Gönderi

Kâinattaki yerimi tespit..
9/10
·202 syf.··
2024 116. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 16 Ekim 2024 21:55
İlk sayfaya "ait olduğum yeri beklerken" diye not düşerek başladım kitaba. Atay'ı anlamak zor. Okumak zor. Ama okuma kültürü anlamında bir noktaya vardıktan sonra bu zorluklar artık hipnotize etkisi yaratarak sizi kendisine çekmeye başlıyor. Bir kere Atay'la aynı masaya oturduğunuzda oradan kalkamıyorsunuz. Yer yer beyniniz patlıyor, duygularınız karmaşıklaşıyor, bazen fazlaca duraksıyor ama bazense gözlerinizi alamayacak kadar zamanın hızlı akışının girdabında kayboluyorsunuz. GENEL BAĞLAMDA ATAY'IN KARAKTERLERİ Oğuz Atay’ın eserleri denince aklımıza hep romanları, öyküleri ve oyunları gelir. Ama daha da önemlisi olaylardan ve kurgudan ziyade Atay'ın yarattığı karakterlerdir. Bu negatif yüklü doldurulmuş topluluğun içinde: içsel sorunlarını çözememiş ve kendini toplumun kümesine dâhil edememiş entelektüeller, sınıf bilinci olmayan ve diğerleri tarafından acımasızca dışlanan ayaktakımları, seçenekleri hep intihara çıkanlar, cinayete kurban gidenler veya bizzat cinayet işlemeye yol alanlar ve akliyat ile delilik arasındaki ince çizgide kaybolanlar yer alır. Tüm bu kahraman tiplemeleriyle doludur Atay'ın kişiler topluluğu. Elbette bu karakterler bulundukları hikâyenin somut düzlemde birer ögesidir. Fakat öyle belirgin ve keskinlerdir ki her zaman karakterler anlatılan olayların en ön vitrininde kendisine yer bulurlar. Çünkü buna sebep olan Atay'dır. O karakterleri öyle yoğurur ki, ortaya çıkanın ekmeğin lezzetinin ana sebeblerini anlama konusunda ortak noktaya varırız. :') Atay'ın yarattığı bu olumsuz karakterler, ne katıyor bizlere diye bir soru da atılabilir ortaya. (ki bazılarının bu soruyu bir soru olarak değil de suçlayıcı bir tavırla sormaları da ayrı bir meseledir.) Burada yapılması gereken, bu karakterleri sadece negatiflikleri yönünden değerlendirmemek olacaktır. Atay'ın karakterleri son derece marjinal ve çok katmanlı ruhlara sahip karakterlerdir. Her katmanda da çevreden, bulunan dönemden, ilişkisel yaşamdan ve kültürden unsurlar vardır. Bu unsurları yakalamak bizlere çok şey katacaktır. Her ne kadar bireyselliğe bezeli karakterler olsa da toplumun yansımalarını görebilmek mümkün olacaktır. Zira Atay'ın karakterlerinde gördüğümüz olumsuzluklar sadece onlara ait değil topluma da aittir. Atay, ustalıkla yaptığı ve aynı zamanda en güçlü özelliklerinden birisi olan ironi sanatı sayesinde birey üzerinden sunduğu olumsuzluklarla aslında toplumun negatif yönlerine dem vurur. Aynı zamanda uyumsuzluk sorunlarıyla kıvranan asi ruhlu karakterlerin, başkaldıran ve hayata mağlup olan kahramanların öyküleri çokça trajiktir. Daha da trajiği Oğuz Atay'ın bu kahramanlarını, onun tiplemelerinin benzerlerine olumsuz bakıldığı bir Türk yazın dönemine sunmasıdır. Yine de tüm tepkilere rağmen Türk edebiyatımızda yeni bir devir, yeni bir soluk açmıştır Atay. KİTABA GENEL BAKIŞ Korkuyu Beklerken'i aslında roman sanıyordum ve çoğumuza göre de öyle sanılabilir. Bu kitap sekiz öyküden oluşuyor. Oğuz Atay'ı tanımak ve Atay serüvenine başlamak adına iyi bir zemin oluşturacak bir kitap. Daha ilk