Gönderi

Bütün hasta insanların hastanelerde olduğunu mu sanıyorsun sen?
9/10
·293 syf.··
2024 37. kitabı
·
46 günde okudu
·
Okunma: 23 Mart 2024 09:27
BLAU, DEBORAH F. 16 Yaş ÖNCEKİ HASTANELER: Yok İLK TANI: ŞİZOFRENİ "Hiçbir zaman soğuk ya da açlık tehdidiyle karşılaşmadı," kızına yeterince sevgi ve ilgi verdiğini düşünen bir babanın sözleri bunlar. "İnsanlar onu hiçbir zaman sevmemişti zaten." Bu da kızın düşüncesi? Neden akıl hastanesine düşer insan? Ya da neden kendisine yeni bir dünya oluşturma çabasına girer? Herkesi kucaklayan bir dünyada yaşamıyoruz muyuz? Hadi canım sen de! Kaldır kafanı bak bir çevrene, savaşlardan, nefretten, açgözlülükten başka ne görüyorsun! Yaşadığı dünya ile bağdaşamayan bir kızın öyküsü Sana Gül Bahçesi Vadetmedim Durun durun! Ben öykü mü dedim? Bir biyografik eser aslında. Küçük yaşta akıl hastanesine düşen yazarın kaleminden çıkanlar... Okuduklarınızın gerçek olduğunu bilmek kan akışınızı değiştiriyor. Gerçekliğin içine düşüyor ve eser bitene kadar çıkamıyorsunuz! "Aslında herkes deli, en deliler de deli olduklarının farkında ol­mayanlar," der Paulo Coelho Veronika Ölmek İstiyor isimli eserinde. Doğruluk payı yok mu sizce de? Hangimiz bağdaşabiliyoruz ki yaşadığımız dünyayla. Kime sorsak yanlış çağda yaşadığını düşünüyor. Gerçekte yaşadığı Debby'nin kafasında oluşturduğu dünyadan farksız. Kendi dünyalarımızda yaşıyoruz. "Kendi dünyasında yaşayan herkes delidir," diye de ekler. Alın işte, bir ispat daha! Belki de yeni normal bu! İlla deli olmak mı gerek! "İnsanın kendi sesini duyması için deli olması gerekmez. Aksine, en basit, en doğal şeydir bu." Ah Carl Gustav Jung, bir nebze su serptin içimize! Hiçbir şey birden bire başlamıyor değil mi hayatta? Sürekli dolan bir bardak var ve onu taşıran bir damla oluyor. Deborah için neydi bu damla? Ailesi mi? Yahut Yahudi olması ve sırf kimliği nedeniyle gördüğü tepkiler? İlk ne zaman çekilmişti kendi dünyasına? Ne zaman karar vermişti kafasında kurduğu dünyanın gerçek hayattan daha güvenli olduğuna? Öyle miydi sahiden? Her iki dünyayı da yeterince tatmadan karar verebilir mi insan buna? Tüm bu şeylere neden olan toplumun normal kalıpları değil miydi? Ya onlar gibiydin ya da hasta... "Lütfen doktor, benim farklılığım hastalığım değil." Defalarca anlatmayı denedi oysa bunu, hem içinden kustu hem dışından: "İstediğiniz gibi bir insan değil miyim ben? Beynimi de mi düzeltmeniz gerekiyor?" (s. 45) Kafanda bir dünya kurarsın, gerçekte bambaşka bir dünya yaşarsın. İşte burada başladı Debby'nin çatışması. Onu akıl hastanesine düşüren de bu çatışmaydı. Sahi, bu savaşın galibi kim olurdu? Başkalarıyla savaştığı yetmezmiş gibi tek tutunacak dalı kendisi olan insanın kendisiyle de mi savaşması gerekiyordu. "Dinle bak! Ölür­ken yaşamak; yaşarken ölmek; savaşırken teslim olmak ve teslim olurken savaşmak zorunda kalıyorsun, değil mi?" (s. 185) Ve bu savaşın adına biz yaşam diyoruz. Oysa yaşam bambaşka anlamlara gelmeli. Her şeyin başladığı yerde aile var, ve her şeyin bittiği yerde. Evde, yani "aile içinde" de yalnızdım, der Fyodor Dostoyevski O da toplumun hasta diye nitelendirdiği insanlardandır. "Deli mi sence?" dedim Ogo'ya. "Yalnız" diye cevap verdi. Bu da Nermin Yıldırım'dan... İnsanı kalabalıklar içinde yalnızlık, anlamlar içinde anlaşılamama, benzerlikler içinde farklılaşma delirtiyor sanırım. Debby'nin macerası da böyle başlamadı mı? Farklı bir aile, farklı bir kimlik, farklı bir ruh. Toplum seni yontamadığı zaman yatırıyor... Oldukça farklı bir üslubu var yazarın. İçindeki anlamı yakalayamazsanız sizi öyle yoruyor ki... Biraz Debby olmanız gerek. Ya da hayatınızda bir Debby'nin olması. Yaşamadan okuyamıyorsunuz. Doğum günümde gelmişti eser. Yeniden doğuş mücadelesi veren bir kahramanla tanışmış oldum. Ruhuna şahitlik etmiş, onunla zaman geçirmiş... Öyle kıymetliydi ki bu zaman... Var gücüyle bir şeyler başarmaya çalışıyor, sonra kafasını kaldırıp "hepsi bu kadar mı, bu muydu," dercesine bakıyordu. O bakışta buldum kendimi. "Sevgi yeterince gerçekti, acı da öyle." (s. 46) Gerçekten koptum, Yabancılaştım, Kimliğimi yitirdim okurken. Oysa hayat gerçekten sorgulandığında aklı başında biri tam da bunları yapmaz mıydı? Aklımda sorularla başladı eser. Ve şimdi biterken aklımda daha fazla soru kaldı sadece. Ve unutulmayan bir de kahraman: DEBORAH youtu.be/dYjb9AzJaNs?si=...
Edebiyat
Sana Gül Bahçesi VadetmedimJoanne Greenberg · Metis Yayınları · 202119,3bin okunma
··
3 +1'leme
·
6,2bin Gösterim
9 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Büyük emek. Kaleminize sağlık. Zevkle okudum.Yirmi yıldan çok olmuştur kitabı okuduğum. Bir daha okuma isteği uyandırdı incelemeniz. Her kitabın bir zamanı olduğuna inananlardanım. Ama bazı kitaplar zamansız sanırsam. Teşekkürler.
Mikail Balcı
Gönderi Sahibi
Katkınız ve güzel düşünceleriniz için teşekkür ediyorum.
Öncelikle inceleme herhangi bir detaydan yoksun kalmadan geniş bir çerçeve içinde yazılmış. Emeğinize sağlık, insanın kendi içine çekilmesi belli bir denge dahilinde ilaçken; dengeyi aştığında zehre dönüşüyor. Kopukluk bir bakıma koptuğu yerden, vârolmayan yeni bir dünya yaratıyor.
Mikail Balcı
Gönderi Sahibi
Teşekkür ediyorum...
Hocam yine muhteşem bir inceleme olmuş. Emeğinize sağlık. Cem Karaca'da konuya çok yakışmış.
Mikail Balcı
Gönderi Sahibi
Teşekkür ediyorum...
Unutamadıklarimdan kendisi. Cok uzun zaman once okudum ve okudugum dönem zor zamankarima denk gelmisti. Ve o zaman icimdeki seskerin bazılarinin bana ait olmadigini farketmistim. Ve insan yasadikkarinin sasece kendi basina geldigini dusunsede bazi acılarin ortak oldugunu kesfediyor yazar sayesinde
Mikail Balcı
Gönderi Sahibi
Hissederek okumak gerçekten bambaşka duygular oluşturuyor insanda.
Okurken Debby'nin iç dünyasını anlamak içimi öyle burkmuştu ki. Etkisinden uzun bir süre çıkamamıştım. Benim için yeri farklı olan kitaplardan biri.. incelemenizi okurken yine aynı şekilde etkilendim. Kaleminize sağlık.
Mikail Balcı
Gönderi Sahibi
Okurken yorsa, yıpratsa da benim için de anlamı başka oldu. Teşekkür ediyorum...