𝗱𝗶 𝗸𝗲𝗻𝗱𝗶𝗻𝗲 𝗱𝘂̈𝘀̧𝘂̈𝗻𝗱𝘂̈: 𝗛𝗮𝗻𝗴𝗶 𝗶𝗻𝘀𝗮𝗻𝗹𝗮𝗿ı𝗻 𝗰̧𝗶𝘇𝗴𝗶𝗹𝗶 𝗽𝗶𝗷𝗮𝗺𝗮, 𝗵𝗮𝗻𝗴𝗶𝗹𝗲𝗿𝗶𝗻𝗶𝗻 𝘂̈𝗻𝗶𝗳𝗼𝗿𝗺𝗮 𝗴𝗶𝘆𝗲𝗰𝗲𝗴̆𝗶𝗻𝗲 𝗸𝗶𝗺 𝗸𝗮𝗿𝗮𝗿 𝘃𝗲𝗿𝗺𝗶𝘀̧𝘁𝗶?”
°°°
Azıcık spoi olucak diyeceklerim ama.. Neyse, başlayayım yine de.
Kitabın sonu bana Fareler ve İnsanlar , Dönüşüm, Benjamin Button'ın Tuhaf Hikayesi bu üç kitabı anımsattı. Hepsinde unutulanlar var diyebilirim.
Bir ileti atmıştım bir kaç gün önce, kitap önerisi almak için. 'Yüksek dozda dram içeren kitap' adında. Öneriler arasında bu kitapta var idi. Ağlayacağım garantiymiş :)
Ağladım diyemem ama hani dedim ya son kısımda unutulanlar vardı diye, o çok dokundu. Sonu her öyle olan kitapta gözlerim doluyor istemsizce.
Bana hissettirdiklerini tek anlatmak istiyorum bu incelemede. Ki incelemelerimde konuyu anlatmayı pek sevmiyorum.
Diğer olayda da elbette üzüldüm. Fakat ağlamadım. Dünyada binlerce böyle olay var. Ağlanacak daha çok şey vardı. Kolay kolay sağlayabilen biri değilim. Yanlış anlaşılmasın: duygusuz değilim. Sadece bir yerlerde, başka bir anda daha fazla ağlayacağım biliyorum. Hayat bu ya ondan, ne olacağı belli olmaz.
Evet, düşüncelerim biraz karmaşık. Bazen ben bile beni anlayamıyorum.
Bazı konularda Bruno'yu kendime benzettim. Özellikle de hislerde.
***
Sözün kısası, kitabı beğendim. Verdiği mesajları kendiniz keşfetmenin taraftarıyım.
Okuyun, okutturun.
Selâmetle..
Çok canımı acıttı Bruno. Ben kabul edemedim yaşananları. Zulmü ne kurguda ne de yaşamda kabul edebilirim. Kitabı kapattığımda “Bari çocuklar için adil olsaydı şu dünya!”dedim. Emeğinize sağlık.