öyküde "Kalabalık bir topluluk içindeydi. Başarısızdı." diye sükseli bir başlangıç yapıyor Atay. Bu başlangıç ile az çok anlıyoruz ki öykülerinin çoğunda parçalanmış, soyutlanmış ve başarısız karakterler karşılıyor bizi. Hepsinin de entelektüel de olsalar en alt sınıftan da olsalar ortak paydada buluşan yalnızlıkları, belirsiz isyanları ve Atay'ın sıkça bahsettiği "kainattaki yerini tespit" etme anlamında zorlukları vardır. Öykülerin karakterleri kendi içlerinde sorunlar yaşıyor gibi gözükse de bir bakıma içinde bulundukları topluma ait problemlerin, yanlışlıkların birer yansımalarıdırlar. Karakterlerin kişilikleri toplumdan soyutlanmış değildir; aksine toplumla yüzleşmiş bir biçimdedir. Onlarda bulunan ümitsizliğin niteliği ise farklıdır; kendini aşamamanın, bir şeyleri değiştirememenin verdiği çaresizliktir. KİTABIN BAŞ ÖYKÜSÜ "KORKUYU BEKLERKEN" Kitabın açık ara en iyi öyküsüydü kanımca. Su gibi aktı geçti ama çok fazla vurucuydu.. Atay'ın dediği "Bir kenara ittiler beni; işimiz acele, seni bekleyemeyiz dediler." sözlerinin geçtiği paragrafta ise duygularımı kontrol edebilmek benim için kolay olmadı. Atay'ın kahramanlarının kendi kendisiyle sıkça alay ettiğine bu hikayede fazla şahit oldum. Bu konuda beni etkileyen bir kısmı da sizinle paylaşayım: "Yeteneklerimi, sevgisizlik yüzünden boşuna harcamıştım: Resim yapmayı becerebildiğim halde, resmini yaptığım şeyi bir türlü sevemediğim için, resimler biçimsiz olmuştu, yarım kalmıştı. Tabiatı sevdiğimi göstermek için, medeniyetten kaçan insanların görünüşüne bürünebilmek için, bu Allahın belâsı ıssız yerde bahçeli bir ev tutmuştum; fakat bahçeyi otlar sarmıştı. Hiç bir ağaç çiçek filân yetiştirememiştim buraya geldiğimden beri. İki kiraz ağacı da kurumuştu bu arada. Bir saksı bile koymamıştım; ne eve, ne de bahçeye. Gösterişten ibarettim. Bir gün trenle bir gecekondu mahallesinin önünden geçerken, bahçelerin çokluğunu, insanların ağaçlar ve çiçekler yetiştirdiğini şöyle bir görmüştüm; pencerelerin denizlikleri, saksıların ağırlığından eğilmişti. Dünya, benim gibi insanlarla dolu mahallelerden meydana gelseydi, bir beton çölüne dönerdi. İnsanlığın ve insansızlığın yüz karasıydım. Kendime acımak istedim. Mutlak bir ümitsizliğe düşmek istedim. Belki tam düştükten sonra çıkmak kolay olurdu." Böylesi ağır şeylerden sonra "Fakat, bütün bu düşündüklerimin, kelimelerden ibaret olduğunu biliyordum" diye eklemesi ise çok trajik bir durumdu. Bir karakterin kendi kendini sürekli yermesi, alay konusu yapması hem alışık olmadığımız bir şey hem de ciddi bir düzleme oturtabileceğimiz şeyler değil. Fakat Atay'ın kişilerini diğerlerinden ayıran en büyük özellik de bu aslında. Karakterlerin bu erdemleri ise Atay'ın daha önce de bahsettiğimiz ironi özelliğiyle paralel şekilde konumlanmaktadır. OĞUZ ATAY LÜGATINDAN BİRKAÇ CÜMLE Oğuz Atay, eserlerinde dil ve anlatım tekniklerinden iç monolog ve bilinç akışı tekniklerini ustalıkla kullanıyor ama bu tekniklerden bahsetmeyeceğim. (daha detaylı olarak bahsettiğim Tehlikeli Oyunlar incelememe bir bakabilirsiniz. İncelemeyi yorumlara bırakacağım.) Atay, bu tekniklerinden ziyade mizahi ve oyunbaz bir dil ustalığını konuşturuyor. Bunun da dışında