İncelemeniz bana daha geçen günlerde öğrendiğim ve beni çok huzursuz eden bir konuyu hatırlattı .
Yaklaşık yüz seçmenli köyümüzde 30-40 yıl öncesi bir adam zihinsel engelli bir kadına tecavüz etmiş, sonra kadının kız kardeşi ile evlenmiş. Tanıdığım insanlar oldukları için ne hissettiğimi maalesef tarif edemiyorum, kanım dondu... Bu adam ve karısı geçen sene umreye gittiler.
Bir arkadaşıma kendi öz abisi çocukken tecavüz etmeye çalışırken komşu görmüş ve annesigil bir daha onları yalnız bırakmamışlar. Yorum getiremiyorum...
Çok sevdiğim bir arkadaşıma amcası tecavüz ediyordu. Bir komşumuz gençken başka birisinin karısını döve döve kaçırmış, kadının dişleri kırılmış ve zorla evlenmiş. Bu çift de birlikte hacıya gitmişlerdi.
Din, bir perde gibi günahların üzerine örtülmüş yine.
Bunların hepsi bu küçücük köyde oluyor. Ve en acısı da herkes biliyor ama yokmuş gibi davranıyorlar. Sanki konuşulmayınca hiç olmamış gibi yeraltına öylece süpürülüyor.
İşte, yeraltı edebiyatı bunları gün yüzüne çıkarıp, bağırıyor ve toplumumuz da bunları duymak istemedikleri için tepki gösteriyorlar.
Tepki, gösterilmesi gerekene değil; dile getirene oluyor yine her zamanki gibi.
Yeraltı edebiyatının üslubu bana çok hitap etmiyor, argo kelimeler rahatsız ediyor lakin gerçeklerle yüzleşmek için okunması gerektiğini düşünüyorum. Edebiyatımızda Hakan Günday'ın bu alanda güzel kitapları var, insanı derinden sarsan. Okumadıysanız tavsiye ederim.
Tat kaçırdığımın farkındayım ama bunlar acı gerçeklerimiz, üzgünüm.
Kaleminize sağlık.