Yaşandıkça Tükenmeyecek Hakikat
8/10
·224 syf.··
2024 14. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 15 Haziran 2024 19:17
Bazen bulacağını düşündüğü için değil, başka bir seçeneği olmadığı için arar insan. Gitmekle geçer mi bilinmez ama sanki geçecekmiş gibi gidilir ve satırların arasında bırakılan boşluklarda görür insan kendini. Kim bilir, belki de gelmesi beklenen aşk; satırların arasında bulur insanı.. Fesleğen'in gelişini her an büyük özlemle bekleyen yazarımız Hikmet Anıl Öztekin okuyucuyu yine bir merakla ve duygu dolu sözlerle yazmış olduğu eserine kilitlemeyi başararak serinin tamamlanması için destekleri üzerine çekmeyi başarmış ve Eyvallah 2 nin tavsiyeye yakışır bir ürün olduğunu gönül rahatlığıyla söylemeye layık olduğunu göstermiştir. Nereye giderseniz gidin, eninde sonunda aynı adrese geri dönecek olduktan sonra bütün gurbetler seyahattir sadece; oysa dönecek bir adresi olmayan için her adım, bitip tükenmek bilmeyen, sonsuz bir arayıştır. Arayış amacıyla çıkılan yolda yükselmek için olabildiğince hafif olmak gerekir. Gitmek için, ağır yüklerinden arınmalıdır insan. Ne kadar az yük, o kadar uzun yol demektir. Belki güzel olan sadece aramaktır. Bulmaksa yolda yaptığın en büyük kaza. Hiç bulmamak lazımdır belki ama hep bulabilmek umuduyla yükselmek lazımdır göklerde. Mevlana Celaleddin-i Rumi 'nın da dediği gibi: "Aramakla bulunmaz, lakin bulanlarsa hep arayanlardır." Sevmek için çıkılan bu yolda önce sevmenin ne olduğunu anlamalıydı insan. Sahi nedir sevmek? Bir muma ateş olmak mı, yoksa yanan ateşe dokunmak mı? Belki de yıllarca bir yanlışa sapmamak için kendi çayını kendi demleyen o gencin iffetidir sevmek, sevdiği belki bir gün okur diye şair olmaktır sevmek.. Sevmek, bir dokunma maksadından ötede durur. Sevmek; ateşi, ateşin içine girip yanarak anlatmaktır. Yanarsın ve artık ismin değişir. Sen bir âşıksındır. Yolun hayır olsun. Cennetin kapısı sana açılmıştır. Tertemiz bir sevdaya yazılır ismin. Bazen öyle seversin ki yaratılmış diğer kelimeler gereksizmiş gibi gelir, sadece "Seviyorum" diyesin gelir. Sevmek demek, illüzyonu fark edip asıl meseleye geçmektir ve insanın kendi içinde yapabileceği en büyük devrimdir. "Sevmek derdi beni boğar" diyen Yunus Emre de bize tam olarak bunu anlatmak istemiştir. Çünkü derdi olan insan değerlidir ve dert insanı ya kâşif yapar, ya fatih yapar, ya şair yapar ya da sanatkâr.. Mühim olan da insanın bu esnada ruhuna sabrı öğretmesidir. Sabır çaresizlik içindeyken karar vermek değildir, kötülüğün içinde iyi kalabilmektir. Bütün sokaklar sana açıkken, herkes seni bir yanlışa çağırırken yalnızca bir sebep için beklemektir sabretmek. Gideni geri döndürmek değil, onu beklemektir sabır, karanlıkların içinde aydınlıkları hayal etmektir, tohumun içinde gizlenen papatya tarlasını görmektir, demlenmektir sabır.. Öyle bomboş oturup hareketsiz kalmak değildir. Hareketsizliğin içindeki müthiş eylemdir. Hem de dünyanın en