Gönderi

Benim gökyüzümde senin kadar parlak bir yıldız yok.
Puan vermedi·216 syf.··
2024 87. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 07 Eylül 2024 15:21
"Sen sen ol, kimseyi ışığından mahrum etme!" (s. 21) Bir insanı sevmekle başlar her şey, diyordu Sait Faik Abasıyanık, biliyordu çünkü, insanı seven doğayı, hayvanları, tüm canlıları seviyordu. Peki o başlangıcı yapmak, bir insanı sevmek ne kadar mümkündü? İlk adım olmayınca, diğerleri gelmiyordu: "İnsanlar hâlâ betonları çiçeklerden çok seviyordu." Göğü Yere İndirelim ile tanışmıştım yazarın kalemiyle. Yalnızca kalemi mi, kendisiyle de tanışmış, öğrencilerimi tanıştırma fırsatı bulmuştum kurmuş olduğumuz kitap kulübüyle. "Sanırım ben buraya ait değilim." Eski okulumdu. Hâlâ özlediğim, hâlâ kendimi oraya ait hissettiğim okul. Ve öğrencilerim kalemini çok sevmiş, bu kitabını benden önce okumuşlardı yine buradan kıymetli dostların vesilesiyle... Şimdi onların vesilesiyle ben okumuş oluyorum. Okumak ne güzel bir yayılım, ne güzel bir yolculuk, insandan insana siret eden! "Gerçekten incinmişti. Ve hiç hak etmediği şekilde." (s. 110) O kitapta Afrika'yı, özelinde Kongo'yu tanımıştık, Öğrenci Değişim Programı ile oraya giden Deniz'in vesilesiyle. Bu kitapta da Afrika'nın Mbuti kabilesinden gelen Bamba Türkiye ile tanışıyor. Nasıl bir şey bu duygu tahmin edebiliyor musunuz? Bir sabah uyandığınızda çocukluğunuzda olduğunuzu düşünün... Henüz apartmanlar şimdiki kadar yükselmemiş, köylerde ya da kasabalarda yeşillikler içinde yaşıyoruz, sabah horoz sesleri ile uyanıyor, arkadaşlarınızla doğada oyunlar oynuyoruz, dizlerimiz kanıyor, salçalı ekmek yiyoruz. Evlerimiz önünde birer sokak köpeği, kedisi... Dostluklar sahi, sevdalar sahi... Ne güzel günler değil mi? Kendi dünyasından gelen Bamba da birden öyle bir değişim yaşıyor... Ama tam tersi bir değişim! Birbirleri yerine tabletleri ile oynuyor çocuklar, insanlar sohbet etmek yerine televizyon izliyor. Ağaçların yerini betonlar, dostlukların yerini çıkarlar almış... Kirleniyor dünya, bir fabrikanın kirli sularını doğaya yayması gibi hızla yayılan ve dokunduğu yerlere bulaşan bir kirlilik bu. Ve Bamba başka bir dünyanın da mümkün olduğunu anlatmak istiyor insanlara: "Çocuklar bu dünyayı güzelleştirmek için var." Bamba'nın mücadelesi de bu güzellik için... Kedi sevmeyen hiçbir mahlûkatı sevemez, diyordu Yaşar Kemal Teneke isimli eserinde. #194274321 Bu kitapta da geçiyor Teneke, genç bir kaymakamın yozlaşmış bir düzenle mücadelesi, tıpkı Bamba'nın özünü yitirmiş dünya ile olan mücadelesi gibi... Durup düşündüm, ne çok benzerlik vardı. "Ama yalnızca kötülüklere odaklanıp yaşayamayız ki... Bu, iyiliklerden vazgeçmektir." Ve ne olursa olsun iyilikten vazgeçmemeli... Dünyayı çocuklar yönetir mi bilmem ama ne olursa olsun onların kalplerinin peşinden gitmeli. Ama öyle bir dünya ki çoğu yaşamaya dahi layık görülmüyor. Biraz olsun Nâzım'a kulak vermeli: "Çocuklar öldürülmesin şeker de yiyebilsinler." Hiç değilse, "Ölüp dinlenmek istiyorum," demesinler. "Dün geçmişte kaldı, yarın henüz yaşanmadı, en iyisi bugüne sarılmalı." (s. 34) Ümitvar olmalı değil mi? "Mutsuz olduğumuzda bazen güneşin doğacağını bile unuturuz. Oysa o bütün parlaklığıyla belirip bizi utandırmayı bir görev bilir. Güneşli, mutlu sabahlar." Hiç değilse dünyaya bir çocuğun umuduyla sarılabilmeli... Onlar kadar olsun bir şeyler yapabilmeli.
Edebiyat
Yeryüzünün KalbiÖzgür Balpınar · Genç Timaş Yayınları · 20181,404 okunma
··
3.226 Gösterim
3 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Okuyacaklarıma iki kitap daha ekletti incelemeniz. Kaleminize sağlık.
Mikail Balcı
Gönderi Sahibi
Pişman olmazsınız. Şimdiden keyifle...
Harika incelemeniz, ruhumuzda tatlı bir o kadar da buruk bir his bırakıyor. Belki bir gün çocuklar ölmek yerine hak ettiği gibi yaşayacak onlara şekerler dağıtacağız. Her şey bir insanı sevmekle başlar diyor ve buna ekleme yapmak istiyorum "Her şey bir çocuğun başını okşamakla ve onlara çocukluğunu yaşama hakkını tanıyarak güzelleşecek."
Mikail Balcı
Gönderi Sahibi
Anlamlı katkınız için teşekkür ediyorum...