Kitap Marcel Proust’un en yetkin eseri, edebiyat tarihine damgasını vuran, yedi ciltten oluşan Kayıp Zamanın İzinde kitabının beşinci cildi Mahpus’tan kısa bir kesit.
Kitapta kıskançlık üzerine çok muazzam analizler mevcut. Kıskançlık bir his midir? Yoksa bir duygu mudur? Yoksa kıskançlık bir yanılsama mıdır? Belki de beynimizin bize oynadığı bir oyundur. Proust’un tüm bunları kanepenin üzerinde uyuyan sevgilisinin (Albertine’in) varlığıyla anlatması dimağımızda benzersiz bir tat bırakıyor. Yazarın kıskançlık, aşk, şüphe, yalanlar ve yalancılık hakkında yaptığı çeşitli açıklamalar ve benzetmeler gerçekten muazzam.
Kayıp Zamanın İzinde serisine uzun zamandır başlamayı düşünüyordum ama bir o kadar da çekiniyordum açıkcası. Bu kısa eser yazarın kalemini anlamak için büyük bir fırsat oldu benim için. Yazarın dilini çok katmanlı buldum biraz daha korkmadım desem yalan olur. Cümleler çok uzun dolayısıyla bazı cümleleri iki kere okuduğum oldu. Böyle uzun cümlelere Orhan Pamuk ’un Kara Kitap ’ında ve Oğuz Atay ’ın Tutunamayanlar ’ında rastlamıştım ve bir hayli zorlanmıştım. Sanırım İki Şehrin Hikâyesi sinde de böyle uzun cümleler mevcuttu yanlış hatırlamıyorsam. Bu seri de zorlar ama okuyana edebiyat açısından çok şey katar diye düşünüyorum. Keyifli okumalar.