“Evet, kitap okuyunca Filistin kurtulmuyor, okumayınca da kurtulmuyor. Filistin kurtulmuyor ve dünya değişmiyor.” (s. 10)
Lakin kurtuluşun yolu da bilinçlenmekten, yine okumaktan geçmiyor mu? Ve tabii okuduklarını uygulayabilmekten… Bir acıya yanmadan başka acılar geliyor. Bir öğretmen, okulda, öğrencisi tarafından silahla kafasından vurularak öldürülüyor. Tam ayın nefret temasına uygun değil mi! Planlı, programlı, okulda, silahla, kafasından… Ne der İskender PalaBülbülün Kırk Şarkısı’nda: “Sana hangi derdimle ağlayayım bilmem ki…” Nasıl bir dünya olduk, nereye doğru gidiyoruz? 6’dan 66’ya kadar bu neyin kötülüğü?
“Kimsenin bir başkasının derdiyle dertlenmediği bir dünyada, yazarınn derdiyle dertlenen kaç okur vardır ki?” (s. 9)
Derdi dünya olanın dünya kadar derdi vardır, derlerdi eskiler. İçinde yaşadığımız yüzyıl şunu gösteriyor ki biraz da dünya olmalı derdimiz. Patlayan bir bombaya tepki göstermemiz için yanı başımızda, ölen bir öğretmene tepki göstermemiz için o kişinin kendi hayatımızda olması gerekmemeli. Nerede bir kötülük varsa çıkıp karşısına dikilmeli, inceliği ile bilinen Şükrü Erbaş’ın yüreğine de tak ettiği gibi:
“Canı cehenneme rahat uyuyanın
Kapısını örtenin perdesini çekenin
Yüreği yalnız kendiyle dolu olanın
Duvarları ancak çarpınca görenin
Canı cehenneme başkasının yangınıyla
Evini ısıtıp yemeğini pişirenin.”
Diğer sayılara göre daha hassas bir sayı olmuş. Sorgulayan, sorgulatan, yer yer katılacağınız yer yer dikilip karşı koyacağınız… Arkası yarın olanca heyecanıyla devam ediyor kaldığı yerden ve yine en heyecanlı yerinde kesiliyor hikaye. Friedrich Nietzsche'den, Şule Gürbüz’den kitap tanıtımları… İslamofobi, antisemitizm ve daha nice konular… Ansızın bir yerlerden çıkan ve konuyu can damarından vuran şairler eşliğinde…
“Farz et körsün
Olabilir
El ele tut
Taş al ve at
Kafiri bulur.” Cahit Zarifoğlu
Hassasiyetle okunması, tüm kötülüklerin son bulması temennisiyle…