nahif, en incelikli eylemi.. Karların altında uyuyan güneşi görmektir sabır, kıştan sonra baharın geleceğini bilmektir. Gurbetlerin sonundaki tren sesini işitmektir. Kavuşmaların kokusunu duymaktır. Sabır uyku hali değil, uykudan uyanış halidir. Sabrın sonunda alınan malzeme neyse sonuç da ona meyleder. Son, başa benzer. Her soruya bir cevap düşer. Tohumu ekmek sorudur, cevabı verecek olan topraktır. O tohumun filizlenmesi de filizlenmemesi de bir cevaptır. Şu âlem bir dağa benzer, ona nasıl seslenirse öylesini işitir insan. Dağa iyi diye bağırıp kötü diye işiten olmamıştır. Bir insanın her hareketi sorudur, karşılığında aldığı sevinç, üzüntü, keder de cevaptır. Güzel bir cevap alınca Allah'a şükretmeli, kötü bir cevap alınca da tövbe edip doğru soru sormaya çabalamalıdır. Mühim olansa insanın hangi sonuçla karşılaşırsa karşılaşsın isyan etmemesidir. Bu ilmi Tasavvufla öğrenir ve uygularız çünkü tasavvuf, insana yokluğunu öğretme sanatıdır. Fani olan her şeye yüz çevirip, baki olana talip olmayı öğretir. Kalabalığın içinde insanlar varken kimseye dokunmadan, kimseyle konuşmadan yalnız başına yürümeyi öğretir. Tasavvuf felsefesi mutlu hayatın anahtarını pazarlamaz. Zorlu bir yolculuğun içinden huzurla geçip gidebilmeyi öğretir. Huzur da herkesin canı istediğinde dolaptan çıkarıp alabileceği bir eşya değildir. Huzur için emek gerekir, sabır gerekir, ilim gerekir, anlayış gerekir, inanç gerekir.. Eserin sürükleyici anlatımının her yaştan okuru cezbedebileceğine inancım tam, bu nedenle herkese tavsiye ediyorum ancak Hikmet Anıl Öztekin 'in Fesleğen'e hâlâ ulaşamamış olması ve ilk kitabında Eyvallah 1 de de çok benzer bir sonuçla esere son vermesinden dolayı final beklentilerimi az da olsa karşılayamamış ve 2 puanımı kırmama sebep olmuştur. Ancak hakikati bulma yolunda atılan adımlarda herkesin büyük destekçisi olacağını düşünüyorum çünkü insan yemekle değil, bilmekle doyar; dünyayı bildiğinde dünyaya olan açlığın kaybolur ve aslolan şudur ki çok bilenler değil, hakikati bulanlar kurtulur.
Edebiyat
Eyvallah 2Hikmet Anıl Öztekin · Hayy Kitap · 20176,3bin okunma
··
1.534 Gösterim
6 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Güzel bir inceleme olmuş, efendim, kaleminize yüreginize sağlık, okuma listeme alıyorum teşekkürler🙏
Büşra Küsken
Gönderi Sahibi
Ben teşekkür ederim efendim, beğenmenize çok sevindim ve çok mutlu oldum gerçekten; sağlıkla ve mutlulukla kalmanızı temenni ederim..
.. sevmenin ne demek olduğunu anlayamadı insanoğlu, o yüzden arayışta ya. "Kötülüğün içinde iyi kalabilmek" bu öyle olurlu ama öyle zor ki. Agzina sağlık harika bir inceleme olmus. EyvAllah'ın ilk kitabını okumuştum. Bu kitabı okumak farzolsun. Huzurla, iyilikle kal. ❤️
Büşra Küsken
Gönderi Sahibi
Beğenmenize çok sevindim, destek olabildiysem ne mutlu bana, siz de mutlulukla kalın 🍀🌝
Çok güzel yazmışsınız 💐 kaleminiz daim olsun 😊
Büşra Küsken
Gönderi Sahibi
Teşekkür ederim canım benim 🌷🩷