Ütopya denilince aklımıza ne gelir? Oğuz Atay'ın dediği gibi "herkesin istediği gibi yaşadığı o uzak ülke." Hayalini kuruyordum diye bitirir. Peki bu kitapta herkes istediği gibi mi yaşıyor? Evet ancak şartlandırma yoluyla. Çalışmanın mutluluk getireceğine bebeklikten itibaren şartlandırılırsanız çalışmak size mutluluk getirecektir. Herkes kendi çocuğunu bir şeylere şartlandırarak yetiştiriyor ister istemez. Bilim-kurgu olsa içinde bulunduğu toplumu göstermek istemiş yazar.
Kitabın ortasından konuşmaya başladım ama ana tema bu şartlandırmanın altını çizdiğini vurgulamak istedim. Öyle cesur bir dünya yaratmış ki Aldous Huxley "herkes herkese aittir." "Herkes herkes için çalışır." Cinselliğin müstehcen olmadığı, hatta cinsellik olmadığında kınandığı, "soma" ismi verilen madde sayesinde cenneti yaşadıkları bir dünya. Cennet demişken hepimizin bildiği insanlara tanrı tarafından vaad edilen en büyük ütopya cennettir. Cennette de öyle değil midir? Bazı insanlar geniş yeni dünya yazmış incelemelerine ama inandıkları cennette de bilmem ne kaç tane hurileri olacağına inanırlar:)
Soma maddesi uyuşturucu maddeyle aynı içersiniz ve belli bir süre bir sahte mutluluk yolculuğuna çıkarsınız. Somanın bir zehir olduğunu söyleyip pencereden dışarı fırlatan vahşi ve Soma bağımlısı insanların ona engel olmaya çalıştığı sahne etkileyici bir sahne oldu.
Ütopyaların aslında bir distopya olduğunu gözler önüne seren eser bana kötülük problemi hakkında belki de böylesi daha iyidir bile dedirtti ancak o zaman neden cennet ütopyası büyük bir ödül olarak sunuluyor yani bu problemi o da çözmüyor. Tanrının varlığı ve yokluğu hakkında sohbetler de var ve herkesin tanrıya inanmasındaki sebebin çocukluktan itibaren şartlandırılması olduğu söyleniyor. Bunu düşününce ya da sorgulayınca anlaması zor değil kesinlikle çok doğru bir yaklaşım olduğu aşikar. Ancak bu insanlar Cesur Yeni Dünya eserindeki gibi bunu fark edemezler çünkü sorgulamazlar.
Sorgulayan ve toplum düşüncesinden farklı kişilerin yalnızlaştığını da görüyoruz. Ve yalnız insana kötü davranılması. Bu sadece ütopya bir gelecekte değil, vahşi bölgesindeki ilkel insanların arasında da var. Gelecekte insanlar başka gezegenleri kolonileştirdiği zamanlarda da böyle olacak. Fiziki olarak farklı insanların da ayrımcılığı ve toplumun nefretini çekmesi de var.
Bir eleştiri yapıcam ilkel kabile düşünün, ve onun bir bireyi ile mutluluk üzerine tanrı felsefesi üzerine, sartlandırma üzerine mutlu olanın bedeli hakkında bir sohbet edilebilir mi? Burda ediliyor işte. Bütün dünya yüzyıllar önce William Shakespeare'i yasaklamış varlığı bilinmiyor artık bu ilkel kabile üyesi bulup yanmış da olsa bütün eserlerini okuyor. Asıl ütopya olan bu değil mi :)
Rusya'daki komünist rejim ve hitlerin bütün yaptıkları ütopya bir hayal olarak başlamıştır. Ütopyalar yani cennet hayalleri insanı yanlışlara sürükler. Ütopya diye bir şeyin olmadığını artık anlamamız gerekiyor. Her şeyin ulaşılabilir olduğu bir dünyada neyin anlamı kalır ki? Tamamen tatmin olmuş hayatlar, tatmin olunmuş hayatlarda heyecan yoktur. Fyodor DostoyevskiKaramazov Kardeşler eserinde şöyle der "İnsanlar, inkâr edilemez zekâlarına rağmen bu komedyayı ciddiye alıyorlar. Kötülük bunda zaten. Tabii acı çekiyorlar... Ama... hiç olmazsa yaşıyor, gerçek, düşsel olmayan bir hayat yaşıyorlar, çünkü hayat aslında acı demektir. Acısı olmasa zevki de olmazdı; her şey sonu gelmez bir övgü ayinine dönerdi." Her şeyde bir Fyodor Dostoyevski olması peki :)
Aldous Huxley yarattığı bu ütopya cehennemindeki alt ve üst sınıfların varlığı, her şey ellerindeyken başka insanların nedensiz zayıf ve alt sınıf olarak oluşturulduğu sorgulanıyor. Ve vahşi insanların kaderinin vahşi bölgesinde ölmek olduğu da söyleniyor. Bu tanrının her şey onun elindeyken insanları çirkin-güzel kısa-uzun hatta kusurlu eksik olarak neden yarattığı da soruluyor. Herkes mükemmel olsaydı herkes düşünen insan olsaydı herkes kavga edip savaşırdı diyor yazar ancak ben Aldous Huxley'e katılmıyorum. Onun yarattığı medeniyette bu geçerli olabilir ancak akıl ile kurulan bir medeniyette herkes gerçekten eşit yaratmış olsaydı da kavgasız ve savaşsız bir dünya olabilirdi. Falan filan işte sıkıldım burada kesiyorum.
Ithaki yayınlarının genel olarak çevirileri kötü.