Martin Eden den sonra elimin gittiği ilk Jack London kitabı. Akıcı olmamasına rağmen bitirdiğimde hissettiğim duygu yoğunluğuna değerdi.
Jack London’ın Amerikada büyük ekonomik kriz yıllarının etkisiyle yazdığı yoksulluğu anlattığı otobiyografik bir kitap. Kendi ağzından hoboların yani serserilerin trenlere kaçak binmek için çektiği çileleri, dilenmelerini, bir öğün yemek için attığı yalanları, hapiste geçirdiği günleri bizzat okuyoruz.
Zenginlerin ve yoksulların yardımlaşma duygularının kıyaslandığı bölümlerde aklıma Mark Twain’in İnsan Nedir? kitabı geldi. Destekleyici olarak okunabilir.
Ayrıca otobiyografik bir kitap olmasına rağmen Jack London’un, içindeki karanlık yönleri gizlemeden ortaya dökmüş yaşadığı olayları anlatırken hiç sakınmamış ve cesur davranmış.
Akıcı olmasa da okunmaya değer.
Kitabın en sevdiğim alıntısı:
“Köpeğe atılan bir kemik hayırseverlik değildir. Hayırseverlik siz de en az köpek kadar açken onunla paylaştığınız kemiktir.”