Gönderi

Puan vermedi·248 syf.·
2017 139. kitabı
MEDENİYETE KARŞI SAVAŞAN ÖZGÜR RUHLU BİR DONKİŞOT'UN HİKÂYESİ:YABANA DOĞRU Jon Krakauer’in "Yabana Doğru" adlı romanını kitaplar konusundaki zevkine çok güvendiğim bir arkadaşımın tavsiyesi üzerine okudum. Romanı okumamı tavsiye eden arkadaşım öncelikle kitaptan uyarlanan filmi izlememi (Into the Wild) daha sonra kitabı okumamı önerdiğinde öncelikle bu tavsiyeye bir anlam veremedim. Ancak tavsiyeye uyup filmi izlediğimde kelimenin tam anlamıyla büyülendim ve aynı gün kitabı alıp okumaya başladım. Öyle ya filmi bu kadar muhteşem olan bir eserin kitabı kim bilir nasıl dopdoluydu? Büyük bir beklentiyle kitabı okumaya başladım ancak arkadaşımın daha önce ifade ettiği gibi kitap sondan başlıyordu ve bu durum en baştan sonunu bilerek okumanıza, dolayısıyla heyecanın yitirilmesine neden oluyordu oysa film kronolojikti ve sonuna kadar merak ve heyecan içinde izlenebiliyordu. "Yabana Doğru" Everest de dahil olmak üzere pek çok önemli tırmanışı gerçekleştirmiş bir dağcı olan Jon Krakauer tarafından kaleme alınmış bir biyografi aslında. Biyografi dememin nedeni, kitabın gerçek bir hikayeye dayanıyor olması ve yazarın bu kitabı yazmadan önce ciddi araştırmalar yapması ve eserini de belgelere dayandırmış olması. Kitabın yazılması talebi Chris’in ailesinden geldiği ve aile de Chris ile ilgili her türlü belgeyi ve yardımı yazardan esirgemediği için bu durum yazarın işini büyük ölçüde kolaylaştırmış. Hatta kitabın sonunda Krakauer aileye bu desteklerinden ötürü teşekkür de ediyor. "Yabana Doğru"da seçkin bir ailede büyümüş, zeki ve yetenekli bir genç olan Christopher Johnson McCandless’ın 1990 yazında Emory Üniversitesi’nden dereceyle mezun olmasının hemen ardından ortadan kaybolması anlatılıyor. Chris önce adını değiştirip ardından da banka hesabındaki yirmi dört bin doların tamamını açlıkla savaşan bir hayır kurumu olan OXFAM’A bağışladıktan sonra cüzdanında kalan banknotları da yakıp sıradışı deneyimler yaşamak için Kuzey Amerika’yı adım adım dolaştığı bir yolculuğa çıkıyor. Chris’in nihai hedefi Alaska’ya ulaşmak ve orada doğanın kendisine verdiği imkanlarla medeniyetten uzak bir yaşam sürmek. Aşırı derecede hassas ve duyarlı bir genç olan Chris aynı zamanda kitaplara da çok düşkün ve bilhassa Tolstoy, Jack London ve Henry David Thoreau’dan çok etkileniyor. Kitapta Chris’in adı geçen yazarların çeşitli kitaplarında altını çizdiği satırları da okumak mümkün. Tabii Chris’in etkilendiği ya da yanında taşıdığı kitaplar sadece bunlar değil. Bu yazarlar Chris’in en fazla etkilendiği yazarlar olduğu için isimlerini bilhassa zikrettim. Yazımın başlığını “Medeniyete Karşı Savaşan Özgür Ruhlu Bir Donkişot’un Hikayesi” olarak seçmemin nedeni, Chris’in Alaska’ya doğru yola çıkmasında kitapların derin bir etkisinin olması. Kariyeri “rezil bir 20. Yüzyıl icadı” olarak gören, hayatın insanı bezdiren rutininden çıkmak ve doğanın bir yanıyla vahşi ama bir yanıyla da ruhu derinden tatmin eden kucağına atılarak çözmek isteyen bir gencin hikayesini anlatıyor Yabana Doğru. Kitaptan alıntıladığım şu iki bölüm Chris’in doğaya sığınma nedenleri üzerine fikir verebilecek nitelikte: "İnsan bazen, nasıl da diğerlerinin usandırıcı konuşmalarının anlamsızlığından ve bütün o görkemli ifadelerden kaçmak, sözcüklerin geçersiz olduğu doğaya ya da zorlu ve uzun işlere sığınmak istiyor. Deliksiz uykulara, gerçek müziğe ya da duyumsamayla suskunlaşmış insan anlayışının kendisine."(s.227) "En nihayetinde kimseye borcu yoktu ve anne babasıyla akranlarının boğucu dünyasından azat olmuştu. Onların tecrit, güvenlik ve maddi erişim dünyasından... Varoluşun ham nabzından koptuğunu acı içinde hissettiği yerden artık uzaktı."