Ne kadar düşünülse de kişi ancak gerçekliği algısınca görür. Gerçek evrensel bir gerçek olsa bile eğer penceresi kirliyse ancak kendi algısınca anlar. Düşündükçe bekledikçe her şey süzülür, arınır bir dem bulur bu doğrudur. Buradaki tek doğru bu zaten beklemek, düşünmek, sükun içinde olmak.
Kime söylendiğinle de alakalı zaten tek doğru diye bir şey yok🫰🏻 konu duygular olunca içinden geldiği gibi konuşmak ister insan ama sonucu iyi mi olur kötü mü olur hem konuşuna hem anlayana göre değişir. Bilgi (diye kısaltayım) olunca düşünülmesi gerek. Hiç değilse sorular karşısında yavaşça düşünüp tane tane konuşan insanlar konu hakkında üstünkörü değil de her yönden soru soranı tatmin etme çabası olduğunu düşünüyorum. Örnek vereyim
Ingeborg Bachmann kitabından sonra birkaç röportajını izledim kadına daha aşık oldum tane tane konuşuyor 🫰🏻 buraya da yazayım dedim🥰
Katılıyor musunuz? Bu soruyu bi an yine üstüme alındım. Bu konuyu şimdilik ertelemiştik diyecektim. :)
Boş konuşan dil yenilmez bir düşmandır şeklinde düşünsek.
Dilin görevi, aklın demleyip damıttığı bilgileri dışarıya sesli olarak aktarmaktır. İletken/aktaran bir görevi vardır. Dil, çok konuşmasın sadece kendi işini yapsın :) Akıl kendi işine dil kendi işine baksın bir zahmet . . .