Gönderi

8/10
·152 syf.··
2023 19. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 12 Ekim 2023 04:26
Uzun zamandır Cioran ile ilgili bir şeyler yazmak istiyordum. Kafamda net bir resim oluşması için birkaç kitabını bitirmeyi bekledim ve bu kitapla birlikte nihayet düşüncelerim şekillendi. Bir yanım bu tuhaf adama kayıtsız kalınıp yanından geçilmiş olmasını istemezken diğer tarafım popüler kültüre kurban gitmesini istemiyor. O yüzden, birine öneride bulunurken, onu özümseyebilecek bir okur olup olmadığını tarttıktan sonra tavsiye ediyorum. Diğer türlü olduğunda acımasız yorumları görüp üzülüyorum ve en tepeye koyamadığım ama çok farklı bir yere konumlandırdığım bu adama saygısızlık etmiş olacağımı düşünüyorum. Dolayısıyla bunun bir tavsiye değil, yalnızca bir değerlendirme olduğunu lütfen dikkate alınız. Bu kitabı bitirmeden önce Cioran ile yapılan bir röportaja denk geldim. Kitabı okurken sık sık kendime sorduğum "bu adam Nihilist mi? Varoluşçu mu? Dindar mı? yoksa Meczup'un biri mi? gibi soruların cevabını o röportajdan almış oldum. Sorduğum bütün soruların cevabı hem evet hem hayır oldu. Zaten kitaplarını okurken bir fikre ya da görüşe büsbütün bağlı olmadığını, herhangi bir kaygıyla konuşmadığını, bahsettiği şeyleri bir din gibi yaşayıp savunmadığını, aslında sadece kendi kendine konuştuğunu anlayacaksınız. Bu monologların alışık olduğumuz türden, yani gündelik konulardan ve konuşmalardan uzak, yaşamın içinden, yaşamın büsbütün dışından, maddeden, anlamdan, anlamsızlıktan, boşluktan, özetle ve Cioran'ın deyimiyle "şeyler"den oluştuğunu göreceksiniz. Şeyler diyerek basite indirgemiş ya da yüzeysel bakmış gibi görünüyorum ama dikkate değer ve oturup üzerine yıllarca konuşulması gereken o kadar çok şeye değinip irdeliyor ki tek tek açıklamam ne yazık ki mümkün değil. Bir betimleme yapacak olursam: kendinizi ufuksuz bir okyanusta küçük bir tekneyle dolaşırken bulduğunuzu ve zaman zaman yükselip kaybolduğunuzu söylemem abartı olmaz. Bu derinliği ve sonsuzluğu, aynı zamanda hiçliği ve anlamsızlığı birçok sözünde yakalayabilirsiniz. Örneğin: "bir virgül için ölünen bir dünya düşlüyorum" sözünü gördüğümde birkaç gün kafamı kurcalamıştı. Ne demek istediğini anladım aslında ama bu derinliğin ne tür bir yere vardığı üzerine sorgulamalar yapmaktan kendimi alıkoyamadım. Okumaya devam ettikçe bu sorgulamalar artmaya ve bazen yorup bunaltmaya başladı. Elbette bu yorgunluğun tatlı bir yorgunluk olduğunu anlayabilirsiniz. Her felsefe kitabında olduğu gibi bu kitapta da durup düşünmek ve hazmedebilmek için o büyük lokmaları sabırla çiğnemek gerekiyor. O yüzden zamana yayarak bitirince tadını almış, doymuşluk hissini yaşamış oluyorsunuz. Kitap yerine neden yazarı konuştuğumu merak edenler için ekleme yapayım. Herhangi bir Cioran kitabı okuduğunuzda onun bir hikaye, roman ya da deneme gibi olmadığını, neden bir yere konumlandıramadığımı içeriğinden ve yazarın ruh halindeki değişimlerden anlayacaksınız. Bazen lezzetli ve sindirmesi kolay bir yemek olurken bazen ağızda acı bir tat bırakabiliyor. Ama bu acılığın ilaç acılığı gibi olduğunu belirtmeden geçmek istemiyorum. Emil Michel Cioran Çürümenin Kitabı Parçalanma Burukluk
Felsefe-Düşünce
Zamana DüşüşEmil Michel Cioran · Metis Yayınları · 2020752 okunma
·
228 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.