Luigi Pirandello, Nobel ödüllü İtalyan bir yazardır. Yazıtlarında ele aldığı temalar ve teatral öykünün yenilikçiliği öne çıkmaktadır. 20. yüzyılın en önemli oyun yazarlarından biridir.
Çocukluğundan beri uykusuzluk çekiyordu ve genellikle geceleri yalnızca üç saat uyuyordu. Babasıyla da ilişkileri hiç iç açıcı değildi.
İlk dönemlerinde sağlam bir katolik iken, dini görevlilerin yapmış olduğu yanlışlardan dolayı kiliseden bağını tamamen koparmıştır. İlk eserini 14 yaşında yazmıştır. Bu da kendisini yenileme, geliştirme, düzenleme gibi önemli mevzularda ona büyük bir zaman dilimi tanımıştır.
Babasına ait Aragon kükürt madeninde meydana gelen sel ve toprak kayması, onu parasız bıraktı. Bu olay eşinin psikolojini bozdu ve paranoid-şizoid davranışlar gösterdi.
Sigmund Freud un psikanaliz üzerine o dönem için yeni teorileri hayatına yeni bir bakış açışı kazandırmıştır. Hayatının son dönemlerinde faşizme büyük ilgi duymuştur. Oyunlardaki başarısı onun nobel seviyesine getirmiştir.
İncelememinde konusu olan Biri, Hiçbiri, Binlercesi kitabından bahsedeyim o halde. Kitap 16 senede tamamlanmıştır. 1909-1925. Yazarın son romanıdır. Yazar kendisine göre "yaptığım her şeyin tam bir sentezi ve yapacaklarımın kaynağıdır" demiştir bu kitapta ilgili. Pirandello, otobiyografik bir mektubunda da onu " hayatın çürümesini konu alan, son derece esprili, en acı roman " olarak tanımlıyor.
Vitangelo Moscarda benim okuduğum en karışık anakarakterlerden biriydi. Kitaptaki monolog tarz seni kitabın içerisine daha iyi çekiyor. Kitabın girişindeki ile kitabın sonundaki Moscarda çok farklıdır. Kitabın içinde daha farkına varıcı bir hale dönüşür.
Yazarın mizahini çok sevdim. Aynı zamanda kitabın psikolojik alttapısı, geçişleri görmek fazlası ile tatmin edici idi.
Burnunun yana yatık olduğunu söyleyen bir eşin bu söylemini takıntı haline getiren bir adam Moscarda. Bir kimlik keşfine çıkan Moscarda belli bir zamandan sonra yola çıktığı noktayı bile tamamen kaybediyor.
Çevrenizde sizde eminim takıntılı birçok insan görmüşsünüzdür. Moscarda bunlardan sadece bir tanesi. Detaycı, kendinden bihaber, güvensiz bir kişi.
İnsanlarda eksik olan her şey bir psikolojik hastalığa gebedir anlayışı kitapta mevcut.
İlk kez bir kitapta kendini yabancı olmak ve kendinden bile yalnız olmak istemek bakış açısını gördüm. Çok enteresan ve özel geldi bana bu. Sonraki evre aynanın karşısında kendini inceleme, konuşma evresi olur ki annemin sözü geldi aklıma."Oğlum aynaya çok bakma, aynayla konuşma, delirirsin mazallah." sözü. Gerçekten de Moscarda bu evrede delirmeye başlıyor. Haklıymış anacığım :)))
Yine sık bahsedilen bir başka konu insani ilişkilerde senin karşındakinin seni gördüğü kadar olduğun meselesidir ki buna hepiniz katılır diye tahmin ediyorum. İyi niyetli çıktığın yolda karşındakinin bunu olumsuz yorumlaması seni perişan ederken, yine aynı şekilde kötü düşünüp iyi olarak algılnan birçok insan olmuştur ki bu da yine aynı şekilde dışarıdan görenleri olumsuz anlamda etkileyebilir. Hiçbir şey vermeyip göklere çıkarılan insanları görüp, her şeyi verip değer görmeyen günümüzde onlarca insan var.
Kitabın içinde yazarın sizinle konuştuğuna şahit olacaksınız ve bence kitabı herkes farklı yorumlayacak. Üslubunu çok sevdim yazarın. Öyle Nobel kolay alınmamış. İnsan psikolojisi ile ilgili insanlar daha çok sevecektir.
Luigi Pirandello'nun dünya görüşünün kökleri, materyalizmin ve insanın özgür ruhsal ifadesini tuzağa düşüren tüm toplumsal bağların yeminli düşmanı olan en aşırı maneviyatçılığa dayanmaktadır. Bu yüzden sanatın tek gerçek insani, asil ve değerli boyut olduğuna inanıyor çünkü maddi çıkarlardan ve her türlü sosyal kısıtlamadan uzaktadır.
Kitabın adıda bunun doğruluğunu bizlere gösteriyor. İlk başta bir Moscarda var iken ilerleyen sayfalarda binlercesi oluşuyor. Hatta belli bir yerde hiçkimse olduğu sonucuna varır. Görüşlerinde Friedrich Nietzsche , Sigmund Freud , Arthur Schopenhauer ve Henri Bergson izleri görmek mümkün. Kısaca dramaturjik prodüksiyonu.
Bize kitapta kısaca şunu söylüyor : açgözlülüğün dışarı çıkardığı toplum yapısından ziyade, gerçek insan saflığı, samimiyeti, maddeden yani paradan uzak, toplumun her normuna körü körüne bağlı olmayan, manevi ve mantık tarafı güçlü olandır.
Kitaba puanım 9.
Öncelikle inceleme için teşekkürler. Bu kitabı bir ara başladım ve kitabın monolog tarzından sıkıldım yarım bıraktım. İncelemenizi okuduktan sonra bir şans daha vermeye karar verdim.