(s.31) "Çoğu insanın yaşadığı şekliyle hayat beni hiçbir zaman tatmin etmedi. Her zaman için, çok daha yoğun ve zengin bir hayat yaşamak istedim." diyen Chris yollara düşüyor ve çok zengin tecrübeler ediniyor, yollarda tanıştığı insanlarla çok güzel dostluklar kuruyor ama hiçbir yerde sabit durmuyor, kimseye bağlanmıyor, onun bir hedefi var ve o hedefe ulaşmak istiyor. Yolda olduğu süre boyunca ailesiyle hiçbir irtibat kurmayan Chris’in kırgınlıkları, kızgınlıkları, içindeki yangınlar Alaska’ya vardıktan sonra kısmen de olsa hafifliyor ve bu yumuşama onun günlüğüne şu cümlelerle yansıyor: "Mutluluk ancak paylaşıldığında gerçektir."(s.227) Hayatı pahasına koşması gerekirse diye asla sırtında taşıyabileceğinden daha fazlasına sahip olmamaktan yana olan Chris’in geldiği son nokta dikkate değer... Yüzyılımızın insanı yalnızlığı bir sırt çantası gibi omuzlarında taşıyor. Zaman zaman paylaşma arzusu duysak da neticede yalnız olduğumuz gerçeği yaşadığımız her acı tecrübeyle biraz daha kazınıyor zihnimize. Güvenlerimiz zedelene zedelene artık kimselere bel bağlayamaz hale geliyoruz. Sevginin hiçbir çeşidini derinden yaşayamıyoruz, korkuyoruz, yaşadığımız güven zehirlenmesi kanımıza karışmış, panzehiri bulamıyoruz. Zihnimizin hapishanelerinde, kitapların sıcak kucağında, hayal dünyalarımızda yaşamak daha rahat ve konforlu geliyor, bi’ türlü çıkamıyoruz bu konfor alanından. Arada bir de olsa Chris gibi cesur yürekler çıkıyor ve bizi hayata, yolculuğa, doğaya, hakikati aramaya çağırıyor. Bu çağrıya kulak vermek isteyenler için “Yabana Doğru” doğru seçim. Herkese iyi okumalar… Eddie Vedder eşliğinde ve altı çizili satırlarımla okumak isterseniz: hercaiokumalar.wordpress.com/2017/10/12/995
Edebiyat
Yabana DoğruJon Krakauer · Siren Yayınları · 20131,301 okunma
··
819 Gösterim
4 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Merak ettim filmi:)) Önce filmi izleyeceğim. Paylaşiminizla mutlu ettiniz, siz de mutlu olun.
Hercaiokumalar /Ayşe
Gönderi Sahibi
😊Teşekkürler.
Bir sonraki okuyacağım kitap bu olacak sanırım:) Elinize sağlık.
Hercaiokumalar /Ayşe
Gönderi Sahibi
İyi okumalar Nesrin Hanım, önce filmini izleyin ama:)
Elinize sağlık Ayşe hanım.Çok kapsamlı ve güzel bir inceleme olmuş. Ben kitabı okumadım ama orjinal adını yazdığınız filmi seyretmiştim. Bu kitabın filmi olduğunu ilk defa sizden öğrendim. Bunun için de çok teşekkür ederim. Film, gerçekten hem konu itibariyle, hemde görsellik açısından muhteşemdi. Beni de çok etkilemişti. İzlenmesini de kesinlikle öneririm. Kitabı okumadım ama, film bu kadar güzelse bunun kitabı kim bilir ne kadar güzeldir şeklindeki düşüncenize ben de katılıyorum. Filmi mi izleyelim yoksa kitabı mı okuyalım diye düşünenler için benim diyebileceğim, 'en iyisi her ikisini de yapmak galiba'' cevabı olacaktır.. Bunun da en güzel örneğini, siz gerçekleştirerek açıklamışsınız zaten. Selamlar.
Hercaiokumalar /Ayşe
Gönderi Sahibi
Rica ederim. Güzel düşünceleriniz için de teşekkür ederim. Ben bazı filmlerin kitaplarını aştığını düşünürüm Mehmet Bey. "Into The Wild" de benim için o filmlerden biri oldu. Filmi o kadar beğendim ve o kadar etkilendim ki hemen kitabı temin edip okuma ihtiyacı hissettim. Kitap benim için filmde üstü kapalı geçilen bazı bölümleri netlestirmiş oldu. Esasen kitap, incelememde de belirttiğim gibi bir biyografi aslında ve belgelere dayanılarak yazıldığı için de belgesel tadında. Sondan başlaması da sürprizi bozuyor. Ben o sebeple kitabı okumamış olanlara önce filmi izlemelerini öneririm. Filmin müzikleri de muhteşem bu arada.