Sultan Veled buyurdu ki:
Bir gün babam (Mevlana) medresede bilgiler saçıyordu. Ders esnasında 'Gerçek mürid, şeyhinin herkesten üstün olduğuna inanan kimsedir.' dedi. Bir adam, Beyazıd Bestamî'nin müridlerinden birine: — Şeyhin mi büyük yoksa Ebu Hanife mi? diye sordu. O: — Şeyhim, dedi. — Ebu Bekir mi büyük yoksa senin şeyhin mi? diye sordu. O yine: — Şeyhim, diye cevap verdi. Adam birer birer tüm sahabeyi saydı. O yine: — Şeyhim, dedi. Adam: — Muhammed mi büyük senin şeyhin mi? diye sordu. Yine: — Şeyhim büyüktür, dedi. En sonunda: — Allah mı büyük senin şeyhin mi? diye sordu. Mürid: — Ben Allah'ı şeyhimde gördüm, şeyhimden başka kimseyi tanımam, hep onu tanırım, dedi.
Başka bir müride: — Allah mı büyük senin şeyhin mi? dediler. O da: — Bu iki büyük arasında hiçbir fark yok, diye cevapladı.
Ariflerden biri de: 'Bu iki büyükten daha büyük bir lazımdır ki bu farkı ortaya koysun.' dedi.
Allah görünmediği için peygamberler ona naip/vekil oldu. Hayır, hayır… Böyle değil. Bu naiple (Peygamberi) niyabet edileni (Allah'la) birbirinden ayırmak çirkin bir şeydir. Burada ikilik yoktur." 1
Sayfa 74 - Ariflerin Menkıbeleri, s. 265; Mesnevî, 1/42, 673-674. beyitlerden naklen74