Gönderi

Yaşıyor musunuz, yoksa şahidi misiniz hayatın?
9/10
·344 syf.··
2024 57. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 03 Haziran 2024 11:49
“Neresi olduğunu bilmediğim bir yerim sızlıyor,” der Nermin YıldırımNermin Yıldırım DokunmadanDokunmadan isimli romanında. Eseri okuduktan sonra dimağımda bıraktığı hissiyatı mümkünü yok tarif edemezdim aklımda bu cümle olmasa. “Ne var ki insan ölürken en çok hayallere geç kalıyordu.” Ve bu geç kalmışlığın acısı başka hiçbir şeyle kıyaslanmıyordu. MücellâMücellâ, Kendi hayatının kıyısında yaşayan bir kızın yaşam öyküsü… Yaşam dedim değil mi? Belki de nefes alma… Sahi, biz ne kadar yaşayabiliyoruz içinde bulunduğumuz hayatı? Bizi seyirciden ayıran ne? En son kendiniz için ne yaptınız? Kendi mutluluğunuz için hangi kararları aldınız ve hiçbir şeyi düşünmeden uygulayabildiniz? Cevap vermek zor değil mi? El alemi düşünmese hayatındakileri düşünmeden edemiyor insan… “Herkesin suyuna gider, ‘Herkesin gönlü olsun,’ der. Bu yüzden en fazla kendi gönlünden fedakarlık eder.” Hep yaklaştığımızı sandığımız mutluluk adım adım uzaklaşıyor ve “neredeyse” sözcükleri kalıyor bize. Tıpkı Mücella’da olduğu gibi: “Biliyor musun, neredeyse aşka inanacaktım.” “Neredeyse yaşayacaktım.” Bir söz vardır, Fyodor DostoyevskiFyodor Dostoyevski’ye atfedilen “Aslında insanı en çok acıtan şey, hayal kırıklıkları değil. Yaşanması mümkünken, yaşayamadığı mutluluklarıdır.” Daha ilkokul yıllarında çeyizi hazırlanıyor Mücella’nın ve onun beklemesi başlıyor. İtiraf etmem gerekirse hayatın kıyısında onun kadar güzel bekleyenini görmedim. Herkese yaslanacak omuz olup kendisini bu kadar güçlü ayakta tutabileni de… Deliyürek’in Kuşçu’su, Gönül Dağı’nın güneşi toplayan adamı en çok da Halit Ziya’nın Ferhunde KalfaFerhunde Kalfa’sı gibi… Arka planda 1920-1970’li yılların Türkiye’si. Gaz lambasından elektriğe, Mahalle çeşmelerindeki, kuyulardaki sudan evlerdeki suya, Önce radyo ardından televizyona, Arapça ezandan Türkçe ezana ve ardından yeniden Arapça’ya, Kahveden neskafeye doğru değişimler oldu da bir Mücella değişmedi. Zamanın ağır ağır aktığı yıllardı ama o bekleyiş yıllardan daha ağırdı. Radyo tiyartoları, arkası yarınlar, darbeler, sokağa çıkma yasakları, nohuttan yapılan kahveler ve içinde yer alan almayan herkesi yerle bir eden İkinci Dünya Savaşı. O savaş bile yerinden edemedi Mücella’yı. Çocukluğumda izlediğim SıdıkaSıdıka’nın camda bekleyişi ve annesiyle didişmeleri geldi aklıma. “Kimse benim kadar güzel evde oturamaz, bu benim zanaatım,” derdi. Demek ki Mücella’yı tanımamıştı Sıdıka. Tanısa öyle konuşamazdı. Ah Neyyire Hanım, biraz da suçlusu sensin bunun… “Yarısı eskide kalmış kimi insanlar gibi yenilikler karşısında tedirgindi.” Karayemişi sınır olarak koymuştu kızına, ötesine geçmek yoktu. Hayatının da sınırı oldu o yemiş, ötesi hiç olmadı. Olmasını istemediğinden değil, olduramadığından. “Hani, Dede Korkut zamanında yaşayan bir oğlan olsaydı Mücella, adsız kalırdı.” Durdum kendimi düşündüm. İyi ki doğuştan bir ad almışım, yoksa hayata dair elle tutulur hangi kahramanlığım vardı. Ah Mücella! Ne çok sorgulattın hayatı bana… Zaten