Atay'ın kendine has cümle kalıpları var. Bahsedeceğim kalıpları başkaları da kullanmış olabilir bu yüzden yanılıyorsam beni uyarın lütfen. Özellikle "Babama Mektup" adlı öyküsünde çok fazla yer verdiği bu özel kalıpları sizinle paylaşacağım: 1) Eşya ile münasebetimi tayin "Kişinin nesnelerle olan ilişkisini belirlemek anlamına gelir. Bu ifade, bireyin çevresindeki eşyalarla nasıl bir ilişki kurduğunu, onlara nasıl değer verdiğini ve onları nasıl algıladığını ifade eder. Oğuz Atay’ın eserlerinde sıkça rastlanan bu tür ifadeler, karakterlerin içsel dünyalarını ve varoluşsal sorgulamalarını yansıtır." 2) Tedrici inhitat olmak "Yavaş yavaş çökme veya gerileme anlamına gelir. Bu ifade, bir sürecin veya durumun zamanla, aşamalı olarak kötüleşmesini veya bozulmasını tanımlar." 3) Asaletini tevarüs etmek "Bir kişinin soyluluğunu veya asaletini miras almak anlamına gelir. “Tevarüs etmek” kelimesi, genel olarak bir şeyin kalıtım yoluyla birinden diğerine geçmesi anlamında kullanılır. Bu bağlamda, “asaletini tevarüs etmek,” bir kişinin ailesinden veya atalarından gelen soyluluk özelliklerini devralması demektir." 4) Zillete tenezzül etmek "Zillete tenezzül etmek ifadesi, kişinin aşağılanmayı veya küçük düşmeyi kabul etmesi anlamına gelir." 5) Menfaat temini cihetine gitmek "Kişinin kendi çıkarlarını sağlama veya elde etme yoluna gitmesi anlamına gelir. Bu ifade, bir kişinin belirli bir durumda veya eylemde öncelikle kendi faydasını düşünerek hareket etmesini tanımlar." 6) Menfi neticeler tevlid etmek: "Olumsuz sonuçlar doğurmak anlamına gelir." 7) Müncer olmak: "Bir şeyin sonuca varması veya sonuçlanması anlamına gelir. Ayrıca, bir yana doğru çekilip sürüklenmek anlamında da kullanılır." SONA EN SEVDİĞİMİ BIRAKIYORUM * Kâinattaki yerimi tespit * "Kâinattaki yerimi tespit” ifadesi, kişinin evrendeki konumunu veya varoluş amacını belirlemek anlamına gelir. Bu ifade, bireyin kendisini evrenin genişliği ve karmaşıklığı içinde anlamlandırma çabasını ifade eder. Genellikle felsefi ve varoluşsal sorgulamalarla ilişkilidir ve kişinin hayatının anlamını, amacını ve evrendeki yerini keşfetme arayışını yansıtır. Bu benim öyle hoşuma giden, öyle benimle bütünleşen bir söz oldu ki sonunda yıllardır içinde bulunduğum ruh hâlime bir tanım bulabildim.. Teşekkürler!
Edebiyat
Korkuyu BeklerkenOğuz Atay · İletişim Yayıncılık · 202233,3bin okunma
··
1 +1'leme
·
2.587 Gösterim
4 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Çok iyi, faydalı ve emek isteyen bir inceleme olmuş. Okurken bir kez daha Oğuz Atay aydınlanması yaşattığınız teşekkürler. Ellerinize sağlık.
Bay F.
Gönderi Sahibi
🙏🏻💫
Bay F.
Gönderi Sahibi
Oğuz Atay'ın karakterlerindeki ki tutunamamışlık aslında çoğu insanın hayatının bi evresinde yaşadığı bir duygu. O yüzden onu okuduğumda bir psikanaliz süreci yaşıyormuşum gibi hissediyorum. Böyle detaylı bi inceleme yazmak çok fazla emek istiyor. Ellerine sağlık.
Bay F.
Gönderi Sahibi
çok teşekkür ederim 🙏🏻✨
cok güzel bir eleştiri olmus oğuz atay okumayı biraz öne çektim 🙏🏽
Bay F.
Gönderi Sahibi
teşekkürler. öne çekmekten ziyade Oğuz Atay'ın bir zamanı olduğunu düşünüyorum. o zamanı kendinizde hissettiğinizde başlayabilirsiniz