Küçük ve kısa bir kitabın içerisine bir hayat sıkıştırılmış resmen. O kadar iyi bir kitaptı ki hayran hayran okudum. Hayatı ve insanı çok güzel irdelemiş, insanın ruhundaki çelişkileri çok iyi ele almış yazar. Özellikle de kitabın son yarısında okuru öyle felsefî sorulara, öyle işin içinden çıkılmaz girdaplara çekiyor ki sonuna kadar hak veriyor ve gerçekte hiçbir şey hakkında ne kadar da hiçbir şey bilmediğinizi kabullenir hale geliyorsunuz. Şaşkın bir çocuk gibi afallıyorsunuz.
Genel olarak bahsedecek olursak soğukkanlı, hayalperest, tokgözlü, ağırbaşlı, mütevazı ve münzevi bir adam olan Fahim Bey'in anlatıldığı fakat Fahim Bey aynasından tüm insanların bize yansıtıldığı bir kitap. Fahim Bey çevresi tarafından çoğu zaman yanlış anlaşılan, türlü sıfatlarla yaftalanan, yok öyleymiş de yok böyleymiş denerek arkasından konuşulan zavallı bir adam aslında. Toplum bir bireye silahını nasıl doğrultur? Onu belli kalıpların içerisine sokup dışlayarak tabi. Fahim Bey ötekilerden öyle farklı ve değerli bir insan ki kabul edemiyorlar. Çünkü onlar kadar çıkarcı değil, onlar kadar hayatla bağı kuvvetli değil, hayallerle avunuyor, onlara göre "aptal", onlara göre "saf". Tuhaf zevkleri var. Düzenli ve yumuşak huylu bir adam belki fakat bunlar sadece toplumun onu yaftaladığı özelliklere boyun eğmesine neden oluyor, bunlarla yaşamayı kabul ediyor, belki de etmiyor ancak hayat değil de hayal dünyasındakilerle avunabildiği için görmüyor bunları, umursamıyor.
Biz de Fahim Bey üzerinden her bireyin ne tarz toplumsal dayatmalarla çerçevelendiğini görüyoruz. Bizi ve eylemlerimizi gören, duyan hakkımızda ahkâm kesiyor. Bir davranışımızın arkasında ne nedenler yattığını herkes çok iyi bildiğini sanıyor. Halbuki bakıyorlar ve öyle olmadığını görüyorlar, ama bu işlerine gelmiyor. İşte bunları babasının arkadaşı olan Fahim Bey'i anlatan yazarın (anlatıcı) ağzından anlıyoruz. O da yaşı ilerledikçe bunları fark ediyor ve Fahim Bey'i daha iyi tanımaya uğraşıyor. Kitap boyunca Fahim Bey hakkında anlattıklarıyla beraber hayat ve insan üzerine derin düşüncelere dalıyor, sorguluyor, varlık denen bu şeyi anlamak istiyor. Sorularında kayboluyor ve bizi de bu yolculukta kaybediyor.
Kitaptaki en etkileyici unsurlardan biri yazarın kişilik ve dış görünüş betimlemeleri. Muhteşem betimliyor, çok başarılı buldum. Mesela Sayfa 110'da başlayan "Fahim Bey Hakkında İlk Hislerim" adlı bölüm bu betimlemelerin en yoğun olduğu, çok güzel bir bölümdü. Ama genel olarak tüm kitaba çok iyi betimlemeler hakim. Ahmet Hamdi Tanpınar ve özellikle de Marcel Proust'a çok benzettim yazarın anlatım biçimini. Uzun uzun, sayfalarca süren betimlemelerin ardından genellemeci analizler yapması o kadar benzer ki... Bir de İstanbul'u betimlediği sayfalar var, bir İstanbulsever olarak onları da çok çok beğendim, muazzamdı.
Bir insanın yaşam boyu gelişimi çok iyi ve gerçekçi gösterilmiş. Hem Fahim Bey üzerinden hem de Fahim Bey'i anlatan çocuk üzerinden... Anlatan çocuk üzerinden onun Fahim Bey'e dair hislerinin ve fikirlerinin zaman içinde nasıl evrildiğini ve olgunlaştığını görüyoruz. Fahim Bey üzerinden de bir adamın yaşlandıkça ne hale geldiğini, ruh dünyasını, ölüm hakkındaki düşüncelerinin nasıl değiştiğini, her şeyin ne kadar geçici olduğunu nasıl da içselleştirdiğini çok net görüyoruz. Yaşlılık süreci bu kadar mı iyi anlatılır? Muazzamdı.
Son olarak kitapta kullanılan Arapça ve Farsça kökenli sözcükleri bir araya getirdim. Kitabı okurken zorlananlar dilerse buradan yararlanabilir.
Fahim Bey ve Biz Sözlüğü
Ağyar: yabancılar
Amir olmak: buyurmak
Âti: gelecek
Bîkes: kimsesiz
Esvap: elbise
Fisebilillâh: Allah yolunda, hiçbir karşılık beklemeden
Gayritabii: doğal olmayan, anormal
Gına: zenginlik
Hodgâm: bencil
Hülasa: kısacası, özetle
Hüviyet: kişilik
İbham: gizlilik
İhtiras: tutku
İktifa etmek: yetinmek
İktiza: gerekli olma, gereklik,
İnhizam: yenilgi
İnkılap etmek: değişmek, dönüşmek
İptidaî: ilkel
İstiğna: boyun eğme
Karâbet: yakınlık
Mahbes: mahpus
Mahrek: yörünge
Meşkuk: şüpheli
Mev'ut: vaat edilen
Mukadder olmak: kaderinde var olmak
Muntazam: düzgün (muntazaman: düzgün biçimde)
Mûtad: normal, alışılmış
Mutavaat: boyun eğme
Muvakkat: geçici
Mücrim: suçlu
Müflis: iflas eden
Müşkülpesent: zor beğenen
Mütemadiyen: sürekli, devamlı
Nebat: bitki
Rayiç: bir malın alım satım değeri
Safdil: temiz yürek (safdilâne: temiz yüreklice)
Sâik: sevk eden, neden, etken
Sâirfilmenam: uyurgezer
Sarih: açık, belirgin
Sathî: yüzeysel
Sıyanet melekleri: koruyucu melekler
Tabii: doğal
Tadil etmek: değiştirmek
Tahakkuk etmek: gerçekleşmek
Taksim etmek: bölüştürmek, kısımlara ayırmak
Tanzim etmek: düzenlemek
Temellük: sahiplenme
Terzil etmek: rezil etmek
Usare: öz su
Ünsiyet: alışkanlık
Vuzuh: açıklık
Zail olmak: yok olmak
Zülfiyâr: sevgilinin saçı
Kesinlikle herkesin okuması gerektiğini düşündüğüm kitaplardan biri. Ancak betimlemeli anlatımlara karşı ılımlı bir tavır takınmadan okumayın lütfen. Ben birinci okuyuşumda ılımlı değildim ve sıkılmıştım. İkinci kez okuyup okumama konusunda kararsız olanlar da kesinlikle okusun bence. Kitapta da anlatıldığı gibi, zamanla fikirlerimizde çok şey değişiyor.
Hayat nedir? İnsan nedir? Neyi ne kadar, kimi ne kadar bilebiliriz? Kendimizi bile kendimiz biliyor muyuz? İşte perde açılıyor, fikriniz kitapta olsun.