İyi akşamlar,
Beyaz Zambaklar Ülkesinde gibi “ülkesel gelişim” kitaplarını çok seviyorum. Bu tarz kitapların gerçek okuyucuların kalplerinde, birer aydınlık meşalesi yaktığına inanıyorum her zaman. Hatta öyle ki, kendimce şöyle bir düşüncem var, belki gülünç gelebilir ama bu tarz bir kitap incelemesinde bunu söylemek istiyorum: Bireylerin ilk önce “kişisel gelişim” kitaplarıyla kendilerini tanımaları ve karakterlerini oturtmalarını daha sonra ise tıpkı bu kitap gibi “ülkesel gelişim” kitaplarını okuyarak da kendilerinin, ülkesine nasıl fayda sağlayabileceğini düşünmesi gerektiğine inanıyorum. Neden önce kişisel gelişim kitabı diye soracak olursanız da şöyle açıklayayım; bir insan kendi karakterini tanımadan, o karakteri oturtmadan ve tam olarak ne istediğini bilmeden yaşadığı sürece böyle hayatınıza ve ülkenize meşale olabilecek kitaplar okusanız bile fayda sağlayacağına inanmıyorum.
Gelelim kitap hakkında bahsetmek istediğim bir kaç konuya.
Öncelikle Finlandiya için büyük bir şans olan Johan Vilhelm Snellman ‘ın çabaları gerçekten gözlerimi yaşarttı. Sıfır durumundaki bir ülkeyi, bugün dünyanın en iyi ve en örnek ülkesi haline getirebilmek için verdiği mücadele paha biçilemez. Bugün tekrar sonuçları görmek adına Finlandiya’ya bakabilseydi, gözyaşlarına boğulur ve ülkesiyle onur duyardı. Ki bir yandan da o kadar şanslı ki, ülkesi de onun değerini günümüzde de çok iyi bilip, her 12 Mayıs da onu saygıyla anıyor. Snellman’ın 1881’de öldüğünü öğrendiğimde aklıma Atatürk’ün Snellman’a ne kadar benzediği ve tam da onun öldüğü 1881’de doğduğu aklıma geldi. Her ne kadar ülkeleri için mücadele vermiş iki benzer büyük insan olsalarda, Atatürk adına yüreğimi burkan ve Atatürk adına çok üzüldüğüm bir konu var ki, o da bugün ne zorluklarla kurduğu Türkiye’sinde onu sevmeyen ve ona saygı duymayan binlerce insan var. Bir kaç satır önce Snellman için verdiğim örneği Atatürk için versem, yani Atatürk’de bugün büyük zorluklar içinde yarattığı Türkiye’sine sonuçları görmek için bakabilse Snellman gibi onur duymaktan ziyade, üzüntüden kahrolurdu. Canım Atatürk’üm.
Mustafa Kemal Atatürk , Beyaz Zambaklar Ülkesinde ‘yi öyle sevmiş ki tavsiye etmekle kalmamış, kesinleşmemiş bir bilgi olmasına rağmen tüm askeri okullarda okutulmasını emretmiş. Kendisinin de, benzer fikirlerden yola çıkarak bu kanıya vardım, bu kitaptan çok fazlasıyla örnek alıp hayata geçirdiğini görüyorum.
1928 yılında Bulgarca’dan çevrilmiş kitabımız. Dönemin Bulgar Türkleri sağolsun. Ve kitap hem Bulgaristan’da hem Türkiye’de neredeyse yüz yıl olacak, severek okunuyor. Tabi kaçımız okurken ülkemizi sorguluyoruz orası biraz meçhul. :)
Önce İsveç sonra Rusya esareti altındaki berbat durumdaki Finlandiya’nın bugün bu kadar iyi olması, sadece Snellman’a pay edilemez bana göre. Bu tamamen halkın kahramanlığıdır. Halkın gücüdür. Snellman sadece fitili ateşlemiş. Halk istese üç maymunu oynayıp, o fitili söndürebilirdi. Ama yapmadılar. Tam tersi, en iyisi olana kadar çabaladılar. Görmezden gelmek yerine, kendilerini tekrar tekrar düzelttiler. Bu kahramanlık değilde nedir? Bugün refah seviyesi en yüksek ülkeler listesindeki on devletten biri Finlandiya. Yaşam kalitesi en yüksek ülkeler listesinin 2019 raporuna göre 3. Sırada. Son beş yılda belki de çoktan birinciliği kapmıştır bile. Hatta öyle ki Birleşmiş Milletler dünya mutluluk raporuna göre 2018’den 2024’e kadar 7 yıldır üst üste dünyanın en mutlu ülkesi Finlandiya seçiliyor. Bilin bakalım bu sıralamada Türkiye kaçıncı sırada? 98.
Kimin söylediği belli olmayan bir söz var ve çok hoşuma gidiyor. Sözü ilk kez 2018’de bir Twitter kullanıcısı paylaşmış. Tüm sosyal medya bu sözü ya Haluk Bilginer adıyla ya da Tolga Çevik adıyla paylaşıyor ki bende bir dönem öyle sanıyordum. Ancak Haluk Bilginer’in kurucusu olduğu Oyun Atölyesi yetkilileri, sözün Haluk Bilginer’e ait olmadığını söyledi. Tolga Çevik’in menajeri de sözün Tolga Çevik’e ait olmadığını belirtti. (Bu detayıda 1K okuyucuları olarak doğru alıntılayalım diye dipnot olarak yazmak istedim. ((: )
Söz şu:
“‘Neden Norveç değiliz’ demek yerine ‘iyi ki Somali değiliz’ dediğimiz için gelişemiyoruz. İyiyi örnek alacağımıza, kötüden ibret alıp vicdanımızı rahatlatıyoruz. İşte bizi bu arabesk zihniyet tüketti..."
İşte tam olarak ülkemizin yaptığı hatanın bu olduğuna inanıyorum. Bir Norveç, bir Finlandiya olmak için geç kalmadığımıza da inanıyorum aynı zamanda. Tıpkı Finlandiya halkı gibi, kendi kahramanımız kendimiz olabiliriz. İlla tek bir kahramana ihtiyacımız yok. Birlik ve beraberlik olursa başaramayacağımız bir şey yok, çünkü bizler yoktan var edilmiş bir ülkenin milletiyiz. En çokta buna inanıyorum. Ve en çokta bu inancımın bir gün gerçekleşmesi için dua ediyorum.
Kitap o kadar güzeldi ki, o kadar insanın içindeki milli mücadele gücünü doruklara taşıyor ki, bunun tanımını yine kitabın 85. Sayfasından bir alıntıyla yapabilirim: “Bu kitaplar körlerin gözlerini açar. Henüz ruhu tamamen körelmemiş herkesi utandırır.”
Umarım bir gün içimizden bir Grigory Petrov çıkar ve Türkiye için de Beyaz Zambaklar Ülkesi diye bahseder. Ve halkımız da tıpkı Fin halkı gibi kendi ülkesinin kendi kahramanı olur.
Mutlaka ama mutlaka okumalı ama en çokta mutlaka örnek almamız dileği ile…
İnanılmaz etkileyici bir kitap. "Tek bir insan neler yapabilir?" sorusuna sınırsız cevaplar veriyor Snellman. Böyle bir gelişim gösteren bir ülke (Finlandiya) daha yoktur.