"Korkak ve gaddar, beceriksiz ve sinsi, hırslı ve yeteneksiz, para sever ve hoppa, Tanrı’ya inanmayan, gururlu ve aşağılık, tekmelenen ve hırsını yitirmeyen Theodor Lohse’yi ne kadar sevdi! Tam Avrupalı genç bir adamdı, milliyetçi ve bencil, inançsız ve sevgisiz, kana susamış ve dar kafalı. O genç Avrupaydı."
1923 yılında yazılmış bu kitapta yukarıdaki metinde adı geçen Theodor Lohse ismi yerine Adolf Hitler ismini ile rahatlıkla değiştirebilirsiniz. Örümcek Ağı ’nı 1923 yılında okumuş olsaydınız yaklaşık 15-16 yıl sonra Avrupa’da olacakları önceden görmüş olurdunuz yok eğer benim gibi 2024’de okumuş olsanız, Avrupa’nın 2. Dünya Savaşı’na nasıl yuvarlandığını anlamış olurdunuz.
Şimdi bu kitap neden bu kadar gerçekçi? İncelemeye buradan giriş yapmam daha doğru olur diye düşünüyorum. Joseph Roth bir gazeteci. Bu sebeple Avrupa’da daha doğrusu Avusturya ve Almanya’da olan olaylara hâkim bir isim. Dahası gazetelerde yazılanlardan daha derin bilgilere sahip. Bu bilgilerin bir kısmı kanıtlanmış bir kısmı ise o zamanlar kanıtlanamamış. Kendi araştırmalarını toparlayıp bu kitapta romanlaştırmış. Muhtemelen 1923 yılında bu kitabı okuyan biri amma da abartmış derdi. Ancak tarih, bize bu kitabın aslında insanlığa özellikle de Avrupalılara bir uyarı yaptığını gösteriyor.
Kitaba geçecek olursak, Theodor Lohse savaştan dönmüş bir gençtir. Kötü giden her şeyin en başta yenilginin sebebini Yahudiler olarak görmektedir (Tıpkı Hitler gibi). Ancak kaderin bir cilvesi, zengin bir Yahudi ailesinin çocuğuna ders vererek geçimini sağlamak durumunda kalmıştır. Bir süre sonra gizli bir örgütle yolları kesişir. Bu örgütün fikirleri Theodor ile benzeşmektedir. Theodor kendini deyim yerindeyse bu örgüte ve ona biçilen rollere kaptırır. Bundan sonra tek amacı bu örgütte ne pahasına olursa olsun yükselmektir. Tam bir pragmatiktir Theodor. Cinsel ilişki, cinayet, adam satma, gammazlama, kumpas aklınıza gelebilecek her yolu mübah olarak görmektedir. Kendine bir oyun alanı bulmuştur ve bu oyun alanında yükselmek için yapamayacağı şey yoktur. Zamanla yükselir de. Ancak bu yükselme Avrupa’yı kara günlere sokacaktır.
Bunu incelemede çok belirttim ama kitap 1923’de yazılmış. Dolayısıyla bu kitabın yazıldığı tarihte ne Birahane Darbesi ne Reichtag Yangını ne de Kristal Gece yaşanmıştı. Ancak bu yaşanacakları kitabında tek tek anlatmış Joseph Roth. Nasıl bir öngörü aklım almıyor. Çoğu insanın komplo teorisi deyip geçeceği şeyler bir bir gerçekleşmiş. Şimdi bu kitapta yazılan ancak kimsenin bahsetmediği başka bir konu daha var. Bu örgüt ki gerçek ismi Thule Cemiyeti’dir, bu örgüte en büyük maddi yardımın Yahudiler tarafından yapıldığıdır. Bu gerçeği okuduğum ikinci kitap bu. Diğeri Aytunç Altındal ’ın Bilinmeyen Hitler kitabında geçer bu Yahudi desteği. Konu ile ilgilenip henüz okumayanlara tavsiyemdir bu kitabı okumanız. Bilinmeyen Hitler bana göre Aytunç Altındal ın yazdığı en iyi kitaptır.
Kitaba yönelik bazı eleştirilerim de var. İlk eleştirim edebi dilinin çok zayıf olması. Muhtemelen bunun sebebi Joseph Roth ’un yazdığı ilk roman olması. Kitap okurda şöyle bir hava uyandırıyor; çok kalın bir romanın özetlenmiş hali. Olaylar arası kopukluk çok fazla. Diyalog desen o da yok. Bir de edebi olarak iyi olsaydı, bu kitap muhtemelen okunması gereken 100 eser arasına girerdi.