Puan vermedi·128 syf.··
2017 111. kitabı
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 07 Ekim 2017 17:49
Büyük olasılıkla bir daha Yusuf Atılgan okumayacağım. Anayurt Oteli benim için Yusuf Atılgan'ın kitabı olmaktan çok Ömer Kavur'un 80'lerde çektiği ve çok da beğenilen filmiydi. Tabii filmin kitaba kıyasla oldukça sansürlü olduğunu söyleyebiliriz. Filmdeki karanlık atmosfer meğerse kitabın ışıklandırılmış haliymiş, zira kitabı okurken hakikaten bunalıma girdim ve bitirmek için acele ettim, kitapta Zebercet çok çok daha soğuk ve bence ürkütücü birisi. Doğru bir gün de değildi belki bu kitabı okumak için, bilmiyorum, keşke okumasaydım açıkçası. Hiç kimsenin iç dünyasının böylesine bozulmuşluğuna, çürümüşlüğüne tanık olmak istemiyorum. Kitabın üslûbu hakkında ise bilinç akışı tekniğinin kullanıldığı kısımları düşünerek özellikle başlarda oldukça ilginç olduğunu ve iyi bir etki bıraktığını düşündümse de kitabın ortasından itibaren yazarın ne yapacağına karar verememiş bir şekilde yazdığını, bunun bir karmaşa yarattığını, bu karmaşanın zebercet'in dağılmış ruh haline uyduğunu düşündüm, ama bende antipati yarattı açıkçası. Kitaba haksızlık etmiş olabilirim, Anayurt Oteli ne de olsa bu ülkenin en iyi eserlerinden birisi olarak kabul ediliyor. Belki bazı eserleri gerçekten doğru zamanda okumak gerekiyordur. Hepinize iyi okumalar.
Anayurt OteliYusuf Atılgan · Can Yayınları · 202337bin okunma
··
330 Gösterim
5 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Sevgili Cem, kitabın yarattığı kapkara atmosferi hissettiğimde, bunu nasıl başardığını düşündüm yazarın. Aylak Adam'da da çok başarılı bir şekilde hissettiriyordu kahramanın ruh halini. Bilinç akışı kullanıyor ya, ondan olmalı diye düşündüm. İyi de her iki romanda da anlatıcı 3. tekil şahıstı ki? Bilinç akışının kullanıldığı eserlerin hemen hepsinde anlatıcı 1. tekil şahıs olmaz mı? Ben öyle görmüştüm öyle okumuştum onca yıl. Aylak Adam'da fark ettim önce, bilinç akışını yapan anlatıcıydı. Bunu tabii ki sonradan, ikinci okuma zamanlarımda fark ettim. İşin garibi ilk okuma zamanlarımda beni rahatsız edici bir şeyler hissetsem (üslup olarak) mutlaka anlayacağımı düşündüm.. Anlamamıştım zira. İkinci okumamda fark ettim ki, kulak tırmalayan bir şey yoktu üslupta. İlk okumamda fark etmemem bundandı işte. Kelimenin tam manasıyla şok oldum. Modern roman diliydi ya bilinç akışı, ve 1. tekil şahıs anlatıcıydı, 3. tekil şahıs tanrısal anlatıcıda da olabliliyormuş ve ben romanın ahenginden bunu fark etmemiştim. Belki de başkaca da romanlar vardı bu tarzda yazılan. Ahengi romanların, fark ettirmemişti bunu bana. İnanılmaz yaratıcı buldum. Anayurt Oteli'nde 1. tekil şahıs doğrudan cevap yerine aklından geçenleri veriyordu. Bir bilinç akışı olarak. Sonra kısacık cevabı geliyordu. Bir de anlatıcı 3. tekil şahıs da anlatımını aynı şekilde yapıyordu. Duyguyu o kadar yoğun veriyordu ki, okur karalar bağlıyordu. Kaçacak yer bırakmıyordu yazar. Bir yandan kahraman, bir yandan anlatıcı. Her ikisi de bilinçten geçenleri kusuyordu. Temiyle alakalı romanın, okura kalmış görüşü. Bu anlamda senin yazdıklarını anlayabiliyorum elbette. Ama sana bırakıyorum. Bana kalırsa modern edebiyatın bir devi de YA'dır. Modern edebiyat YA'dan sonra bitmiş olmalı Türkçe yazılan romanlarda. Tabii bu benim fikrim. Kalemine sağlık.
Cem
Gönderi Sahibi
aynı hataya ben de düşmüştüm Mehmet :)
Aylak Adam'ı okuyun lütfen. Anayurt Oteli'ni ilk okumak gibi bir hataya (kitabı sevenlerin affına sığınarak) ben de düştüm. Zebercet benim de kabusum oldu, zaten Yusuf Atılgan'ın amacının edebiyat tarihinde unutulmaz bir karakter yaratmak olduğunu okumuştum. İsmiyle cismiyle evlerden ırak çürümüş bir adam.
Cem
Gönderi Sahibi
Başarmış gerçekten, değil mi? Aylak Adam da çok bilinen bir diğer eseri yazarın. İleride okumak üzere bir kenara not ediyorum. Teşekkür ederim.:)
Bu eseri okurken bende sizle aynı şeyleri hissettim. Çok zorlandım okurken. Ama Aylak Adam'ı okumanızı kesinlikle tavsiye ederim.
Cem
Gönderi Sahibi
Her gün. Tuz ve tatlı kesinlikle çok kontrollü tüketilmeli diyor.. Hiç tüketmeyin demiyor:))
Rogojin Hocam, Anayurt Oteli gerçekten de psikolojik olarak okuru aşırı derecede zorlayan bir eserdir. Yusuf Atılgan'ı severim.. İlk olarak Aylak Adam okunmalı Atılgan'ın eserlerinden.. Ki, en beğenilen eseri de budur. Şahsen benim veya kitabı beğenen okurlar, (öyle sanıyorum ki onlar da benimle hemfikir) Zebercet'in içinde olduğu psikolojik durumu (rahatsızlığı), bu kadar ustaca yansıtmış olmasıdır. Bu eseri, belli bir yaş olgunluğuna erişmiş insanların okuması (hatta onların da dikkatli olması) gerekir.
Cem
Gönderi Sahibi
edebi olarak kavrayamamış olsam da hissiyatını almışım diyebiliriz. teşekkür ederim. işin ilginci yazıyı beğenenler arasında sizi görünce yorum yazacağınızı hissettim, yazmanızı bekliyordum..ilginç..