kitaplar biraz da bu yüzden var değil mi? Hayatınıza bir el atsın, sorgulatsın, geç olmadan sizi değiştirsin diye… Bir kitap okuyor, daldan dala savruluyorsunuz. Yeri geliyor, alıp başka kitaplara götürüyor. Anna Karenina, Budala, Dağların Kızı Heidi… Hayatın farklı zamanlarında ruhumuzun ruhuna benzediği insanlarla aynı kitaplarda buluştuğumuzu bilmek ne kadar anlamlı değil mi? Biz bir değiliz Anna Karenina için yanan, bir biz değiliz Heidi ile dağlarını özleyen. Bir biz değiliz sayfalarda yaşayıp, ölüp yine sayfalar arasına gömülen… Ve yine bir biz değiliz yalnızlığımıza hayvanları dost bilip onlara isimler veren: “Bundan sonra senin ismin Fesleğen olsun.” Susuzluktan kurumak üzere olan fesleğen, tıpkı sevgisizlikten kuruyup giden Mücella gibi. “Sevda dediğin ne ki, tarifsiz bir tanışıklık duygusu.” “Yapayalnız tükenen bu hayat, kendisi için değil başkaları için yaşanmıştı, bütün benzerleri gibi.” Bütün benzerleri… düşündürüyor değil mi? Biz de olmayalım onlardan biri? Ne dersiniz? Pencereleri kapatıp sokağa çıkma vakti gelmedi mi? Ne der Mavi Gözlü Dev Nazım Hikmet RanNazım Hikmet Ran “Ben artık şarkı dinlemek değil, şarkı söylemek istiyorum.” Hala sesimiz kısılmamışken ve hayata dair söyleyeceklerimiz varken… DİPÇE: Birçok incelememde yaptığım gibi bu incelememde de, daha çok okura ulaşması ve daha çok hayata dokunması isteğiyle incelemeyi paylaşan bir takipçime bu ay içerisinde eseri –kura ile- hediye etmek istiyorum. Geç kalmamak, harekete geçebilmek dileğiyle!
Edebiyat
MücellâNazan Bekiroğlu · Timaş Yayınları · 202112,8bin okunma
··
14,1bin Gösterim
13 Yorum
Yaptığınız alıntıları okurken bu kitabı okumaya karar verdim. Şimdi de bunun sahibi olma ihtimalim olduğunu öğrendim. Emeğinize sağlık hocam
Mikail Balcı
Gönderi Sahibi
Teşekkür ediyorum, var olun.
Mikail Balcı
Gönderi Sahibi
DİPÇE: Birçok incelememde yaptığım gibi bu incelememde de, daha çok okura ulaşması ve daha çok hayata dokunması isteğiyle incelemeyi paylaşan bir takipçime bu ay içerisinde eseri –kura ile- hediye etmek istiyorum. Geç kalmamak, harekete geçebilmek dileğiyle!
Mikail Balcı
Gönderi Sahibi
Bilgilendirme Çekiliş "Simpliers Çekiliş" uygulamasında gerçekleştirilmiştir. Eseri kazanan okur @Belyanurcakin olmuştur. Çekiliş görüntüsü mevcuttur. Adres bilgilerini göndermesi halinde doğrudan Kitapyurdu'ndan gönderim sağlanacaktır. Yeni çekilişlerde görüşmek dileğiyle sevgili dostlar...
Bu yorum görüntülenemiyor
Merak ettiğim bir kitap ve daha kitabı okumadan beni büyüleyen bir an önce kitabı elime alıp bir solukta okuyabileceğime inandıran inceleme. Ellerinize sağlık hocam 😊
Mikail Balcı
Gönderi Sahibi
Umarım kitap da büyüler, duyguyla okuyun. 😊
Reklam
Duygurınıza hislerinize teşekkür ederim ne kadar güzel bir inceleme olmuş iyi varsınız
Mikail Balcı
Gönderi Sahibi
Teşekkür ediyorum, siz de...
Söylemek isteyip de söyleyemediğim şarkımı yani yarım kalan hikayemi hatırlattınız bana. Beklemek değil de, beklerken sevmeyi çok güzel öğretmişti. Nereden nereye. Yüreğinize sağlık. 🙌🤞🌹
Mikail Balcı
Gönderi Sahibi
Bazı hatıralar acıtır...
Yorum yapabilmeniz için giriş yapmanız gerekmektedir.