Merhaba arkadaşlar. Hepimize iyi akşamlar ve mutlu bir hafta sonu dilerim. Harlan Coben’den yine ilginç bir roman. İlk sayfayı açtığımız gibi olaya dahil olduk. Özellikle roman dünyasında -hatta film dünyasında da- belirli olaylar yaşanır. Ne bileyim yağmurlu bir akşamdan başlanır, bir haber gelir olaylara öyle dahil olunur, kısaca önce karakterin bir günü başlar sonra olaylar gelişir. Burada direkt sayfayı açtık, anne, kızına, abisinin hayatta olduğunu söyledi. Hikayenin temel özetine baktığımızda da bu kayıp insanlar ve arkasındaki gizemleri çözme meselesi –Freud sonrası yaşanan paranoya izleri- acaba gerçek hayatta yazar buna benzer bir durum yaşadı da etkisinde mi kaldı düşüncesini akıllara getiriyor. Yine bir katilin peşine düşüyoruz ama bu defa en sona kadar katili arayarak geliyoruz.
Sanırım bu etkileyiciliğinde bu defa kitabın ortalarında ipuçlarını araya serpiştirip olayı çözmemize engel olması yatıyor. Böyle yaptığında kalan sayfaları eminim ki çoğumuz okuduklarımız boşa gitmesin diye, bir kısmımız da kitabı tamamlamak için bitiriyor. Tabii ki bir insanın her eseri muazzam, etkileyici, alıp götüren özelliklerde olamaz ama buna yakın olduğunda insan mutlu oluyor. Sonuçta zaman harcıyoruz. Elimizde telefon akşama kadar boş kaldıkça kısa videolar seyretmek yerine okumaya zaman ayırıyorsak bunun karşılığını da elbet bekleyeceğiz. Özellikle çocukları istismar eden ebeveynlere odaklanan bir hikaye olmasını da ayrı sevdim. Müjdeyi vereyim, bundan sonra yine Bolitar serisine muhteşem (aynı zamanda saçma sapan) sıralamamızla devam edeceğiz.
Yine bu kayıp insan meselesini ele aldığımızda işlenen konulardan biri olarak karşımıza ‘İhanet’ çıkıyor. Bu insanlarımızın nefret ettiği ama yine de yaptığı, çok kötü bir özellik. Yani yoldan adam çevirip soralım, biri bana ihanet etsin ben de başkalarına ihanet edeyim, der mi? Demez. Ama iş gerçek hayata gelince bu iş öyle olmuyor. Etrafımızdaki herkesin bir şekilde bunu yapma şansı var. Ve bu ortaya büyük bir problem çıkarıyor. Güven, ne kadar önemli ve ihanete uğradığında bir insana ne şartlarda neler yaşatabiliyor bunları da görüyoruz. Hem eserde hem gerçek hayatta. Bu beni çok etkileyen meselelerden biri.
Hikayenin temelini ise tanıtımda da yer alan şu mesele oluşturuyor. Will ve Ken kardeşlerin hayatı, Will’in sevgilisi Julie öldürülünce tepetaklak oluyor. Bu dağılmanın üzerine Ken şüpheli oluyor. Haliyle kaçıyor. Pek çok çözülmemiş sorun, dağılmış bir aile ve ek olarak bizlere de merakla okunacak bir roman bırakıyor. Aynı zamanda Netflix’in romandan uyarladığı bir yapımı da mevcut. Dizi, 5 ana karakterin özelinde geliştirilmiş 5 bölümden oluşan 1 saat bile olmayan (yabancıların en sevdiğim olayı şu dizi süreleri bizim gibi tanesi 8 saat değil) bir dizisi de var.
Finali ise yani son bölüm ise adeta akşam vakti benim beynimi yakan cinsten oldu ama final finaldir ve iyi bir finale asla hayır demem. Şimdi yeniden özlediğim Myron Bolitar serisine devam edeceğim.
Daha önceki Harlan Coben incelemelerimiz ve kitapları ise şu şekilde:
#26835856#50546386#131061637#131108406#131151699#131177871#131205192#131268559#131311811#249226911#249605826#249847731
Eserleri ise şu şekilde:
Asla Vazgeçme
Bana Söz Ver - Myron Bolitar Serisi 8
Büyük Vuruş - Myron Bolitar Serisi 2
Geçmişle Dans
Geri Dönüş - Myron Bolitar Serisi 4
Hoşça Kal Demeden
İhanetin Beş Yüzü
Saniyeler Kala - Mickey Bolitar Serisi 2
Sığınak - Mickey Bolitar Serisi 1
Son Detay - Myron Bolitar Serisi 6
Şantaj - Her Günah İz Bırakır
Yüksek Gerilim - Myron Bolitar Serisi 10
Zor Oyun - Myron Bolitar Serisi 3
Hepimize iyi okumalar dilerim..